Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Fatih Sultan Mehmet’in 49 yaşında aniden vefat etmesi üzerine tahta en büyük oğlu II.Bayezid çıktı. Babası gibi otoriter olamayan Bayezid, yumuşak bir politika izleyeceği düşünüldüğü için vezirler tarafından çok büyük bir destek görüyordu. Fakat aynı zamanda Fatih’in diğer oğlu olan şehzade Cem de veraset sistemi gereği saltanat makamında hak iddia etti. Bu nedenle ordusuyla Bursa’ya kadar gelip adına sikke bastıracak ve hutbe okutacaktı. Hatta ilk karşılaşmada Bayezid’in kuvvetlerini yenilgiye uğratmayı bile başardı.

Cem Sultan ve II.Bayezid

Cem Sultan’ın yaklaşık 3 hafta kadar Bursa’da hükümdarlık yapması Bayezid’i oldukça sinirlendirdi. Mizacı gereği sert bir insan olmadığı için kardeşini öldürtmek istemiyordu fakat bir şeyler yapmalıydı. Kuvvetlerini yeniden toplayarak Yenişehir Ovası’nda Cem’i mağlup etti. Ardından Konya’ya doğru kaçan Cem, Mısır’a gidip Memlükler’e sığındı. Devamında da Rodos Şövalyeleri’nin himayesi altına girdi. Sultan Bayezid senelerce Cem’in tahtı ele geçirebilme tehlikesi yüzünden etkin bir fetih politikası yürütemedi. (İki kardeşin bu süreçte birbirlerine yazdıkları mektuplara buradan ulaşabilirsiniz.) Barışçıl bir siyaset izlemeye mecbur kaldı. Bu nedenle tarihçiler, onun saltanat yıllarını “Yükselme dönemi içerisindeki duraklama devri” olarak adlandırırlar.

II.Bayezid

Bir süre sonra Fransa ve Papalığın eline geçti Cem Sultan. Bu iki güç, yeni bir Haçlı Seferi düzenlemek için şehzadeyi kullanmak istediler fakat Cem aniden vefat edince bütün planları alt üst oldu. Sultan Bayezid rahatlamış ve prangalarından kurtulmuştu artık. Döneminde sorun çıkartan Boğdan Voyvodalığı, Venedik, Memlükler ve Macarlarla mücadele edip seferlere çıktı. Daha çok hayır hasenat işleriyle uğraşıyor, vaktinin büyük bir kısmını ibadet ederek geçiriyordu. Bunun yanı sıra hat sanatında oldukça yetenekli olan padişah, Uygur yazısını okumakla beraber “Adli” mahlası ile de şiirler yazıyordu.

II.Bayezid devrini kısaca özetledikten sonra artık esas konumuz olan “Küçük Kıyamet” e geçebiliriz…

Fatih’in İstanbul’u fethinden beri şehirde hiç deprem olmamış, Osmanlılar sarsıcı bir zelzele ile karşılaşmamışlardı. Fakat 1509 yılının 10 Eylül günü, sabah 04.00 sularında tam anlamıyla cehenneme uyandı halk. 8.0 şiddetinde olduğu tahmin edilen deprem 45 gün sürdü ve 109 caminin yanı sıra 1070 evin de yıkılmasına sebep oldu. Topkapı Sarayı, Ayasofya Camii, Edirnekapı, Yedikule, Fatih Camii, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kız Kulesi ve Galata ağır hasar gördü. Ayrıca yalnız İstanbul’da değil; Bursa, İznik, Bolu, Tekirdağ, Edirne ve Yunanistan’da da hissedildi deprem.

Maalesef ki yaklaşık 5 bin insan hayatını kaybetti bu felakette. 10 bin civarı insan ise yaralandı. Veziriazam Mustafa Paşa’nın konağında atlarla birlikte 300 kişi göçük altında kalarak vefat etti. Bunun yanı sıra Marmara Denizi’nin dev dalgaları da Galata surlarını aşıp kıyı kesimi adeta harabeye çeviriyordu. Artçı sarsıntılar yüzünden pek çok hamile kadın korkudan çocuğunu düşürecek ve günlerce yer altından gök gürültüsüne benzer sesler duyulacaktı. Saraydaki yatak odası tamamen çöken ve ölümden kıl payı kurtulan Sultan II.Bayezid, bir süre bahçeye kurulan çadırda konakladı ve şehrin çeşitli yerlerinde 2 bin kuyu açılması emrini verip yerin altında biriken gazı yerin üstüne çıkartmayı hedefledi. Ardından Edirne’ye geçti fakat deprem orada da tüm şiddeti ile devam ediyordu. Bütün bu yıkım büyük bir infiale neden olduğu için depreme “Kıyamet-i Suğra” yani “Küçük Kıyamet” adı verildi. Ayrıca bu deprem “1000 yılından sonraki dönemde Doğu Akdeniz’de meydana gelen en büyük deprem” olarak nitelendirilecekti.

Büyük felaket yavaş yavaş durulmaya başlayınca Sultan Bayezid hemen işe koyularak şehri yeniden imar etti. 80 bin işçi getirtti Rumeli ve Anadolu’dan. Zarar gören hasarlı yapılar tamir edildi ve ahşap ev yapımı yaygınlaştırıldı. Bu sayede olası bir yeni depremde yıkımın daha az seviyede olacağına inanılıyordu. İmar faaliyetleri 65 gün gibi kısa bir sürede sona erdi. İstanbul surlarının yanı sıra; Galata’daki mahzenler, Galata Kulesi, Kız Kulesi, Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı ve Silivri kalesi gibi önemli yerler de onarıldı. II.Bayezid, İstanbul’u çok kısıtlı bir zaman içerisinde yeniden inşa etmiş oldu. İnşaatların tamamlanmasından sonra da üç gün üç gece halka yemek dağıtılmasını emrederek bir nebze olsun sarabildi yaraları.

Kaynak: 1, 2

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here