Illidan Stormrage, World of Warcraft evreninde çok önemli yere sahip olan ve nerdeyse her şeyini feda edip Azeroth’u kötülüklerden korumaya çalışan bir Night-elf Demon-Hunter’dır.

Illidan, ikiz kardeşi Malfurion Stormrage ile on bin yıldan uzun bir süre önce Val’Sharah bölgesindeki Lorathil kasabasında doğmuştur. Bu çocuklar birer highborne olarak doğmasa da Illidan’ın bir özelliği vardı, altın gözlere sahip olmak… Night-elflerin arasındaki kehanete göre altın göze sahip olmak geleceğe yön vereceğini, refah ve bolluk içinde yaşayacağını işaret ederdi. Belki de yanılmışlardı, çünkü bu hiç de böyle olmadı.

(Soldaki Malfurion, Sağdaki Illidan)

Kardeşler olarak çocukluk yıllarını Night-elflerin başkenti Suramar‘da geçirdiler ve Tyrande Whisperwind yani Malfurion’un gelecekteki karısı ile tanıştılar. Hep beraber avlandılar ve sohbet ettiler, büyüdüler. İki kardeşin de Tyrande’ye karşı olan aşkı büyüyüp güçleniyordu. Yaşları ilerledikçe artık kendilerine bir patika ya da oyuncu kelimeleriyle bir sınıf seçmeleri gerekiyordu. Tyrande rahibe olarak ilk adımı attı ve ondan sonra Stormrage kardeşler de Yaban Tanrı Cenarius tarafından eğitilmeye başlandılar, amaç doğayı ve doğallığı tanıyarak Druidizm‘i öğrenmekti.

(Tyrande Whisperwind)

Malfurion, Yaban Tanrı Cenarius’un öğretilerini sakin ve yetenekli bir şekilde öğrenirken Azeroth’un ilk druidi oldu, bu sırada Illidan, Cenarius’un öğretilerinden sıkılıp aceleyle daha da güçlenmek ve öğretileri daha iyi kullanmak istediğinden her seferinde başarısızlığa uğruyordu. Cenarius Illidan’a artık öğretmenlik yapmayacağını dilerse Druidizm öğretilerini kardeşi Malfurion’dan alabileceğini dile getirdi. Illidan buna sinirlendi çünkü  kardeşini bir ustadan daha çok bir çırak olarak görüyordu ve Drudizm’in onun yolu olmadığına karar veren Illidan, bir highborne olmamasına rağmen büyüyle uğraşmaya başladı. Büyüye başladıktan sonra Illidan gerçek yeteneğinin ne üzerine olduğunu anladı ve yetenekleri sayesinde Kraliçe Azshara’nın birliklerine katılmaya layık görüldü. Huzur dolu günler geçiren Illidan, Burning Legion’un gelmesiyle bu günleri geride bıraktı ve Azeroth bir savaşa girişti. Bu savaşta Illidan türlü başarılar edinerek ve önemli kişileri kurtararak Kur’Talos’un kişisel büyücüsü haline gelmişti bile, çok hızlı rütbe atlıyordu. Fakat Malfurion’un Well of Eternity‘i (Ebediyet Pınarı) yok edilmesinin Burning Legion isyanına son vereceğini söylemesiyle Illidan hayalleri suya düştü.

(Burning Legion)

Blackrook Hold (Karakarga Kalesi) düşerse Night-Elf başkenti Suramar’ın büyük tehlikede olacağını bilen Illidan kaleyi diğer silah arkadaşlarının caha pahasına korudu. Evet onların cahı pahasına… Çünkü Illidan onların hayatlarından çalarak daha güçlü büyüler yaparak Legion’u alt etti. Bunu yaptığı için çokça eleştirildi ama insanların bir şeyleri feda etmeden başarıya ulaşamayacağını vurgulayan Illidan, sahip olduğu kişisel büyücü rütbesini bir kenara bırakıp birlikten ayrıldı ve kendi yolunu çizmeye koyuldu.

Bu sırada Illidan, Malfurion’un Tyrande’yi kaptığını öğrenince deliye döndü ve Tyrande’yi geri almaya giderken yolda Azzinoth adındaki bir iblisle karşılaştı, onu alt etti ve efsanevi silahlar olan Warglaives of Azzinoth’u ele geçirdi. Kardeşini yenecek kadar güçlenmek ve Tyrande’yi etkilemek için düşman safhına yani Burning Legion’a katıldı ve bunların en kötüsü ve en büyük lider olan Tanrı Sargeras tarafından güçlendirildi. Gözleri Fel büyüsünün renginde oldu ve vücudu dövmelerle kaplandı. Çok fazla güçlenmişti ama ayrıca bir iblis olmuştu da. Illidan bu süre zarfında Burning Legion’un gerçek gücüne ve kötülüğüne de tanık olmuştu, yakılan ve yıkılan gezegenleri, masum insanları görünce Burning Legion’u alt etmeye yemin etmişti. Ne de olsa sadece güçlenmek istiyordu bir iblis olmak değil.

(Sargeras)

Illidan, kardeşinin ve sevdiği kadının yanına döndü onlara sadece iblislerin gücüne tanıklık etmek ve onları yakından tanımak için safhalarına katıldığını, onlara olan bağlılık yemininin hiçbir şey ifade etmediğini söyledi ve ne kadar eleştiriye maruz kalsa da tekrar kabul gördü. Tek sıkıntı Illidan, Malfurion’un Ebediyet Pınarı’nı yok edeceğinden korkuyordu çünkü Night-Elf’ler büyü gücünü Edebiyet Pınarı’ndan alıyordu. Malfurion’un böyle bir korkusu yoktu çünkü o gücünü doğadan ve doğallıktan kazanıyordu ne de olsa kendisi bir Druid’di. Bu yüzden Illidan gidip Edebiyet Pınarı’ndan 3 şişe doldurup sakladı. Malfurion Pınarı yok ettikten sonra Azeroth kıtalara bölündü. Bu sırada Illidan, Night-Elflerin yeni bir büyü gücüne ihtiyacı olduğunu düşünerek Hyjal Dağları‘na kaçtı ve orada bulunun göle 3 şişeyi döktü. Bunu fark eden Night-Elfler hemen Illidan’ı yakalamak için atağa geçtiler, Illidan yakalanmak istemediği için kendi ırkına çok büyük büyülerle karşılık verdi fakat Malfurion kendisine destek olan Tyrande, Maiev Shadowsong ve Shandris Feathermoon ile birlikte Illidan’ı yakaladı.

(Maiev Shadowsong ve Tutsak Illidan)

Illidan Hain olarak adlandırıldı, uzun süre bu isim onu tanımlayacaktı. Night-Elfler Illidan’ın yaptığı bu pislikler için idam edilmesini istese de Malfurion, kardeşini öldürmek istemedi ve onu Hyjal Dağları’nın altındaki Barrow Deeps’e (Höyük Mağaraları) hapsetti. Illidan, Legion’un tekrar Azeroth’u istila edeceklerini ve ona çok ihtiyaçlarını olacağını ne kadar söylese de bu sözler ona hiç yardım etmedi. Illidan sadece dokuz adım atabileceği büyülerle dolu olan bir kafeste tam on bin yıl esaret altında tutuldu, Maiev Shadowsong ve Watchers ekibi tarafından gözetleniyordu. Fakat o gün gelmişti, Burning Legion tekrar Azeroth’u işgal etmek için gelmişti. Tyrande, Illidan’ın Burning Legion’a karşı iyi bir müttefik olacağını düşündü, Kocası Malfurion’un karşı çıkmalarına kulak asmayan Tyrande Höyük Mağaraları’na gidip, gözcüleri öldürerek Illidan’ı serbest bıraktı, bu sırada Maiev başka bir görevde olduğu için Tyrande’nin suikastinden etkilenmemişti. Illidan çok hızlı bir şekilde, hiç vakit kaybetmeden Felwood’a gidip Legion’un karşısına çıkıp onlarla savaşmaya başladı. Arthas Menethil (Geleceğin Lich King’i) ile karşılaşan Illidan başta onla çarpışmaya başlasa da Arthas, Gul’dan’ın kafatasından bahsetti Illidan’a, eğer onu yok ederse Felwood üzerindeki büyünün kalkacağı ve Legion’un yenilgiye uğrayacağından bahsetti fakat Illidan’ın başka bir planı vardı, güçlenmek… Kafatasını buldu ve içindeki karanlık gücü özümseyerek bu gün karşılaştığımız Illidan haline büründü, uzun boynuzlar, toynaklar ve kanatlar. Iblis Lordu Tichondrius’u alt etmeyi başarıp Azeroth’u korusa da Malfurion, Illidan’ın artık onun kardeşi olmadığını söyledi ve onu Night-Elf topraklarından sürdü.

(Gul’dan’ın Kafatası ve onu tutan Illidan)

Yazının devamı gelecek, bir sonraki yazımda görüşürüz, sağlıcakla kalın.

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here