Ürettiği eserler ile resim sanatının en dikkat çekici ve yetenekli sanatçılarından biri olmayı başaran Caravaggio’nun, 1601-1602 yılları arasında resmettiği “Aziz Thomas’ın Şüpheciliği” adlı bu eseri, yapısı ve konuyu ele alış biçimi incelendiğinde yenilikçi yaklaşımıyla ön plana çıkan bir eserdir. Eser, ruhani kişilikleri işleme konusundaki cesur tarzı ve İncil’de yer alan Aziz Thomas hikayesine getirdiği yorumla türdeşlerinden ayrılmayı başarmaktadır.

“Aziz Thomas’ın Şüpheciliği” tablosu Hristiyan tarihindeki oldukça önemli bir olayın, benzersiz bir bakış açısıyla ele alındığı bir eserdir. Konusu itibarıyla iddialı bir işe kalkışmış olan sanatçının; Meryem’in Ölümü, Aziz Matta’ya Çağrı, Judith Holofernes’in Başını Keserken gibi eserlerinden de hatırlayacağımız üzere bu konuda oldukça cesur bir yaklaşımı olduğu bilinen bir gerçektir.

Öncelikle eserin ikonografisini inceleyecek olursak; resimde şahit olduğumuz bu an, Yuhanna İncili’nde yer alan bir olaya dayanmaktadır. Bu İncil’e göre; İsa çarmıha gerilip öldürüldükten bir süre sonra dirilerek havarilerine görünür. Bu mucizevi görünme anı sırasında orada bulunmayan Aziz Thomas, İsa’nın dirildiğini bildiren diğer havarilere inanmayarak, ancak onun kutsal yaralarını(stigmata) görür ve onlara dokunursa buna inanacağını söyler. Stigmata adı verilen bu kutsal yaralar; İsa’nın çarmıha gerildiği sırada vücudunda oluşan yaralardır. Ellerinde ve ayaklarında bulunan yaralara ek olarak, çarmıha gerildikten sonra ölüp ölmediğini kontrol eden bir askerin, göğsünün hemen altına sapladığı mızraktan kaynaklanan bir yarası da bulunmaktadır.

Havarilerinden biri olan Thomas’ın bu şüphesi üzerine İsa, bu sefer onun da aralarında bulunduğu bir vakitte havarilerine tekrar görünür. Thomas, ancak yaralarını görür ve ona dokunursa inanacağını söylediği İsa ile karşılaşınca, büyük bir mahcubiyet duyar. İsa’nın “Koy parmağını şuraya ve bak ellerime! Ver elini, koy böğrüme! Şüpheci olma, İnançlı ol!” diyerek elini tutması ve yaralarına götürmesi üzerine; Thomas inanmak için ihtiyaç duyduğu tüm delillere kavuşur ve inancına teslim olur. Bunun üzerine İsa; “Beni gördüğün için mi iman ettin? Görmeden iman edenlere ne mutlu!” diyerek inancı ve şüphesi arasında kalan Thomas’ı oradan çekip çıkarır.

İşte bu anın son derece çarpıcı bir tasviriyle karşımıza çıkan Caravaggio, aynı olayı anlatan diğer türdeşlerine göre farklı bir bakış açısına sahiptir. Bildiğimiz üzere Caravaggio, dini kişilikleri tasvir ederken; onları sıradan ve fani yanlarıyla, hatta çoğu zaman eleştirilmesine sebep olacak kadar kutsallıktan uzak bir şekilde resmetmeyi tercih etmiştir. Bu eserde de, karşımızda İsa ve üç havarisini görüyor olmamıza rağmen onların kutsallıklarını ve ruhani yanlarını vurgulayan hiçbir emare bulunmuyor. Hatta öyle ki, İsa’nın başının üstünde bir haleye dahi yer verilmemiş.

İsa’nın soluk renkli vücudu, Thomas’ın yırtık kıyafeti ve kirli elleri, havarilerin suratındaki kırışıklıklar ve şaşkınlık ifadesi, sanatçının bu kişileri kutsallıktan çok insani yanlarıyla resmetmeyi tercih ettiğini göstermektedir. Caravaggio’nun bu tercihi her ne kadar döneminde eleştirilse de, bu kişilikleri sıradan ve özensiz bir biçimde resmediyor olması, seyircinin olayı daha yakından ve çarpıcı bir biçimde hissetmesine sebep olmaktadır.

Kompozisyonu inceleyecek olursak; sanatçı, havarileri bir yay biçiminde konumlandırarak bizi Thomas’ın parmağına, oradan da İsa’nın yarasına doğru yönlendirmektedir. İsa’nın eli, şefkat dolu ve sabırlı bir hamleyle Thomas’ı bileğinden yakalamış ve elini göğsündeki yaraya götürmüştür. Bu noktaya dikkatli bakıldığında görüleceği üzere; sanatçı, Thomas’ın parmağını İsa’nın yarasına sokup etrafındaki deriyi kaldırdığı anı gerçekçi bir tasvirle işlemeyi tercih etmiştir. Bu an öylesine çarpıcı ve can alıcıdır ki, Caravaggio, “chiaroscuro” ışık tekniğini burada da kullanarak seyircinin tüm odağını burada toplamaktadır.

İsa’nın göğsündeki kutsal yarayı parmağıyla inceleyen Thomas’ın diğer eli ise, destek almak istercesine beline dayanmış vaziyettedir. Aynı zamanda Thomas’ın yüzünde, gerçekleştirdiği eylemden hoşnutsuzluk ya da iğrenme hali duymak yerine, adeta bilimsel bir gözlemi gerçekleştiriyor gibi bir ifade bulunmaktadır. Havariler, çarpıcı bir incelemenin çok hassas bir evresini takip ediyor gibi görünmektedirler. İsa ise; sanatçının en fani tasvirlerinden biriyle öylece karşımıza durmaktadır. Büyük bir sabır ve şefkatle bu incelemenin hem baş rolü, hem de gönüllüsü konumundadır.

Caravaggio, eserleri incelendiğinde rahatlıkla görüleceği gibi İncil bilgisi yüksek, aynı zamanda bu bilgiyi basmakalıp şekillerden uzak bir biçimde işleyecek kadar da cesur bir sanatçıdır. Bundan kaynaklı olarak, onun eserlerinde her zaman seyircinin aktif rol oynadığını görebiliriz. Onun eserlerini izlemek; anlattığı olaya en yakından şahit olmakla eş değer niteliktedir. Bu gerçekçi ve yakın tarzı, resim sanatının en etkileyici ve başarılı ressamlarından biri olmasını sağlamıştır.

İtalyan Barok sanatının ve Caravaggio’nun en başarılı eserlerinden biri olan bu yapıt, şefkat dolu İsa ve şüphesi ile inancı arasında kalan havarisi Thomas’ın buluşmasına tanıklık etmek isteyenler için, Almanya Potsdam’da bulunan Sanssouci’de ziyaretçilerini beklemektedir.

 

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5,

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here