4. yüzyılda Bizans İmparatorluğu döneminde inşa edilen Blakhernai Sarayı, dönemin Konstantinopolis’i için önemli bir saray kompleksiydi. Tarihi kaynaklara göre dönemin Konstantinopolis şehrinin Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olmasından sonra şehrin nüfusu artmaya ve bu sebepten yeni yapılara ihtiyaç duyulmaya başlandı. Artan nüfusla birlikte genişleyen şehir beraberinde yeni semtler ve yerleşim yerleri ortaya çıkarttı. Bu ihtiyaçlar dahilinde ortaya çıkan Blakernai semti ve sarayı günümüz Ayvansaray bölgesinde olduğu tahmin edilmektedir. Blakhernai Saray kompleksinin günümüze gelmeyi başaran tek uzantısı ve parçası ise sarayın bir pavyonu olan Tekfur Sarayı’dır. Bizans İmparatorluğu’nun ilk sivil mimari tarzını yansıtan ve gösteren yapılardan biri olmuştur. Bu sebepten sanat tarihi açısından çok önemli ve kıymetli bir eserdir.

Tekfur Sarayı’nın hangi dönemde ya da kim tarafından inşa edildiğine dair somut tarihi kaynaklar günümüze ulaşmamıştır fakat tarih araştırmalarının bir kısmı mimari özellikleri de göz önüne alarak, Tekfur Sarayı’nın 10. veya 11.yüzyılda hizmetçilerin konaklaması için yapıldığını öne sürmektedir. Tarihi farklı tezler veya araştırmalar olsa da sarayın çok katlı olması, yapının katlarının farklı dönemlerde yapılmış olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir, çeşitli Bizans İmparatorları tarafından eklemeler yapılması da bu tezi kanıtlamaktadır. Ortak kanı ise Tekfur Sarayı’nın Geç Dönem Roma eserlerinin etkisinin hissedildiği Bizans Dönemi’nin karakteristik ve sivil bir mimari yapısı olduğudur. 

Saraya en büyük yapı ve düzenlemeler Manuel Komnenos tarafından yapılmıştır. Manuel Komnenos döneminde çeşitli bahçe ve sur düzenlemeleri ile Tekfur Sarayı en modern haline kavuşmuştur. 12. yüzyıldan sonra ise yavaş yavaş Bizans İmparatorluğu’nun yönetim merkezi olmaya başladı. Bu dönemden itibaren yabancı elçiler, konuklar ve soylular bu saraya kompleksinde ağırlandıBu durumun temel nedeniBizans’ın Konstantinpolis’in ihtişamı ve gücünü tüm Avrupa’ya kanıtlama isteğiydi. Bu ihtişam ve güç elbette birilerinin dikkatini istila amacıyla da çekti.4.Haçlı Seferi döneminde Latin İstilasında büyük hasar gördü. Bizans İmparatorluğu tekrardan Konstantinopolis’i ele geçirdikten sonra restore edildi ve tekrar kullanıma açıldı. İstanbul Kuşatmasında ise yönetim merkezi ve kara surlarına çok yakın olması sebebiyle, tekrardan büyük hasar ve yağma yaşadı. Osmanlı döneminde metruk ve köhne bir yapı halini alan Tekfur Sarayı içine 17.yüzyılda hayvanat bahçesi kuruldu ve çeşitli hayvanlar burada İstanbul halkının ilgisine sunuldu. Hatta saray 19.yüzyıla kadar çeşitli seramik ve cam atölyelerine ev sahipliği yaptı. Sarayın surlara bağlanan kemerleri 1894 Büyük İstanbul Depreminde çökmüştür. Cumhuriyet döneminde birçok kez restorasyon çalışmaları yaşamasına rağmen unutulmaya yüz tutmuş Tekfur Sarayı son birkaç senedir turistlerin yeni popüler noktası olmayı başardı. Tarihi eserler ile dolu İstanbul’da farklı bir mimari deneyimlemek isteyenlerin uğrak noktası olmayı başardı.  

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here