Nihilizm Karaktere Büründü: Babalar ve Oğullar

Nihilizm Karaktere Büründü: Babalar ve Oğullar
  • 2
    0
    0
    0
  • Babalar ve Oğullar ilk kez 1859′da Rusya’da yayımlandığında radikal çevrelerle, gelenekçi-muhafazakar çevreler romanı odak alarak birbirlerini oldukça sert ve karşılıklı yargılarla eleştirmişlerdir. Babalar ve Oğullar’ın konusu önemli ölçüde kuşaklararası çatışmalardır. Başka bir deyişle, kuşakları etkileyen akımların kavgasıdır romanda işlenen. Babaların değerlerine kesin bir dille karşı çıkan oğullar ve bu karşı çıkış karşısında şaşkına dönen babalar vardır. Bununla beraber babalar ürkek, kibar ve alabildiğine anlayışlı; oğullar ise reddedici, kaba ve alabildiğine anlayışsızdır. Elbette bu durum şimdiki roman geleneği için yeni bir şey değildir ancak bu çatışmanın temelini atan kişinin Turgenyev olduğunu da ayrıca belirtmeliyiz. [caption id="attachment_194242" align="alignright" width="200"] “Eğer okuyucu Bazarov’u tüm kabalığıyla, kalpsizliğiyle, acımasız soğukluğuyla sevemediyse yineliyorum ki, ben suçluyum ve amacıma ulaşamadım demektir.’’ -Ivan Turgenyev-[/caption]

    Dönemin toplumunda eski ve yeni kuşak, gelenekler ve yenilikler sürekli çatışma halindeyken, bireysel çerçevede Bazarov’un duyguları ve düşünceleri arasındaki çatışma hem romanın özünü oluşturuyor; hem de Toprak Reformu dönemi Rusya’sının siyasal ve düşünsel manzarasını somutlaştırıyor.

    Babalar ve Oğullar Bazarov açıkca kendini bir “nihilist” olarak tanımlıyor. Geleneklerden, prensiplerden nefret ediyor ve Tanrı'yı açıkça reddediyor. Arkadaşı ve fikirsel anlamda takipçisi Arkadiy ile Arkadiy'in babasına ait çiftlikte babası Nikiolay Petroviç ve amcası Pavel Petroviç ile ilişkilerinde Bazarov'un düşüncelerini açıkça tanıma fırsatı buluyoruz. Romantizmi açıkça küçümsüyor Bazarov ve romantizmi gereksiz buluyor. Nikolay Petroviç'i Puşkin'in ‘Çingeneler’ kitabını okurken gördüğünde ona okuması için bilimsel bir kitap veriyor ve bir yerde de "İyi bir kimyacı yirmi kez daha yararlıdır bir ozandan" diyor Arkadiy’e ve gene alaycı bir şekilde, eski bir asker olan Pavel Petroviç’in romantizmle geçen hayat hikayesini dinledikten sonra, eski romantiklerin kendisini fazlasıyla eğlendirdiğini söylüyor. [caption id="attachment_194268" align="aligncenter" width="1000"] London Theater Review-'Fathers and Sons' at the Donmar Warehouse[/caption] Arkadiy’in babası Nikolay Petroviç daha ılımlı bir karakter romanda. Yeniliklere uymaya çalışıyor, gençleri bu anlamda destekliyor. Bazarov asıl çatışmayı Arkadiy'in amcası Pavel Petroviç'le yaşıyor ki iş düelloya kadar varıyor. Düello fikirsel çatışmalarının somutlaşmış hali aslında. Pavel Petroviç Bazorov'u züppe, kendini beğenmiş ve saygısız görürken, Bazarov da askerlikten bir kadın için istifa edip gene aynı kadın peşinde tüm Avrupayı dolaşarak hayatını fazlasıyla heba etmiş, köyde bile eski sosyete yaşam tarzını sürdürmeye çalışan, her zaman iyi giyinen, süsüne dikkat eden, biraz İngiliz özentisi Pavel Petroviçi küçümsüyor.Pavel Petroviç geleneğin temsilcisiyken, Bazarov yenilikçi düşüncelerle dolu genç kuşağı temsil ediyor. Bazarov her şeye bilimsel materyalizm açısından faydacı bir gözle bakıyor. Hatta bu açıdan Almanları örnek alıyor. Tüm zamanını bilimsel araştırmalar yaparak harcıyor. Erkenden yürüyüşe çıkarak kurbağa topluyor bilimsel araştırmaları için. (Hatta bir yerde Pavel Petroviç alaycı bir şekilde “Demek onları inceleyecek ha, hiçbir düşünceye inanmıyor, ama kurbağalara inanıyor.” diyor) Bazarov’a göre önemli olan iki kere ikinin dört etmesi, gerisi önemli değil (Burada iki kere ikinin dört etmesini kabullenemeyen Dostoyevski'nin ‘Yeraltı Adamı’nı hatırlamamak elde değil.) Bir yerde Arkadiy’e söylediği “… sonra ne oluyor şu esrarlı kadın erkek ilişkileri? Biz fizyolojistler biliriz ne olduğunu onun. Gözün anatomisini incele hele, bak bakalım, esrarlı bakış dediğin şey neredeymiş? Bütün bunlar romantik çürümeler, küflenmiş beğeniler.” sözü her türlü estetizmi reddeden maddeci bakış açısını ortaya koyuyor. Bazarov'un Arkadiy’le bir baloda tanıştıkları ve birlikte evini ziyarete gittikleri dul Bayan Odintsov'a aşık olması sonun da başlangıcı oluyor. O güne kadar romantizmi şiddetle reddeden, aşkı küçümseyen Bazarov duygularındaki değişimi kabullenemiyor çünkü bu onun o güne kadar tüm hayatını üzerine inşa ettiği fikri alt yapının çökmesi demek. Beynine hükmedebiliyor ama kalbine söz geçirmesi mümkün olnuyor. Çareyi Odinstov'dan kaçmakta bulan Bazarov babasının köyünde tifüsten ölen bir hastayı incelerken kendi de tifüse yakalanıyor (eldiven takmaması bu sonuca neden oluyor ki bunu Bazarov’a yaptıranın kendine itiraf etmekten çekindiği aşk acısı olduğu düşünüldüğünde kendi sonunu kendisinin hazırladığı anlaşılıyor). Ölüm döşeğindeyken, o güne kadar duygularından kaçan Bazarov Bayan Odistov'a kendisini görmesi için bir mektup yazıyor. Odinstov yanında bir Alman doktorla geliyor ama o da yapılacak bir şey kalmadığını söylüyor.Doktorun Alman olması da simgesel açıdan önemli. Alman doktorun da hiçbir şey yapamaması aslında o güne değin inandığı ve Almanları örnek aldığı bilimsel materyalizm düşüncesinin de yetersizliğinin somut göstergesi.Dine karşı hep alaycı olan Bazarov ölümün iyice yaklaştığını anladığında rahibin kendisin kutsaması fikrine bile sıcak bakıyor artık. Geleneğin temsilcisi Pavel Petroviç romanda nasıl karikatürize edilmişse, Turgenyev, Bazarov’u da tüm eksik yönleriyle, çelişkileriyle anlatmaktan çekinmiyor. Bazarov’un ölümünden sonra romanın diğer kahramanları hayatlarına aynen devam ediyorlar. Bazarov’u hatırlamıyorlar bile. Kendini çiftlik işlerine vererek tam bir aristokrat olan yakın arkadaşı Arkadiy bile ismini yüksek sesle söylemeye çekiniyor, hatırlamak istemiyor sanki. Bazarov’un ölümüyle Rusya’nın hiçbir şey kaybetmediğini vurguluyor Turgenyev aslında. Nihilizmin ete kemiğe bürünmüş hali Bazarov’un aşık olması ve ölüme sürüklenmesiyle hepimize şu soruyu soruyor: İnsan her şeyi reddedilir, peki ya kendini? Vladimir Nabokov’a göre, “Babalar ve Oğullar” Turgunyev’in en iyi romanı olduğu gibi aynı zamanda, on dokuzuncu yüzyılın da en başarılı romanlarından biridir. Turgenyev, kuşaklararası çatışmanın günümüzde hala geçerli, ama daha derin bir görünümünü gerçekçi romanın ilk örneklerinden biri olan eserinde ustalıkla anlatıyor. Bir sonraki yazıda; yeni ve harika bir kitapta buluşmak üzere. Keyifli okumalar.  

    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.