Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
193

Tarihine ihtişamlı zaferler ekleyen büyük komutanların ortak bir silahının olması fikri çok mu uçuk? Hatta bunun mistik bir silah olması, çarmıha gerilen Hz. İsa’nın göğsüne saplanıp; kanıyla kutsanmış olması… Bu mızrağı elinde tutanın dünyaya hükmedebilecek kudrete sahip olacak olması… Evet. Kader Mızrağı’ndan bahsediyoruz.

BÖLÜM 1: Kutsal Kan

Anlatılana göre; Hz. İsa çarmıha gerildiğinde Komutan Longinus, mızrağını İsa’nın göğsüne saplar ve öldüğünden emin olur. Tekrar dirilecek olan, Tanrı’nın oğlu İsa’nın kanına bulanan mızrak ucu, kutsal ilan edilir. Kehanete göre, mızrağı elinde bulunduran insan; dünyayı yönetebilecek kudretle kutsanacak, yenilmez olacaktır. Bu kehanet birçok komutanı etkisi altına almış olsa gerek ki Napolyon bile mızrağı elde etmenin yollarını aramış. Şarlman, 47 başarılı seferini de bu mızrağa sahipken gerçekleştirmiş, mızrak elindeyken hiç yenilmemiş. Mızrağı elinden düşürdüğünde ise ölmüş. Barbarossa, bir nehirden geçerken kazara mızrağı elinden düşürmüş ve birkaç dakika sonra hayatını kaybetmiş. Hatta Attila dahi bu mızrağın sahibiymiş bir dönem. Uzak tarihte buna benzer birçok hikaye var. Ama daha yakın tarihte, daha ilginç biri düşüyor bu mızrağın peşine: Adolf Hitler.

 BÖLÜM 2: İlk Tanışma

Hitler, henüz Viyana sokaklarında yaptığı suluboya resimleri satan sıradan bir adamken; soğuktan donmamak için Hofburg Müzesi’ne sığınırmış. O sıralar burada sergilenen Longinus Mızrağı’nın – Kader Mızrağı- karşısına geçer, hayran hayran izlermiş. Kim bilir belki de o günlerden kafasına koymuştur dünyaya hükmetmeyi. Bu olaydan yıllar sonra Walter Stein, Hitler’in kendisine “Mızrakla ilk karşılaştığım anda onun kaderim üzerindeki olağanüstü etkisini görmüştüm.” dediğini söyler. Anlayacağımız üzere Hitler, mızrağın mistik güçlerini ele geçirerek dünyaya hükmetmek istiyordu. Peki gerçekten öyle miydi?

BÖLÜM 3: İşin Aslı

Durum biraz daha farklı. 1933 yılında Hitler, Almanya Devlet Başkanı olabilmişti. Ama bir memur çocuğunun devlet başkanı olması, bir imparator olmak için yeterli değildi. Aynı zamanda imparator gibi görünmesi gerekiyordu. Orta çağdaki Hristiyan devletlerde, imparatorluğun kraliyet mücevherleri, taç, asa, altın küre gibi bazı simgeleri vardı. Fakat bir sembol daha vardı ki diğerlerinden çok daha değerliydi. Kader Mızrağı. Efsaneye göre Kader Mızrağı, onu tutan kişiye dünyaya hükmedecek kudreti veriyordu. Ama bu efsanenin doğru ya da yanlış olması Hitler’in pek de umrunda değildi. O bir imparator gibi görünmek istiyordu ve ihtiyacı olan şey, mızrağa sahip olduğunun bilinmesiydi. Fakat mızrak, o an kendisinde değil, Viyana’da; Hofburg Müzesi’ndeydi.

BÖLÜM 4: Doğru An

Alman diktatörü Hitler, mızrağa sahip olmak istiyordu. Almanya, 12 Mart 1938 yılında Avusturya sınırını geçti. Hitler hem Kutsal Roma İmparatorluğu’nun topraklarına sahip olmaya başlamış, hem de mızrağa yaklaşmıştı. Şimdi yapması gereken ona sahip olmaktı. Sırf bu mızrak için Hofburg Müzesi’ne sivil bir asker yerleştirmişti bile. Kuşatmadan 2 gün sonra Viyana’ya gelen Hitler, mızrağa sahip olmak için bir gün daha bekledi. Bu bekleyişin bir sebebi vardı.

BÖLÜM 5: İmparatorun Doğuşu

Tarih 15 Mart 1938. Hitler, mücevherleri ve mızrağı almak için. Hofburg Müzesi’ne geldi. 15 Mart gününü seçmişti çünkü; 15 Mart, Aziz Longinus günüydü. Yani kutsal mızrağın, ilk sahibinin anıldığı gün. Harika bir halka ilişkiler uzmanı olan Hitler, bu tarz sembolik detaylara çok önem verirdi. Hitler’in hitabet ve ikna yeteneği dünya tarafından kabul görmüştür sanırım. Mızrağı Nürnberg’e götürdü ve büyük törenler eşliğinde sergiledi. Amacı gayet açıktı. Halkına, Nazi İmparatoru olduğunu göstermek istiyordu.

BÖLÜM 6: Hüsran

5 yıl süren savaşın ardından işler pek de Hitler’in istediği gibi gitmedi. Avrupa; savaştan dolayı bitap düşmüş, harap olmuştu. Hitler hayal kırıklığına uğramış, düşlediği Nazi İmparatorluğu’na ulaşamamıştı. Bu hengame içerisinde nasıl olduysa kutsal mızrak da kaybolmuştu, ta ki bir Amerikan vatandaşı olan Walter Horn tarafından bulunana kadar. Mızrağını kaybeden Hitler, aynı kaybı yaşayan diğer liderler gibi hayata veda etti.

BÖLÜM 7: Güç Gerçek Mi?

Peki bu mızrak gerçekten İsa’nın kanını taşıyor muydu? Liderlerin ilgisini bu denli hak ediyor muydu? Bu soruların cevabını 2003 yılında yapılan incelemelerde anlıyoruz. Tanrı’nın oğlunun kanına bulandığı düşünülen mızrak aslında M.S 7. yüzyıla ait. Mistik bir gücünün olması bilimsel olarak elbette imkansız ama mızrağın İsa ile karşılaşma ihtimali bile yok. Yani tüm gücü bir düşüncede saklı. Bir efsanede. Bir inançta.

 

 

Kaynak: 1,2

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
193

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here