25 Eylül 2014’te, ABC kanalında yayın hayatına başlayan How to Get Away with Murder‘ın, başrolünde The Help, Fences gibi filmlerden tanıdığımız Viola Davis bizleri karşılıyor. Dizimizin Suits’den sonra özellikle hukuk öğrencileri için biçilmiş bir kaftan olduğunu söylemekte fayda var. Peki, konumuz ne? Annalise Keating (Viola Davis), Philadelphia’daki Middleton Hukuk Okulu’nda, Ceza Kanunu 101 dersini veren son derece hırslı bir savunma avukatıdır. Her yıl, sınıfın en iyi 5 öğrencisini kendisiyle çalışması için seçer ama bu sefer olaylar Annalise ve öğrenciler için biraz farklılaşır çünkü kendilerini kurtulmak zorunda oldukları bir cinayetin ortasında bulurlar. Suç, gizem, entrika, arkadaşlık, aşk, ne ararsanız bulabileceğiniz bu diziyi izlemek için 3 neden aşağıda sizleri bekliyor. 

Kadının gücü: Annalise Keating 

Son dönem gerek beyaz perdede gerek televizyon ekranlarında feminizm konu başlığı altında yaratılan karakterler ya da senaryolar yükselişini sürdürüyor. Evet, HTGAWM feminizmi konu merkezine alan bir dizi olmayabilir ama Annalise Keating, bir kadının tek başına var olabileceğini ve her şeyden önemlisi kadının gücünü iliklerinize kadar hissettirebilecek bir karakter. Annalise, özellikle mutsuz ve çaresiz olduğu zamanlarda kendisini içkiye veren bir karakter olarak çiziliyor. İlerleyen sezonlarda alkolik olma sürecine de tanık oluyoruz. Ama tüm bu zor süreci atlatabilmek için elinden geleni yapmaya hazır ve kimseye çaresiz görünme niyetinde de değil. 50’sine yaklamış bir kadın figürünün; hala çok seksi, istediğini elde eden, güçlü ve yenilmez olarak tasvir  etmek, doğru oyuncu seçimiyle diziyi nirvana noktasına taşıyor. Evli olmasına rağmen bir polisle ilişkisinin olması ve bunun üstüne ilerleyen bölümlerde biseksüel olduğunu görmemiz de, bu karaktere cinsel yönden psikolojik bir katman sağlıyor.

Tüm bunların dışında bölümler boyunca seçtiği 5 öğrenci -Annalise’den nefret ettiklerini söyleseler bile- için öğretmenlikten anne figürüne geçmiş olduğunu anlamak da çok zor olmuyor izleyici için. Tabii, karakterin tüm bu yolcuğunun en büyük mimarı olan Viola Davis’i es geçemeyiz. Sırf oyunculuğunu görmek için bile izlenebilir desem abartmış olmam. 2015 yılında bu rolüyle Emmy’de ‘’En İyi Kadın Oyuncu’’ ödülüne layık görülen ilk Afro-Amerikan kadın olmayı da başarıyor. 

Beyin bulandıran senaryosu!

Dizinizin konusu suçsa ve siz kafaları karıştırmak adına birtakım hareketler yapıyorsanız, elinize bulaştırmamak için çok iyi bir senaryonuzun olması lazım. How to Get Away with Murder, bunun en iyi örneklerinden biri. Her sezon arkada işleyen asıl konusu ve bölüm bölüm değişen dava konularını, izleyiciyi en şaşırtacak ve ters köşe yapacak şekilde vermeye çalışan dizi; tüm sezonlarında flashback ve flashforward tekniğini ustaca kullanıyor. Bu iki terimi, kısaca hatırlatalım. Flashback, çok sık rastladığımız bir tekniktir ve basitçe anlatmak gerekirse ‘’geriye gidilen zaman atlaması’’ dır. Flashforward ise bunun tam tersidir. Yani ‘’ileriye gidilen zaman atlaması’’ dır. Dizi, bu iki tekniği seyirciyi etkilemek ve kafasını karıştırmak adına çok iyi kullanıyor. Sezondaki bölümlerin çoğu flashback olarak karşımıza çıkarken, bölümlerin aralarına flashforwardlar ekleniyor. Özellikle son sahneler, diğer bölüme geçmeniz için siren çalıyor adeta. Bu da 3-4 bölüm art arda izleyen seyircinin kafasının allak bullak olmasına sebep olabiliyor. Çünkü sizi çok karışık bir senaryo bekliyor, bizden söylemesi.

Tabii ki tek başarısı teknik açıdan değil. HTGAWM’ın, senaryosunda en sevdiğim şey mutlak bir kötünün ve iyinin olmaması. Cinayeti örtmeye çalışan bir grup genç ve onların öğretmenleri var ama bu onları kötü yapmıyor. Böyle deyince cinayeti savunuyormuş gibi sanmayın sakın. Demek istediğimi ancak diziyi izlediğinizde anlayabilirsiniz. Olaylar, onları belli çıkmazlara sürüklüyor sadece. Bunun sonucunda da tek amaçları kendilerini kurtarmaya çalışmak oluyor. Bazılarının bu pisliğe bulaşmasının nedeni suçlu olmaları bile değil. Bunu da ilerleyen bölümlerde ve sezonlarda anlıyorsunuz. Yine de hepsi sürüklendikleri bu karmaşadan sağ çıkmaya çalışıyor. Başarabileni de var, başaramayanı da. Ayrıca, kim tahmin edebilirdi ki; hayallerini süsleyen  hatta avukat olmaya karar vermelerinde bile etkili olan bu kadınla tanışmalarının başlarına böyle şeyler getirebileceğini?

Partners in crime!

Çünkü tam bir ”partners in crime” örneği. Bunu sonuna kadar hissediyorsunuz. Menfaat için birbirine bağlı öğrenciler, onları kurtarmaya çalışan bir avukat aynı zamanda öğretmenleri tabii, cinayetten kurtulmaya çalışan bir grup, her dakika suç işleten bir senaryo örgüsü ve herkesin sustuğu, üstünü kapamaya çalıştığı olaylar. Yani anlayacağınız, Annalise ve öğrencileri için partners in crime kalıbının şekil bulmuş hali dememiz çok doğru olacaktır.

Listeyi okuduktan sonra diziye bir şans verip izlemek isteyenler için aşağı ilk sezonun fragmanını bırakıyorum. Şimdiden, keyifli seyirler.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here