Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
188

Isaac Newton bilimin en önemli isimlerinden biri. Fizikçi, matematikçi, astronom, filozof olmasının yanında bir mucit de olan Newton, bilim adına yaptığı çalışmalarla günümüzde bile adından söz ettiren tarihi bir kişilik olma özelliği taşıyor. Hareketin üç temel kanununu, evrensel kütle çekimini ve ilk yansıtmalı teleskobu ortaya koyan Newton, aynı zamanda modern bilimin babası olarak da anılmakta. Newton’un o kadar fazla çalışması mevcut ki bazıları hala gizemini korumakta.

Newton’un geride bıraktığı el yazması notları bugün bile oldukça ilgi görüyor. Bu notlar hem Newton hem de onun yaptığı çalışmalar hakkında pek çok bilgiye sahip. Kimyasal Miras Vakfı’ndaki nadir kitaplardan sorumlu James Voelkel de Newton’un bu notlarından birine 2016 yılında bir açık artırma öncesi şahit oldu. Ancak Voelkel işi gereği tecrübeliydi ve oldukça temkinli davrandı. Bu notlar sahte olabilirdi. Nitekim Voelkel daha sonra bu notların gerçek olduğunu anladı. Öncelikle Newton’ın el yazısına oldukça aşinaydı. İkinci bir sebep ise notların yazıldığı kağıtların, daha önceki notlara oldukça benzerlik göstermesiydi. Newton, notlarını yazdığı kağıtları önce ikiye katlar, daha sonra da katladığı taraflardan birini ikiye yırtarak küçük bir broşür haline getirirdi. Voelkel, Newton’ın daha önceki notlarında bunu görmüştü.

Newton’ın kağıdı bu şekilde katlaması, yaptığı deneylerin açıklamalarını daha derli toplu yapmasını sağlıyordu. Voelkel’in gördüğü notlarda da simya alanında yaptığı bazı deneylerin açıklamaları yazıyordu. Newton’ın notları, felsefi cıva yapmak için gerekli talimatları içermekteydi. Notların başlığına bakılırsa Newton’ın bu notları başka bir simyagerin notlarından kopyaladığı görülebilirdi. Notların başlığında Latince olarak “Praeparatio Mercurii ad Lapidem per Regulum Martis Antimoniatum Stellatum et Lunam ex Manuscriptis Philosophi Americani” yazıyordu. Türkçe çevirisiyle; “Amerikan Simyagerin Notlarından Mars ve Aydaki Antimuanlı Yıldız Biçimindeki Yarı Arıtılmış Maddeden Felsefe Taşı için Cıva Hazırlanması.”

Sözü geçen Amerikalı simyagerin Newton’ı etkilediği açıktı. Ancak akıllarda beliren ilk soru, simya alanındaki bu çalışmanın ünlü fizikçiyi neden etkilediğiydi. Voelkel ve diğer yetkililer bu sorunun cevabını bularak Newton ile alakalı bazı gizemlerin açıklığa kavuşacağını düşünüyorlardı. Belki de Newton bu çalışmaları modern kimyanın gelişmesine katkıda bulunabilirdi. Ne de olsa fizik konusunda Newton’ın çalışmaları oldukça büyük bir öneme sahipti. Bu nedenle bu notlar Kimyasal Miras Vakfı tarafından satın alındı ve hemen incelenmeye başlandı.

Newton’ın simya ile ilgili çalışmaları diğer çalışmalarına göre oldukça az biliniyordu. Ancak simyanın da diğer bilimler kadar Newton’ı etkilediği açıktı. Ünlü bilim insanının simya ilgili yaklaşık 1 milyon kelimelik notları bulunuyordu. Buradan da anlaşılacağı gibi simya, Newton’ın entelektüel ilgisinin büyük bir bölümünü işgal ediyordu. Bu sebeple bulunan bu notlar oldukça değerliydi. Newton’ın çok yönlü bir bilim insanı oluşu, imza attığı her çalışmayı önemli kılıyordu. Beyaz ışığın spektral özellikleri hakkındaki incelemeleri ve maddenin doğasını aramaya yönelik yaptığı çalışmaları buna en büyük kanıtlardan bazılarıydı. Üstelik Newton’ın simya alanındaki bazı deneyleri metalurjı ve metal bilimine de ışık tutar nitelikteydi.

Voelkel’e göre Newton’ın simya alanında yaptığı deneylerin birçoğunun amacı altın arayışıydı. O dönemlerde yapılan simya çalışmalarının çoğunun amacı altın üretmekti. Newton da bu amaca yönelik pek çok simya deneyi tasarlamış ve bunların notlarını da tutmuştu.

Voelkel’in dikkatini çeken notların başlığındaki cıva, felsefi cıva olarak da biliniyordu. Felsefi cıvanın yeni metaller üretmek üzere pek çok metali küçük parçalara ayırabileceğine inanılıyordu. Bu, Felsefe Taşı yapımı adına öncelikli adımdı. Efsanelere göre Felsefe Taşı, metalleri altına çevirebiliyordu. O dönemlerdeki simya çalışmalarının da amacını düşünürsek Felsefe Taşı’nın değeri oldukça büyüktü. Voelkel’in söylediğine göre o dönemlerdeki simyacılar, metallerin bileşik olduğunu düşünüyorladı. Bu sebeple metali oluşturan bileşenlerin oranlarının değiştirilmesiyle yeni bir metal elde edilebilirdi.

Newton’ın notlarındaki bir diğer dikkat çekici unsur ise Newton tarafından yazılan ek açıklamalardı. Newton, Amerikalı simyagerden aldığı notlardaki bazı bölümlerin yanına kendi notlarını eklemişti. Newton’a göre talimatlardaki bazı ölçü ve oranlar yanlıştı. Bu sebeple Newton, bu yanlış oranları düzeltti ve küçük notlar halinde talimatların üzerine yazdı. Buna ek olarak Newton, kurşun cevherinden öz elde etmek için tasarladığı bir deney sistemi için de bazı notlar tutmuştu. Üstelik bu notlar İngilizce’ydi. Ancak ne yazık ki notlarda Newton’ın Felsefe Taşı’nı yaptığına ya da Felsefe Taşı için ne kadar oranla cıva kullanılabileceğine dair bir kanıt yoktu. Yine de bu notlar simyanın Newton’ı çalışmalarında oldukça etkili olduğuna dair bir kanıt niteliği taşıyordu.

Notlar açısından dikkat çeken diğer bir unsur da Newton’ın çalışmalarını takip ettiği Amerikalı gizemli simyagerdi. Bulunan bu notlar, Newton’ı bu gizemli simyagerle birleştiriyordu. Notlarıyla ilgilendiğine göre Newton, bu simyagerin çalışmalarını yakından takip ediyor ve saygı duyuyordu. Bu gizemli simyager Eirenaenus Philalethes ya da bilinen adıyla George Starkey’den başkası değildi. Voelkel’e göre Starkey, Amerika’nın dünyaca ünlü ilk bilim insanıydı.

Benjamin Franklin’in elektrik ile ilgili çalışmalarından yaklaşık bir asır önce Starkey, 1600’lü yıllarda simya alanındaki çalışmalarıyla öne çıktı. Daha sonra Londra’ya taşınan Starkey, çalışmalarına burada devam etti. Bu sayede Newton, Robert Boyle ve John Locke gibi bilim alanında tanınan ünlü isimlere ilham kaynağı oldu. Çalışmalarına yer verdiği pek çok kitabın da yazarı olan Starkey, kitaplarında mahlas kullanıyordu. Kendisine “Gerçeğin en sevgili sevgilisi” diyen Starkey, gerçek kimliğini bu mahlas altında gizli tuttu. Öyle ki kendisinden etkilenen isimler bile Starkey’in gerçek kimliğini bilmiyordu. Indiana Üniversitesi’nde bir profesör olan William R. Newman, 1990 yılında Starkey hakkındaki bu gizemi açıklığa kavuşturdu.

Newton’ın simya alanındaki çalışmalarının geri planda kalmasının sebebi ise simyanın, geçmiş dönemlerdeki kötü şöhretinden kaynaklanmakta. Newton’ın yaşamının son zamanlarında, simya oldukça kötü bir şöhrete sahip oldu. O dönemlerdeki simyagerler, isimlerini duyurmaya oldukça meraklıydılar ki bu, simya çalışmalarının en önemli amacı olan altın arayışının önüne geçti. Bu da altın arama merakının itibarsız ve uğursuz olarak kabul görmesine yol açtı. Simyanın da altın arayışıyla ilgili güçlü bağı, onu da değersiz kılmıştı. Bu durum simya hakkındaki bazı ön yargıların doğmasına sebep oldu.

Newton, 20. yüzyıla kadar simyaya olan bu ön yargının kurbanı oldu. Newton’ın eğitim gördüğü okul olan Cambridge Üniversitesi, 19. yüzyılın sonlarında Newton’ın simya ile ilgili el yazmalarını bağışla elinden çıkardı. Newton hakkında yazılan biyografik yazılarda simya ile ilgili tek kelime edilmiyordu. Bir süre sonra bu tarz yazılarda Newton’ın simya ile uğraştığı ancak diğerleri gibi altın üretmeye çalışmadığı yer aldı. Ancak Newton da simya çalışmalarını diğerleri gibi altın üretmek için yapmıştı.

Yıllar geçtikçe ve kimyanın gelişmesiyle simyaya karşı bu ön yargı ortadan kalktı. Böylece Newton’ın da simya ile ilgili çalışmaları değerli hale geldi. Zamanında geri planda kalmış veya simyaya olan bu ön yargıdan dolayı bir şekilde saklanmış olan bu çalışmalar, birer birer ortaya çıkmaya başladı. Özellikle bu çalışmalarda ve notlarda Newton’ın isminin geçmesi, onları daha da değerli hale getirdi. Kimyasal Miras Vakfı’nın sahip olduğu cıva yapımı için gerekli talimatların bulunduğu notlar ise simya adına çıkan kitaplar için bir sembol haline geldi.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
188

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here