İsmini büyüklerimiz hatırlar ancak genç arkadaşlarımız belki de ilk defa benden duyacaklar. Ataman Özbay gazetecilik kökenli, eczacı ve liderlik girişimlerinde bulunan duayen bir isim.

Katıldığı organizasyonlarda, “Ben artık sizler için konuşuyorum” diyerek söze başlayan Özbay, hayatından bahsederken, babadan zengin kimseler için kullanılan ‘altın kaşıkla doğmuş’ ifadesini biraz değiştirerek ‘tahta kaşıkla doğdum’ diyor. İzmit’in ücra mahallelerinden birinde doğan Özbay, şimdilerde gençlere örnek bir meslek erbabı olarak yaşamına devam ediyor.

“Kırk sene eşimin elini öptüm”

Özbay çocukluğunun güzel geçmesini küçük bir evde yaşamasından kaynaklı olduğunu düşünüyor. Bizlerin şatafatlı arzularının yanı sıra, onun hayatının gösterişten uzak hali büyük öğretiler sunmuş, ona. Aile her şeydir, evet çok klasik bir cümle ancak ilk eğitimin aileden başladığını düşünürsek aslında bütün hayatı etkileyen bir cümle. Onun hayatının en önemli kurumu da şüphesiz ailesi olmuş. Sevgi dolu bir aileden geldiği bilinen Özbay, “Babam, ölene dek annemin ellerini öptü. Ben kırk sene eşimin ellerini öptüm. O vefat etti, şimdi kızımın ellerini öpüyorum” diyerek aslında erkek ve kadın ilişkisinin nasıl olması gerektiğinin altını çiziyor.

Özbay aile hayatından öğrendiklerini, “Hayat başkalarına bir şey verebildiğim vakit güzel. Bu da aileden gelen bir şey; çünkü sevgi dolu bir aileden geliyorum. Yer sofrasında bir kaptan yemek yerdik. Hepimiz aynı anda o sofradayken o yemeğin öyle bir güzelliği vardı ki… Babam her akşam anneme “Lama da lam cime de cim anlat karıcığım” derdi. Her akşam babamın anneme söylediği güzel bir lakırdıydı bu” sözleriyle vurguluyor.

Hem eczacı hem de gazeteci

Henüz 7 yaşında bir çocukken gazete satıcılığı yapmaya başlıyor. “7 yaşımda bindiğim kamyonun frenleri patladı, hayata yuvarlandım” kitabı da başlayan hikayesinin bir özeti aslında. Özbay, Marmara Life’a verdiği bir demeçte, o günü hala çok net hatırladığını ifade ederek “Yıl 1950’ydi. Köyümüzden cuma günleri üstü açık bir kamyon kalkıyordu. Bahçecik köyüne gidiyorduk. Kamyon yokuş aşağı inerken aracın frenleri patladı. Herkes atladı kamyondan. Annem atlamadı beni bırakmamak için, Kelime-i Şehadet getiriyordu. Kamyon bir ağaca çarparak durdu. O yüzden ben bu olayı anlattığım her yerde o ağaç için “Hayat ağacım” diye bahsederim. Babam bana kazayı sorunca konuşamadım, ağlayarak odaya kaçtım. Kekeme olmuştum. Derler ya, söylemek kolay, yapmak zordur diye. “Ben söyleyemiyordum, yapıyordum” diyor.

“10 yaşından beri ailemden harçlık istemedim”

Konuşmalarında 10 yaşından sonra ailemden asla para istemedim, diyen Özbay, Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni kazandıktan sonra aşık oluyor. Fakülte öğretmenlerinden biri olan Eczacı Simten Hanım’la 1968 yılında evleniyorlar.
Aynı yıl Özbay, Hayrabolu’ya yerleşerek ilk eczanesi olan “Yeni Eczaneyi” açıyor. Ardından “Bizim Eczane” açılıyor. 1973 yılında ise Hayrabolu’nun Sesi gazetesini satın alarak Trakya’nın en büyük matbaasını kuruyor.

Vefa ile insan olunur…

Onun hayatının sırrı ise “Alime Hanım”. Her şey güllük gülistanlık değil elbette, ailesinin durumu iyi olmadığı için eğitimine ara vermek durumunda kalıyor, Özbay. İşte tam da bu sırada çıka geliyor, Alime Hanım. İzmitli öğretmen Alime Hanım üniversiteyi okuyamayacak durumda olan öğrencisinin elinden tutuyor. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde okumasını sağlıyor.
Şimdilerde elde ettiği başarılarının altındaki sebebi, Alime Hanım olarak özetliyor, Ataman Özbay ve fabrikalarının her yerine “Alime” ismini yazdırıyor. Eşinin adını bir eğitim kurumunda yaşatıyor. Vefa ile insan olunur, diyor.

Gözlerimin rengi siyah beyaz

Önce Islak mendil makinesini üretiyor. Kokusunu hiç sevmediği asetonu acaba nasıl güzel koku elde edebilirim, deyip girişiyor işe bir gün. Meyveli esanslar karıştırarak değiştiriyor içeriğini. Pamuklu asetonu üretiyor. Makyaj temizleme sularını üretiyor. Türkiye’de daha sonra da yurtdışında pazar liderlikleri elde etmeye başlıyor.

Madden ve manen başarılarla donattığı yaşamını kitap yazarak anlatıyor. Gençlere telefonlardan kafanızı kaldırıp etrafınıza bakın, diyor kitaplarında. Başkasının derdini, kendinize dert edinin, ancak böyle hayata faydalı bireyler olabilirsiniz, öğüdünü veriyor.

“Aşk Bu: Başarı ve Mutluluğun Sırrı Değerlerle Yaşamak” isimli kitabında da hayatın ne denli zorlaştırıldığını ancak tam aksine çok basit olduğunu ve sevgiyi de hayat gibi zorlaştırdığımızdan bahsediyor.

Bir de başarının sırrını farklı bakabilmek olduğunu aktarıyor, Özbay. Gözlerin ne renk, diye sorarsa birisi bunun tek cevabı yoktur. Cevap Özbay’a göre siyah ve beyazdır. Dünyaya herkesin baktığı gibi bakarsak zaten her şey olağandır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here