Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

18. yüzyıl Aydınlanma Çağı’nın öncülerinden olan filozof Denis Diderot, 1765 yılında büyük bir sefalet içindeydi ve elinde sadece kütüphanesi vardı. Dönemin Rus İmparatoriçesi Büyük Catherine, sanata ve bilime karşı duyduğu büyük saygıdan dolayı bu duruma tepkisiz kalamadı ve Diderot’u kütüphanecisi olarak işe aldı. Anlaşmaya göre Catherine, Diderot’un 25 yıllık maaşını peşin olarak verdi ve bütün kütüphanesini onun evinde durmak üzere satın aldı.

Diderot eline geçen bu parayla ilk iş olarak çok şık bir kırmızı sabahlık aldı. Sorunlar da tam olarak bu noktada başladı. Çalışmak için yeni kırmızı sabahlığıyla masasına oturan Diderot, bu ihtişamlı kıyafetiyle eski yıpranmış masasının hiç uyuşmadığını fark etti. Daha sonra koltuklarının yeni sabahlığı ve yeni masasının yanında ne kadar sönük kaldığı dikkatini çekti ve yeni deri koltuklar almaya karar verdi. Zamanla yenilediği her eşya, eski kalan eşyalarının göze batmasına sebep oldu ve bütün eşyalarının yerine yenilerini aldığında artık çok geçti. Elindeki para tamamen tükenmiş, hatta üstüne borçlu çıkmıştı. Üstüne üstlük maddi eşyalar için duyduğu arzu her geçen gün artıyordu.

Diderot’un içinde bulunduğu durumu fark etmesi çok sürmedi ve bu hareketinin nedeninin hırsları olduğu sonucuna vardı. Bu farkındalık yazarın kaleme aldığı, “Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık” adlı eserini doğurdu. Diderot bu eserinde materyalizme nasıl kapıldığını anlattı ve durumunu tek cümleyle özetledi:

“Eski sabahlığımın efendisi iken yenisinin kölesi oldum.”

Tüketim çılgınlığının gelebileceği noktalara ilk olarak değinen yazar olması sebebiyle tüketim sarmalı, bugün Diderot Etkisi olarak anılır.

Diderot etkisine göre satın alınan eşyalar artık kişinin kimliğinin parçası haline gelirler ve birbirlerini tamamlama eğilimindedirler. Bir sapma yaşandığında, yeni bir uyum için yeni bir tüketim sarmalına girilmesi kaçınılmaz olacaktır. Diderot yaşadığı hissiyatı ve durumu şöyle açıklar:

”Uzun siyah çizgilerin izinde bana sunduğu hizmetleri görebiliyordum. Bu uzun çizgiler edebiyatçı, yazar ve çalışan bir adamı simgeler. Hiçbir işe yaramasa da zengin bir eşyanın havasına sahibim artık. Kimse kim olduğumu bilmiyor. Eski sabahlığım beni çevreleyen diğer paçavralardan biriydi. Hasır bir koltuk, ahşap bir masa, Bergamo’dan bir halı, birkaç kitap tutan bir ahşap tahta, köşelerinden duvardaki örtüye asılmış çerçevesiz birkaç dumanlı baskı. Bu baskılar arasında üç ya da dört parça sarkık sıva oluştu; eski sabahlığımla birlikte ne uyumlu bir sefalet.”

Başta masum gibi duran tek bir alım, Diderot’un durumunda olduğu gibi kişiyi zamanla önünü alamayacağı bir duruma götürebilir. Tek bir adımla başlayan tüketim döngüsü, aslında ihtiyaç olmayan şeylere karşı duyulan arzuya dönüşüyor ve bir süre sonra kişinin kontrolünden çıkıyor. Zaman içinde farkındalıkla çözülebilecek olsa bile, aslında bu döngüden kurtulmanın en iyi yolu hiç başlatmamaktır. Çünkü konu maddi bir nesneye duyulan arzu ise, getirdiği mutluluk çok kısıtlı olacak, hatta bir sonraki maddi nesne için olan arzuyu arttıracaktır.

Yeni bir ev alındığında eşyalar göze eski gözükecek, yeni bir pantolon alındığında ise altına giyilecek ayakkabılar eski gözükecektir. Neredeyse her nesnenin dünya üzerinde daha lüksünün ve bir üst modelinin bulunduğunu göz önüne alırsak, ihtiyaç olmayan bir nesnenin satın alınışının nelere sebep olabileceğini Diderot Etkisi‘ne uğramadan görmüş oluruz.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here