İnsanlığın gördüğü en büyük savaş olarak akıllara kazınan, tüm dünyayı olabilecek en kötü şekilde etkilemiş İkinci Dünya Savaşı, başladığı andan itibaren moda tarihinde köklü değişimlere sebep oldu. 1939’da başlayan savaş, yaklaşık altı yıl sürmesine rağmen modaya olan etkileri günümüzde de devam etmekte.

Savaşın patlak verip Alman güçlerinin Paris’i işgal etmesiyle New York’taki modacıların Fransa’daki defilelerden ürün kopyalama devri sona erdi. Paris’ten uzaklaşan Amerika, kaynak yetersizliğinden dolayı kendine moda sektöründe yeni bir yer ararken ortaya spor giyim modasını çıkardı. Almanya, moda merkezi ünvanını Paris’ten alıp Berlin’e kazandırmak istiyordu ki çoğu moda evinin Berlin’e taşınmasıyla bunu bir süreliğine de olsa başardı. İşgal altındayken Fransa bayrağı renklerinde tasarım yapan Madame Grès’in moda evi Alman güçleri tarafından kapatıldı. 25 Ağustos 1944’te Paris İşgali’nin bitmesiyle Fransa’da 53 modacı, seyahat eden bir sergi oluşturdu. Berlin’in kısa süren moda merkezi girişimi Paris’in lüks modayı tekrar eline almasıyla sona erdi. Amerika gençler sayesinde spor giyimin devi haline geldi. Amerika’dan sonra Avrupa gençlerine de yayılan spor giyim modası, üniversite kampüslerinden caddelere kadar hükmünü sürdürdü. Tarihte ilk kez modayı gençler yaratmış oldu.

Savaşın moda üzerindeki soyut etkilerinin yanı sıra halk daha kötü bir seviyedeydi. Doğal kumaş stoklarına el koyuldu. Yün tedariki askeri gereksinim için 204.000’den 136.000’e düşürüldü. Kıyafetler ve yiyecekler karneyle dağıtılmaya başladı. Devlet, make do and mend”  (Yap ve Onar) kampanyası başlatarak insanları eski kıyafetlerini geri dönüştürmeye teşvik etmeye çalıştı. Her konuda tasarrufu sağlamak için kıyafetlerdeki cep sayısı azaltıldı. Atölyeler modaya değil savaşa hizmet ediyordu. Bu sebeple halk kendi kıyafetlerini yapmak zorunda kaldı. Savaşa giden erkeklerin kıyafetlerinden, perde ve battaniyelerden, paraşüt malzemelerinden, endüstriyel atıklardan ve hatta şişe kapaklarından kıyafetler üretildi. Fermuar halka yasaklandı. Naylon çorapların üretimi durduruldu. Kadınlar, bacaklarının arkasına çorap görüntüsü vermek için siyah bir çizgi çizmeye başladı. Erkek nüfusunun azalmasıyla kadınların sosyal konumu değişti ve daha önce kadın işçinin görülmediği alanlarda kadınlar hizmet vermeye başladı. Böylece üniformalar gündelik yaşamda giyilmeye başlandı. Kir tutmasını engellemek için tüm kıyafetlerde koyu renkler kullanıldı. Siren sesleriyle aniden sığınağa kaçmak zorunda kalan insanlar için büyük cepli pelerinler yapıldı.

Ayakkabılarda deri kullanımı yerine mantar kullanımı ortaya çıktı. Ferragamo, kama topuk ve kafes topuğu piyasaya sürdü. Wedge ayakkabılar savaş simgesi haline geldi. Zengin kesim için çantalara gaz maskesi gözü yapıldı. Ajan olarak kullanılan kadınlara, -hala günümüzün de modası olan- küçük gözlü ve yılan derisi desenli çantalar yapıldı.

 

 

 

O dönemlerde elbiselerin ve süslerin yasaklanması sebebiyle henüz bir kısıtlama getirilmemiş şapkalar, kadınların dili haline geldi.

Metal kompakt kutularının üretimi durdurulduğu için kozmetik sektörü düşüşe geçti fakat ileri gelenlerden Max Factor, ürünlerini plastik kutularda satışa sundu. Kozmetik ürünlerini alamayan kesim pancar suyundan ruj, çizme cilasından rimel yapmaya başladı.

 

2 Eylül 1945’te savaşın son bulmasıyla insanlar yavaş yavaş nefes almaya başladı. Yamalı, kirli ve eski kıyafetlerden sıkılan halk, süreç içerisinde savaş zamanındaki kıtlığa tepki olarak bolluğun ve lüksün simgesi olan uzun montlar, tam kesim pantolonlar, çan etekler giymeye başladı. Naylon çoraplar tekrar ortaya çıktı. Üstünde limuzin, gün batımı, pin-up kızları desenleri yapılmış el boyaması kravatlar üretilmeye başlandı. Büyük bir değişiklik sayılan Hawaii gömlekleri, California ve Florida’da popülerleşti. Gömleklerin canlı renklerden ve özellikle çiçek, meyve gibi desenlerden oluşması insanlığın savaşa ve belki de savaştan önceki yaşam tarzına bir tepkisiydi. 1950’lerde cigarette dar pantolonlar, toplar, kısa ceketler (1949’a kadar devam eden erkek ceketi modasının aksine) ve mini etekler kadın modasını ele geçirdi. 1960’larda pret-a-porter (hazır giyim), rafa kaldırılan arşivlerden esinlenerek topluma sunuldu. Spirella korseler tasarlandı. İnsanlar artık rahatlamaya ve savaşı geride bırakmaya hazır olduğunu gösteriyordu.

Savaş, moda üzerinde büyük etkiler bıraktığı gibi bir nebze de olsa cinsiyet ayrımcılığı problemini çözdü. Erkeklerin savaşta olmasından dolayı kadınların madenlerde, fabrikalarda çalışması kadının toplumdaki statüsünü yükseltti. Bu sayede Uniseks üniformalar ortaya çıktı.

Sosyolojik ve psikolojik problemleri ardından getiren savaş, modayı da geri dönülmez bir sürece soktu. 2019 modasına baktığımızda bile savaşın moda üzerinde bıraktığı izleri hala görmekteyiz. Peki savaş, o eski zarif ve feminen elbiselerin, büyük ihtimalle çok rahatsız korselerin, süslü ve pahalı aksesuarların sonunu getirerek bir bakıma modayı katletmedi mi? Artık tercih ettiğimiz kotlara, t-shirtlere, joggerlara, taytlara baktığımızda hepsi bizi tembelleştirmiş, zarifliğimizden uzaklaştırmış gibi duruyor.

Kaynak: 1, 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here