Dr. Sylvia Loehken içedönük insanlara hedefledikleri toplumsal ve kişisel başarılara ulaşmaları için yardım eden bir bilim insanıdır. Kitabı daha ilgi çekici hale getiren ise yazarın kendisinin de bir içe dönük olmasıdır. Dr. Sylvia Loehken, iş ve aile yaşamı ve kişisel deneyimlerinden yola çıkarak dünyadaki diğer içe dönüklere yol gösteriyor. 

Kitap ilk etapta okura öz güven kazandırmayı hedefliyor. Bunu da tarihteki büyük içe dönük insanları örnek göstererek yapıyor. Listede yönetmen Woody Allen, fizikçi Albert Einstein, ABD başkanı Barack Obama ve yazar Franz Kafka gibi daha nice hayranlık duyduğumuz isimler var. Okur, yaşantılarında bir şeyler başarmış insanlarında kendisi gibi bir birey olduğunu öğrenince sıra sahip olduğu bu kişisel özelliği avantaja çevirmeye geliyor.  

Yazar bu aşama da içe dönüklere kendilerinin neye ihtiyacı olduğunu ve neler yapabileceklerini sorgulatıyor. Kendi kapasitesini keşfetmekte zorlanan içe dönüklere belki kendilerinin bile bilmediği güçlü yönlerini sıralamaya başlıyor. Kitabın içerisinde bulunan ufak testlerle okur hem güçlü ve zayıf yönlerini öğreniyor hem de bu yönlerini hayatında nerede ve nasıl avantaja çevirebileceğini keşfediyor. Mesela ilk bakıldığında insanların pek de onayını almayan her konuda tedbirli olma özelliği burada içe dönüklerin hayatını kurtaran bir özellik. İçe dönük insanlardaki tedbirli olma yönü onlara, yaptıkları bir işte dikkatli şekilde ilerleme, gereksiz riske girmeme, saygı gösterme ve konuşmadan önce düşünme özelliklerini katıyor.  

Yazar okura hayatın içinden küçük büyük birçok taktik veriyor. İçe dönüklerin büyük problemlerinden biri olan topluluk önünde konuşma, kalabalık gruplarla yapılan sohbetlerde sesi duyurma, iş yaşantısında daha aktif olma gibi konularla nasıl başa çıkılacağından bahsediliyor. Yazar kendini tipik bir içe dönük olarak tanıtırken eşinin de dışa dönük biri olduğunu söylüyor. Yazara göre kişisel alanlara saygı duyulduğu takdirde içe dönük ve dışa dönük insanlar iyi birer çift olabilirler.  

İçe dönükler sosyal yaşantının getirdiği yorgunluğu atmak için pillerini doldurmaya ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçlarını da insanlardan uzaklaşarak sağlarlar. Yoğun sosyal bir günün ardından kişinin evine gidip biraz kendisiyle kalmasının bir içedönük için rahatlatıcı bir masajdan farkı yoktur. Tüm bunlar dışarıdan soğukluk gibi görünse de aslında bunlar kişinin mutlu olma yöntemleridir. Herkesin farklı yöntemleri vardır. Dışadönükler sosyalleştikçe dinlenirler. İnsanlarla vakit geçirmek onlar için bir nevi dinlenme metodudur.  

Yazarın kitabında bir bölümüne attığı güzel bir başlık var:             “ Dünyanın hem içe dönüklere hem dışa dönüklere gereksinimi var.”  İki zıt kutup gibi görünen bu kişilikler aslında içlerinde birbirlerini tamamlayacak özelliklere sahipler. Ve dünyanın bu iki kutba da ihtiyacı var. 

İçe dönük insanların kendilerini saklamaya ihtiyaçları yoktur aksine kendilerini içene hapsettikleri kutudan çıkıp dünyayı değiştirmeyi denemeliler. Bir şeyler başarmak için bağırmaya ihtiyaç yoktur. İçe dönükler kendilerini tanıyıp kabullenmeleri kadar diğer insanlarında onları bu şekilde kabullenmelerine ihtiyaç duyarlar. Yazarında dediği gibi “içe dönükler daha az görünür olsalar da her yerdedirler.”