20. yüzyılın önemli bölgesel sanat eserleri arasında gösterilen American Gothic’i elbet görmüşsünüzdür. Orta yaşlı bir çiftin resmedildiği Grant Wood’un önemli tablosu oldukça popüler. Peki 1930’da yapılan bu tablonun popülerliğinin sebebi ne?

Eserin sahibi Wood, folklorik Amerikan sanatına yönelik anti-modern bir akım olan Rejyonalist akımının temsilcilerinden. Bu akımın temsilcileri olan ressamlar, eserlerinde büyük kosmopolitan şehirler yerine kırsal kesimleri yansıtmayı tercih ettiler. Ayrıca Rejyonalizm, Doğu Yakası yerine Orta Batı’nın kalbinden çıkmış ve çıktığı bölge ile özdeşleşmiş bir sanat akımı.

Grant Wood, küçük bir kasaba olan Iowa’da yaşıyor ve eserlerinde, kırsal kesimlerdeki küçük köylere sahip modası geçmiş bir Amerika’yı yansıtıyordu. Rejyonalist akımının en büyük öncüsü olarak kabul gören Thomas Hart Benton’a kıyasla Wood, Avrupa sanatı için sessiz ve merak uyandıran bir figür olma özelliği taşıyordu. Wood, 1920’lerde Avrupa’ya dört gezi gerçekleştirdi. Bu gezilerde gördüğü Van Eyck gibi Kuzey Rönesans sanatçılarının eserleri ve Yeni Nesnellik akımı sayesinde kendi sanatını şekillendirdi.

Wood’un rüya gibi eserleri, Washington Irving’in rahatlatıcı ve gözlerden uzak, aynı zamanda ürkütücü ve tekin olmayan kasaba dünyasını anlatan hikayelerini hatırlatıyor. Ressamın, New York Metropolitan Müzesi’nde bulunan “The Midnight Ride of Paul Revere” tablosu, milliyetçi temasına karşın bir binicinin ay ışığı altında sessiz bir kasabaya uzanan ürkütücü yolculuğunu anlatır.

American Gothic tablosunun ön planındaki figürlerden; kadın olan ressamın kızkardeşi Nan, erkek olan ise dişçisi B.H. Mckeeby. Tabloda bu iki figürün Amerikan Gotik tarzıyla inşa edilmiş ahşap evin önünde poz verildiği görülüyor. Tablonun yaratıcısı Grant Wood, bu ikilinin sanıldığı gibi evli bir çift değil de baba-kız olduğunu belirtti. Resmedilen ikilinin en ilginç özelliği ise; tablo yapılmadan önce veya yapılırken hiç yan yana poz vermemiş olmaları.

Tablodaki bu iki figür, kendi iç dünyalarını yansıtmaktan ziyade, gizli tutuyor, arka planında bulunan ahşap ev ile tabloyu inceleyen bizler arasına bir duvar örüyorlar. Arka plandaki perdeleri kapalı evin iç dünyası gizli tutulmaya çalışılıyor. Buradan da tahmin edileceği üzere sert mizaçlı çift kendi hayatları ve evlerini dışarıya kapatıyorlar. Biz ise tabloda sadece en arka planda bulunan kabarık ağaçları ve pastoral gökyüzünü görebiliyoruz.

Figürleri incelediğimizde ise; çiftçi sert bakışlara ve öfkeli bir ifadeye sahip. Elindeki dirgeni tehditkar bir şekilde tutuşu, karşısındaki kişiye, yani bizlere karşı beslenen öfkenin simgesi gibi yorumlanabilir. Kadının ise bakışlarında endişe görülüyor. Ayrıca kadının yüz ifadesindeki soğukluk ve donukluk, tabloyu inceleyen bizlere rahatsız edici gelebiliyor. Yakasına taktığı süslü broş, kendisine uzak bir tutku ve arzu dünyasını yansıtıyor sanki. Kulağının arkasındaki kıvrımlı altın sarısı saçı ise bastırılmış şehveti simgeliyor.

Wood’un bu tablosu, pek çok açıdan kurgusal olma özelliği taşıyor. 20. yüzyılda yapılan bir 19. yüzyıl resmi olan tablo, sofistike bir sanatçının elinden çıkan saf bir eser. Ressam tablonun ismi ile hem evlerin mimarisine gönderme yapıyor hem de Edgar Allan Poe ve şehirlilerin önyargı ile yaklaştığı taşra halkına da atıfta bulunuyor.

Tablodaki en büyük belirsizlik arkadaki evin etrafında toplanıyor. Ortaçağ tarzı pencereler görenlere kiliseyi çağrıştırıyor. Tablodaki çiftin sade bir şekilde kendilerini tanıtmaları arka plandaki Orta Çağ temasının önüne geçiyor. Perdeleri kapalı olan o pencerenin gizemli oluşu, arkasında olabilecek şeyler hakkında akıllarda soru işaretleri oluşturuyor.

Jan van Eyck’in, “Arnolfini’nin Evlenmesi” eseri, bu tablo için bir model özelliği taşıyor. Grant Wood’un bu ünlü tablosu Chicago’daki Sanat Enstitüsü’nde sergileniyor.

Kaynak: 1, 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here