Bu yazımızda Endülüs mimarisi kadar bütün İslâm sanatı için de büyük bir gurur kaynağı olan Elhamra Sarayı (Kasrü’l-hamrâ)‘na doğru bir yoculuğa çıkıyoruz. Hazırsanız başlayalım!

Elhamra Sarayı, Granada: İslam mimarisinin ulaşabileceği yüksek noktalardan biri iken bugünlere ulaşmış bir şahit olan Elhamra Sarayı bugün İspanya sınırları içerisinde yer almaktadır. “Kızıl” anlamına gelen el-hamrâ sıfatıyla tanımlanması, inşaatta kullanılan kil harcın kızıla çalan renginden dolayıdır. Tarih boyunca çeşitli tahribata mâruz kalmasına ve bazı bölümlerinin yok olmasına rağmen dünya çapında bir şöhrete ve bütün İslâm eserleri arasında son derece imtiyazlı bir yere sahiptir.

Tarihine bakacak olursak; Elhamra Sarayı’nın temeli 1232 yılında, Gırnata Emirliği yani Beni Ahmer (Nasiriler) devletini kuran 1. Muhammed (Muhammed bin Ahmer) zamanında atılmıştır.

Elhamra Sarayı, daha sonra aynı aileden gelen çeşitli hükümdarlar (3. Ebu Abdullah Muhammed, 1. Ebul Haccac Yusuf, 5. Muhammed) tarafından yapılan ilavelerle genişletilmiştir.

Elhamra adı, Gırnata ve civarında Nasrîler Devleti’nin kurulmasıyla daha öne çıkmıştır. Bu devletin temelini atan Gālib-Billâh Muhammed b. Yûsuf, 1238 yılında idare merkezi olarak seçtiği Gırnata da Elhamra Kalesi’nin bulunduğu yerde, ölçüleri eskisine göre daha büyük ve istihkâm şekli bakımından daha farklı yeni bir kasabanın yani bugünkü Elhamra’nın kurulması tâlimatını verdi.

Hüzünlü bir taraf olarak, Elhamra’nın yapımı devam ederken Endülüs’ün diğer önemli iki şehri Kurtuba ve Sevilla (1236 ve 1248’de) Hıristiyan Kastilyalılar’ın eline geçmiştir ve oradaki Müslüman halk çeşitli işkencelere uğramıştır.

İslam ansiklopedisine göre, kaynaklardan, aynı yıl sona ermeden surların inşasının tamamlandığı, su ihtiyacını karşılamak amacıyla da Darro nehrinden kaleye kadar uzanan ve bir bölümü kemerli olan su kanallarının yapıldığı öğrenilmektedir.

Üzerinde bulunduğu tepenin konumuna uygun biçimde şekillenen ve bu çerçevede saray, el-Kasaba ve bir kısım idarecilerle esnafın yaşadığı şehir olmak üzere esas itibariyle üç bölümden teşekkül eden bu yeni kale-şehir de yine eskisi gibi “el-Kasabatü’l-hamrâ, el-Medînetü’l-hamrâ ve Kasrü’l-hamrâ” adlarıyla anılmıştır.

14. yüzyılın ortalarına kadar farklı krallar tarafından yeni saraylar, park, bahçe ve avlular eklenmiş. Bu süre zarfında Nazari Krallarının evi, yönetim yeri, devlet memurlarının ofisi olan El Hamra artık bir şehir yapısına bürünmüştür.

1492 yılında şehrin düşmesiyle Boabdil tarafından Kraliçe 1. Isabelle ve Kral Ferdinand’a devredilen saray ve çevresinde artık Katolik kültüründen beslenen bir yapılaşma başlamış. Takip eden yüzyıllarda esası korunan İslam dönemi eserlerine ek saraylar ve bahçeler yapılarak bugünkü şekline dönüşmüştür.

Çok geniş bir yer olmasından dolayı El Hamra ziyaretini belirli bir rota izleyerek yapmalısınız. Bu yüzden dikkatli araştırmalar yapmaya özen gösteriniz. Generalife – Saraylar – Alcazaba güzergahı ile bir yol izlenmesi en çok tavsiye edilendir.

Bugün Nazari Sarayları’nda ziyaret edebileceğiniz yerler; MexuarOratoryGilded Room avlusu, Myrtles BahçesiComares Sarayı ve Kulesi, Elçiler Salonu diyebileceğimiz Hall of AmbassadorsLions Sarayı ve AvlusuAbencerrajes HallHaremKrallar Salonu (Hall of Kings), Daraxa Bahçesi ve hamamlardır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here