Radiohead

Radiohead
  • 1
    0
    0
    0
  • 2002 - 2003 O yıllarda bir yerlerde, net tarihi hatırlamıyorum.

    Lisedeyiz.
    Bir kısmımız birbiriyle tanışık, bir kısmımız birbirine aşina, o yıllarda sosyal medya msn ve sözlüklerden ibaret, 3-5 ergen bir arkadaşın evinde toplanmış kaynaşıp, sosyalleşmeye çalışıyoruz.
    Biraz yerleşip, karşılıklı olarak isim, bölüm, tanışıklık ve bir küçük lokasyon bilgisi edindikten sonra nihai olarak 'ne dinliyorsun?' kısmına geliyor sıra.

    Bilenler bir adım öne çıksın.
    O yıllarda da bugün olduğu gibi birinden görünüş (tipini beğendiğinde) olarak hoşlandığında, karakterinin de seninle uyuşup uyuşmadığını öğrenmenin en iyi yolu  konuyu 'ne dinliyorsun?' a getirmekti.
    O gün orada olanlar aşağı yukarı benzer şeyler dinliyordu, ufak tefek uçlarda olanlar da vardı. 

    Senfonik metal dinleyen vardı mesela, ben o yıllarda asla tahammül edemezdim, 30'dan sonra ancak bir iki şarkıyı dinleyebilir kıvama geldim.
    Punkçı bir arkadaş vardı.
    Yarı emo biri vardı, rocker olmakla emo olmak arasında kalmıştı, lise bitene kadar da hep aynı aralıkta istikrarlı bir şekilde yalpaladı.
    Aramızda o zamanın en iyi gitaristi ( bir Duman şarkısını baştan sona hatasız çalabilen) uzun süre bağlama çaldıktan sonra gitara geçmişti. Bastığı akorun altından belli belirsiz bağlama tadı geliyordu hala.
    Ergendik işte, herkes kendine yakın hissetiği bir şeylerin peşinden giderek, orada var olmayı, aidiyet hissini yaşamayı tecrübe ediyordu.
    Rockerlar, Emolar, Tikyler, Metalciler, Hip-Hopçular, Arabeskçiler ve diğer azınlıklar.

    Bizim grup nispeten birbirine benzer türlere ilgiliydi, nitekim hepimizi ortak paydada buluşturan iki grup vardı; Duman ve Kurban.
    Hepimiz Deniz'in rastasına, Kaan'ın konserlerinde Bal şarkısını söylemediğine çok hakimdik
    Direc-t grubunun adının hikayesini, Şebnem'in sevgililerini, Özlem ve Şebnem'in zamanında aynı grupta olduğunu, Pentagramın'ın konsere tesbih sallayarak çıktıklarını (ülkücüymüş oğlum onlar konsere tesbih sallayarak çıkıyorlarmış), Demir Demirkan'ın tek bir dövmesi olduğunu ve dövmenin belinden başlayıp omuzunda bittiğini falan sanki bahsi geçen kişi/kişiler geçen akşam bize yemeğe geldiğinde anlatmış gibi birinci ağızdan anlatacak kadar biliyorduk.
    Nescafe 3/1 ambalajı biriktirip konserine gittiğimiz Duman'a en ufak bir kötü eleştiri yapıldığında, grubu Kaan'dan çok Kaan'cı bir tavırla canımız pahasına savnuyorduk.

    Plastik bardakta içilen bir iki şişe köpek öldürenden sonra herkes gömleğinin içine giydiği tshirte (Benim içimde Metallica - Load vardı yanlış hatırlamıyorsam, hani şu lavlı olan.) yakışır şekilde caka satıyordu birbirine.

    İşte hikayenin can alıcı kısmı burada başlıyor.

    Çekingen biri değildim, belki grubun tamamını tanıyan tek kişi olduğumdan, belki de 'ne dinliyorsun?' sorusunu soracak kadar ilgimi çeken biri olmadığından bir köşede olup biteni izliyordum.

    Neden sonra ev sahibi arkadaş, sıkılmış olmamdan endişe ederek (sessiz sakin takılmamdan sıkılmış olabileceğimi düşündü muhtemelen), benimle ilgilenmeye karar verdi.

     

    Ve yıllarca hatırlanacak o diyalog vuku buldu;

    N- Nihal : Ev sahibi arkadaşım.
    H - Bendeniz cennetkuşu.


    N - Sen sıkıldın mı? Hiç sesin çıkmıyor?
    H - Yok yahu, neden sıkılayım, sizi dinliyorum.
    N - Tamam işte konumuzda bu zaten, sen ne dinliyorsun oğlum söylesene? Yoksa utandığın şeyler mi dinliyorsun? 
    Rabarba - Mehmehmehmeh..

    Bahsi geçen konuları, kişileri grupları vs. bilmeyen, arkadaş grubuna dahil olabilmek için oralıymış gibi giyinen ve sohbete katılırsa pot kırarım korkusuyla sessizce oturan biri miydim yoksa?!
    Acaba aralarından bir köstebek, evde pop dinleyip yanlarına Metallica tshirtüyle gelen bir özenti mi vardı? Aman tanrım!
    Üstü kapalı olarak, bunu sormuştu aslında. 

    Usulca cevap verdim;

    H- Benzer şeyler dinliyorum işte ama bu arada Radiohead'e sardım. Yatıp kalkıp Radiohead dinliyorum. Sen sever misin?

    Ve odanın zeminine bomba gibi düşüp, herkesi paramparça eden, yıllarca unutlmayacak o cümle döküldü  ağzından;

    N- Hee yok, ben pek radyo dinlemiyorum. Hangi kanalda çıkıyor?

     

    O günden beri, ne zaman Radiohead dinlesem ya da bir yerlerde duysam bu şahane anı aklıma gelir, inceden sırıtırım.


    P.S. - Canım Küp, yazıyı okuduktan sonra 'Biz Batu'cuyuz! Batu'yu yedirtmem!' diye çıkışınca, başta Küp'cüğüm olmak üzere, askerden sonra bir bebek olarak dönen Batu'ya kalbini kaptırıp, Blue Jean ve Hey Girl'de posterini kovalamış tüm hem cinslerimin, ergenlik travmalarından öperim! Muaaahhh! :-*

    **Bu anıyı o günlerde kaleme alsaydım muhtemelen yazının sonuna yakışacağını düşündüğüm için -No Surprises ya da -Fade Out şarkısını eklerdim.

    Ama bugün bu anıyı, en çok yakışandan ziyade en sevdiğimle bitirmek istiyorum.

    Buyurunuz;


      style="font-size: 1em;">


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.