Kalabalık bir arkadaş grubu tatil yapmak için huzurlu bir deniz kıyısına gider. Ancak içlerinden birinin gizemli bir şekilde ortadan kaybolması herkesi yalanlarla dolu bir hikâyenin içine sürükler. Modern İran sinemasının en dikkat çeken isimlerinden Asghar Farhadi‘nin yönetmenliğini üstlendiği film, keyifli bir hayalden gerilimli bir dünyaya uzanıyor. Oscar’lı yönetmene Berlin Film Festivali’nden ödül kazandıran Darbareye Elly, aynı zamanda Tribeca Film Festivali Jüri Özel Ödülü’nün de sahibi.

Birkaç çiftten oluşan bir arkadaş grubu, uzun süredir Almanya’da yaşayan eski dostları Ahmad‘ın de onlara katılmasının ardından 3 günlük bir tatil planı yapar. Ortamın en neşeli ismi olan Sepideh, eşinden yeni boşanan Ahmed ve kızının öğretmeni Elly‘i tanıştırmak için bu tatili kaçırılmaz bir fırsat olarak görür. Artık bu coşkulu arkadaş grubu içindeki tek yabancı Elly’dir.

Film, tatile çıkış anından itibaren oldukça neşeli bir giriş yapıyor. Şarkılar, şakalar ve oyunlar eşliğinde herkesin eğlendiği ve kaynaştığı ortam izleyiciyi ilk dakikadan itibaren kucaklıyor. Zaten Elly dışından herkes birbirini tanıyor ve pek çok ortak noktaya sahipler yani grup için eğlence kaçınılmaz oluyor. Ev bulmakta yaşanan sorunlar gibi ufak pürüzler dahi keyifle çözümleniyor. Elly’nin tatilin ikinci günü eve dönme çabaları Sepideh tarafından engellenince, hikâyenin gerilim dolu kısmına adım atıyoruz.

Erkeklerin voleybol oynadığı, kadınların alışverişe gittiği sırada Elly çocuklarla sahilde oyun oynuyordur. Film boyunca Elly’i en rahat ve huzurlu gördüğümüz sahnede genç kadın, uçurtmanın gökyüzünde savruluşunu izlerken sıradan çocuksu bir mutluluğa sahiptir. Bir anda çocukların, Arash‘ın, boğulduğunu söyleyen çığlıklar ile koşuşturması uzun sürecek bir panik ortamının başlangıcı olur. Çocuğun denizden kurtarılmasının ardından ise Elly’nin ortada olmadığının fark edilir. Her bir karakterin telaş ve endişelerini uç noktaya taşıyan bu gelişme sonrasında, Elly’nin bambaşka hayatına dair ipuçları kendini göstermeye başlar.

Karakterlerimizin ruh hâllerini anlamak için yüzlerine bakmamız yeterli oluyor. Çünkü hiç biri daha bu gizemli kayboluşu kabul edemezken, gün yüzüne çıkan yalanlar ile baş etmek zorunda kalıyor. Filmde duyguları ile en çok sınanan karakter Sepideh, Elly’nin buraya gelmesine neden olduğu için kendini suçlarken, bildiklerinin yükünü de tek başına sırtlanıyor. Tüm bunların ötesinde vicdanı ve korkuları arasında büyük bir seçim yapıyor.

Ahmad ise filmin en batıya dönük yüzü oluyor. Filmin başında neşeli bir oğlan çocuğu havasında olan Ahmad çareler için başvurulan karakter. Çözüm odaklı ve gerçekçi biri olarak filmdeki dengelerin büyük oranda sağlayıcısı oluyor. Dakikalar geçtikçe soru işaretlerinin artması ise bu arkadaş grubunda gerginlikleri de arttırıyor. Bu huzursuzluğun en büyüğünün sebebi ise Sepideh’nin kocası Amir. Aslında tüm karakterlerde gördüğümüz, hatayı yükleyecek birini bulmanın getireceği rahatlık ihtimali, Amir’de daha etkili hayat buluyor. Kendisini daha güçlü gördüğü karısına karşı olan duygularını perdelemesi için seçtiği öfke, Amir’in üstünlük ve hakimiyet kurma çabasını gün yüzüne çıkarıyor.

Elly’e dair bir bulmacanın peşinden giden karakterlerimiz asla ümitlerini kaybetmeseler de, bir noktada yaşananları kabul etmek mecburiyetinde oluyorlar. Her yeni gelen bilgi ile cevaplara kavuşmak isteyen arkadaşlar, yeni soru işaretleri ile karşı karşıya kalıyor. Filmde karakterler arası gerçek ilişkiye dair ipuçlarını yavaş yavaş görebiliyoruz. Kapı arkasındaki çift tartışmaları, sözlü atışmalar gibi detaylar bu ilişkileri yansıtırken, filmin gerçeklikle bağının asla kopmamasını da sağlıyor.

Keyifli bir senaryodan bir anda yalanla bezeli bir hikâyeye geçiş yaptığımız sıralarda film, adeta yüzümüze soğuk su çarpıyor. Karakterlerin doğallığı, filmin işleyişi ve en önemlisi kamera açıları izleyiciye filmin içinde bir göz olma şansı veriyor. İzleyicide devamlı soru işaretleri bırakan Darbareye Elly, aslında büyük olaylardan ziyade detaylı işlenmiş duru bir anlatı sunuyor.

Filmde etkileyici müzikler kullanılmıyor. Bu her açıdan izleyiciyi filme dahil etmek için yapılmış, bu bilinçli tercih oldukça etkili oluyor. Güneşli bir araba yolculuğu ile başlayan filmde Elly’nin ardından güneşte kayboluyor. Soğuk, rüzgarlı ve kasvetli hava film için etkili bir arka plan. Büyük çoğunluğu tek mekânda geçen film, teknik bir başarının ötesinde psikolojik tahlilleri ve izleyiciyi arafta bırakan tavrı ile başarıya ulaşıyor. Film; Bir Ayrılık, Geçmiş ve Satıcı gibi filmleri ile İran sinemasının güçlü yönetmelerinden olduğunu ispatlayan Asghar Farhadi’nin kendine has dilini izlemek isteyenler için en duru örneklerden.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here