Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Bugün Ukrayna sınırları içinde bulunan Özi kenti, tarihler 1737 yılının gösterdiğinde büyük bir insanlık ayıbıyla anılmaya başladı. Osmanlı’nın en büyük sınır kalelerinden biri olan Özi Kalesi, bir sabaha kuşatma ile uyandı. Ancak diğer bir sabaha,                    I. Abdulhamid’i felç edebilecek bir manzarayla uyanacaktı.

1718-1730 yılları arasında süren Lale devrinde, dünyanın bilim anlayışına Osmanlı Devleti de yaklaşmış, bilim ve kültür alanında pek çok çalışma yapmıştı. Ancak savaşsız geçen sükunet devri Patrona Halil İsyanı ile son buldu. Bu sırada ise gözü Kırım’da olan Rusya, Avusturya ile büyük bir ittifaka girerek planlar yapmaya başlamıştı. Plana göre Rusya, Osmanlı Devleti’ne herhangi bir saldırıda bulunduğunda Avusturya, Osmanlı Devleti’ni başka bir savaş ile oyalayacaktı. Böylece 10 Nisan 1736’da Rusya, Osmanlı Devleti’nin beklemediği bir atak ile Kırım’daki Azak Kalesi’ne saldırdı. Ve 96 gün sonra Rusya, Azak Kalesi’ni alarak Kırım’ın içlerine doğru girdi. Rusya Kırım’ı koruyan önemli kalelerden birini ele geçirmişti ancak bir kale daha vardı: Özi Kalesi.

Osmanlı Devleti’nin en büyük sınır kalesi olan Özi tehdit altındaydı. Olası bir saldırı beklendiği için I. Abdülhamid asker gönderme emri verdi ancak gönderilen askerler, hava şartlarından dolayı kaleye ulaşamadı. Bunun için Özi Kalesi muhafızı Yahya Paşa, tüm Kırım halkını savaş için seferberliğe çağırdı. Kötü hava şartları sadece Osmanlı’yı değil aynı zamanda Rusya’yı da etkiliyordu. Rus askerleri açlıktan ve soğuktan ölmeye başlamıştı.

1737 yılında Mareşal Burkhard Christoph von Münnich , 150.000 kişilik bir ordu ile kuşatmaya başladı. Yahya Paşa ve askerleri Rusların karşısında son güçlerine kadar direniyordu. Rusya, kaleyi iki ateş altında bırakmak için soğuktan donmuş olan nehri kullanarak kalenin içine girdi. Böylece hem içten hem de dıştan saldırı altında olan kale, Osmanlı Devleti’nin tüm direnişlerine rağmen Rusya’nın eline geçti.

Kalede binlerce Türk askeri şehit olmuştu. Kale muhafızı Yahya Paşa ve 24 Türk subayı esir alınarak Petersburg’a gönderildi. Kuşatmadan sonra Mareşal Burkhard Christoph von Münnich, askerlerine şehri bitirmeleri için 3 gün verdi. 3 günlük sürede Rus askerleri, 30.000’e yakın Kırım Türkü’nü öldürdü, şehri yakıp yağmaladı.

Kırım adasının Osmanlı Devleti tarafından kontrol altına alınmasından bu yana Kırım’ın koruyucusu olan son kale Özi, zaten iki cephede birden savaşmakta olan Osmanlı Devleti’nin elinde gitti. Özi Kalesi’nin düşmesiyle Osmanlılar Doğu Avrupa’daki son kilit noktasını da kaybetmiş oldular.

Özi Kalesi’nin Ruslar tarafından kuşatıldığı ve binlerce Müslümanın öldürüldüğü haberi I. Abdülhamid’e götürüldü. I. Abdülhamid, Hatt-ı Hümayun’da üzüntüsünü şu şekilde dile getirdi:
“Özi’nin düştüğü takriri âlimallah beni yeniden kederlendirdi; bu kadar Müslüman erkek, kadın, küçük ve büyüğün kâfir elinde kalması beni mahzun eyledi. Yarab! sen mâlik’ül mülksün. Senden niyazım, ölmeden bu beldelerin tekrar Müslümanların eline geçtiğini bana göster.”

İlerleyen günlerde padişahın aklında olan tek bir şey vardı. Kırım’ın düşmesi değil binlerce insanın öldürülmüş olması. Çok geçmeden I. Abdülhamid’in beyin damarlarından birinin çatlaması sonucu felç geçirdi ve 7 Nisan 1789’da vefat etti.

I. Abdülhamid’in ölümünden sonra Osmanlı Devletinin Kırım’ı tekrardan alma çabaları 1792’de Yaş Anlaşması gereğince Kırım’ın Ruslara verilmesiyle sonuçlandı.

1990 yılında kalenin yakınlarında yapılan bir kazı çalışmasında  toplu bir mezarlık bulundu. 1997 yılında ise Türk Tarih Kurumu desteğiyle tekrar kazılar yapılmış ve kaledeki 300 yıllık Osmanlı hakimiyetine ait toprak üstünde herhangi bir veri bulunamamıştır.

Özi’de ölenleri anmak için Topkapı Sarayı’nın bahçesine konulan anıt, Sultan II. Abdülhamid zamanında geri alınan kalenin,       III. Ahmet zamanındaki yapım kitabesidir. Kafkas Savaşları’ndan sonra buraya nakledilmiştir. Binlerce masum insanımızın nasıl öldürüldüğünün bir belgesi olarak durmaktadır.

KAYNAKÇA: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here