Müzik dünyasında olmasına çok sevindiğimiz ve yaptığı şarkılarla huzur veren müzisyen Ahmet Ali Arslan, 1991 Mersin doğumlu. Eğitimi için gittiği Amerika’dan döndükten sonra müzik kariyerine İstanbul’da devam eden Arslan’ın, Bahara Övgü ve Su Akar Deli Bakar adlı EP’lerinin haricinde, 2018 yılında çıkardığı ‘Günaşığı‘ isimli bir albümü de bulunuyor. Gerçekleştirdiğimiz röportaj ve bize ayırdığı zaman için çok teşekkür ediyoruz. Keyifli okumalar!

1- Dinleyicileriniz sizi elbette tanıyordur fakat henüz keşfedenler ve tanımayanlar için kısa bilgi olarak sizden bahsedelim. Mersin’de doğup İstanbul’da büyümüşsünüz, ardından eğitiminiz için yolunuz Amerika’ya düşmüş. Hayatınızın hangi anında müziğinizi herkesle paylaşmaya ve bu yolda ciddi olarak ilerlemeye karar verdiniz? 

Merhabalar. Aslında bir çok anın toplamıyla oldu. 2014’te üniversiteden İstanbul’a döndüğümde demolarımı paylaşmaya başladım. Müzik etrafında bir şeyle uğraşırım diye düşünsem de emin değildim. Ses mühendisliği, arşivcilik veya daha elektrik/elektronik mühendisliğiyle ilgili ihtimaller vardı… Yavaş yavaş buradaki müzisyen dinleyici etkileşimi sarmaya başladı beni. Boğaziçi Üniversitesi’nde bir Onnik Dinkjian konserinde ansızın kalkılan halay, Harbiye Açıkhava’da bir Sezen Aksu konserinde dinleyicinin hep bir ağızdan fakat fısıltı gibi Vazgeçtim söylemesi… Bu iletişimin parçası olmak çok güzel, çok sihirli. Böyle böyle düştüm yollara. 

2- Sesinizin insanı dinlendiren bir yanı var. Şarkılarınızı pencere kenarında kahve yudumlarken, şehrin karmaşasından kaçıp gözümüzü kapattığımız bir anda bizi sakinleştirsin diye dinlemek çok ayrı bir keyif veriyor. İnsanlarda bıraktığınız etkinin bu olması sizi memnun ediyor mu? 

Şarkılarımın çoğu yalnız başımayken, özellikle doğayla veya iç dünyamla yakın temasta bulunduğum süreçlerde yazıyorum. O yüzden dinleyicide de benzer anlara eşlik etmesi şaşırtmıyor ve mutlu ediyor beni. Bir yandan senelerdir görmezden geldiğim karanlıkları da keşfettikçe paylaşmaya başladım yakın zamanda. Bu yelpazenin genişlemesi hoşuma gidiyor, umarım sizlerin de gider. 

3- Kullandığınız farklı enstrümanlar (ud, perdesiz gitar vs.) ve şarkılarınızın ritmik yapısı Türk Sanat Müziği ve Halk Müziği tınılarını duymamızı sağladığı için sanırım, ekşi sözlük’te yaptığınız müzik için “rakı açtıran indie” yakıştırması yapılmış. Siz yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz? 

Bir aralar bozuluyordum bu mevzuya, şimdi hoşuma gidiyor. Bir kısım insan buranın müziğine çok aşina olmadığı için bir iki nağme duyunca hemen meyhane etiketi yapıştırıyor. İyi bir paketti ama ekmeğini yemeyi tercih etmedim. Hala pek yanaşmasam da eski inadım yok artık, o yüzden gönlünüze göre… Bu arada yazdıkça fark ediyorum, dışarısı hakkında nadir özlediğim kalabalık meyhane kalabalığı. Bu mevsimde hele. 

Müziğimi tanımlamıyorum genelde. Hafif Türkçe şehir müziği? Türk Singer/Songwriter? Akustik folk pop? Bilemiyorum. Bu tartışmanın dışında kalmayı tercih ediyorum. İnsanlar dilediği gibi etiketliyor zaten. 

4- Can Kazaz, Nilipek., Şenceylik ve Melike Şahin gibi farklı müzisyenlerle şarkıları seslendirdiğiniz Bahçeden Canlı konseptinin devamı gelecek mi? 

Gelecek. Hatta konuştuğumuz, şarkılarımızı bile belirlediğimiz 3-4 bölüm var aklımda fakat malum bu bahar zor olacak gibi. Yazın rahatlarsak belki yazın. Çekmeden isim vermeyeyim ama devam edeceğiz.

5- Şarkılarınızı yazarken özel olarak kendinize oluşturduğunuz bir rutin var mı? Yoksa yaşanan bir olaydan sonra bir anda aklınıza gelenleri o anın sıcağıyla bir kenara not alanlardan mısınız? 

Yaşadıkça not alırım. Sıcakken, koşa koşa. O fikrin şarkılaşması bazen o gün olur bazen seneler sonra olur. Türkçe’de zorlu bir süreç sözleri ezgileştirmek. Hele bazen müzik sözden önce oluştuğunda çok daha zor. Defter ve gitar sürekli elimde olsa da rutin diyebileceğim bir disiplinim yok. Dönem dönem havalara göre, keyfime göre hızlı şarkı yazarım veya hiç yazamam… 

6- Müziğini kendi imkanıyla yapmaya çalışan çok fazla müzisyen var Türkiye’de ama son zamanlarda sayıları oldukça arttı. Sosyal medya güçlü bir mecra olsa da kimi yaptığı çok iyi işleri kitlelere duyurmakta güçlük çekiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Bu konuda düşünmemeye çalışıyorum. Gururla söylemiyorum bunu, hepimizi daha mutlu edecek bir diyaloğun parçası olmak isterdim. Fakat toplu iletişim, medya, müzik sektörü içlerine girdikçe beni müzikten soğutan, yazdığım yazacağım şarkılarla arama mesafe koyan dallar. Nasıl çıkarız bunun içinden bilemiyorum. 

7- Berke Can Özcan’la birlikte yaptığınız Mor adlı şarkı yayınlandı. Şarkı tam olarak ikinizin tarzlarının karması olmuş. Gelen tepkiler nasıl, neler hissediyorsunuz? 

Biz iyi hissediyoruz vallahi. İkimiz için de kıymetli bir şarkı. Tepkiler karışık. Gelen tepkilerin hepsi iyi ama benim daha önceki şarkılarıma göre bir hayli daha az. Dinleyicimi biraz şaşırttım galiba bu sefer. Bir yandan benim kitlede şarkıların kendi dinleyicisini bulması hep biraz uzun sürüyor. Yavaş oturuyor şarkılar yani. Yüzümde muzip bir gülümsemeyle devam ediyorum ben, Mayıs’ta Berke’yle bir şarkı daha çıkarıyoruz. Benim önceki şarkılarıma daha yakın fakat yine sürprizli olacak. 

8- Hayatımın şarkısı veya hayatımı değiştiren şarkı diyebileceğiniz, hayatınızda yeri ayrı olan bir şarkı var mı? Aynı zamanda sanatçı? 

İsmail Hakkı Demircioğlu – Sevdalı Kuş. Şiir kısmı geldi mi fadeout yaparım hep ama… Sanatçı da The Beatles diyelim. Çocukluktan beri hep tutkuyla sevdim. 

9- Son olarak, Listenary takipçileri için son zamanlarda sıkça dinlediğiniz bir Türkçe bir de yabancı şarkı önerir misiniz? 

Cem Özel – Sadık Yarim 

Leonard Cohen – Happens to the Heart 

 

Röportajı gerçekleştirdiğimiz tarihte henüz yayınlanmamış olan, Ahmet Ali Arslan ve Berke Can Özcan işbirliği ile çıkan ikinci şarkı “Ormandaki Kuş” tüm dijital platformlarda.

Ahmet Ali Arslan’ı takip etmek isterseniz:

Youtube

Instagram

Spotify

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here