Bazı müzik albümleri, özellikle bu yazıda incelediğim gibi bazı rap albümleri, bir hikaye, roman veya sinema filminden farksız hikaye yapılarına ve olay örgülerine sahip. Her sinema filmi ve romanda olduğu gibi, hikaye örgüsüne sahip albümler de üç farklı kısımdan oluşmakta: Giriş, gelişme ve sonuç. Giriş ve sonuca, intro ve outro da diyebiliriz.

Nasıl izlediğiniz bir filmin sonu fiyasko olduğunda tüm film sizin için çöpe gidiyorsa veya okuduğunuz bir romanın giriş kısmı sizi gelişme kısmına iyi hazırlayamayıp olaydan kopmanıza sebep oluyorsa, müzik albümleri için de aynı durum geçerli.

Bir dinleyici o gece yayınlanmış yeni bir albümü ilk kez heyecanla açıp oynattığında dinlediği ilk şarkı onu yakalayamıyorsa, albümün o saatten sonra işi zor demektir. Bu durum özellikle rap albümlerinde böyle çünkü şuan dünya üzerindeki sanatçılar tarafından üretim hızı ve dinleyiciler tarafından tüketim hızı en yüksek olan müzik türü.

Peki iyi bir intro nasıl olmalı ve hangi özellikleri taşımalı? Bu sorunun birden fazla cevabı var. Albümün temasına ve hikayesine bir girizgah niteliği taşırken, dinleyicinin aklında, önündeki dakikalar boyunca neler dinleyeceğine dair fikirler yeşillendirmeli, albümün sound’unun temellerini atan ve yavaşça inşa eden elementlere sahip olmalı, albümün ‘banger’ olarak nitelendirdiğimiz, öne çıkan etkili şarkılarından biri olmalı ve suratınıza dinlediği beati beğenen Jay-Z bakışını yerleştirmeli. Bu kriter her albüm için geçerli olsa da trap albümleri için hayati önem taşıyor.

Peki nasıl örnekler verilebilir iyi bir intro için? Rap camiasının en şahsına münhasır isimlerinden Danny Brown‘ın Downward Spiral‘ını ele alalım. Uyuşturucu bağımlılığı ve bunun beraberinde depresyonu konu alan, ürkütücü ve eşsiz sound’uyla Danny’nin magnum opus’u Atrocity Exhibition‘ın intro şarkısı Downward Spiral, ürkütücü ve sanki bir çölde kaybolmuşsunuz gibi hissettiren altyapısı ve Danny’nin şu sözleriyle başlıyor:

“I’m sweating like I’m in a rave
Been in this room for 3 days
Think I’m hearing voices
Paranoid and think I’m seeing ghost-es, oh shit”

Bu 4 bar ve şarkının altyapısı tüm albümü niteler şekilde. Şimdi başka bir introyu ele alalım. Kendrick Lamar‘ın DAMN. albümünün açılış parçası BLOOD. dinleyiciyi şok ederek olacaklara hazırlıyor ve bir sonraki şarkıya geçemeden durdurup “Bu neydi şimdi?” dedirtiyor. Albümün eşsiz hikayesi ve teması genel olarak bakıldığında bir ikilem. Hatta şöyle diyebiliriz, bu albümün ilk ve son şarkılarının ikisi de hem intro hem outro. Kendrick, baştan sona ve sondan başa dinlendiğinde dinleyiciye iki farklı hikaye sunan bu albümde, açılışı yaptığı şarkıda kendi sonunu getiriyor ve kapanış şarkısı DUCKWORTH.‘de başka bir hikayeye başlıyor. BLOOD.’ albümün temellerini şöyle atıyor bize:

“Is it wickedness?
Is it weakness?
You decide
Are we gonna live or die?”

Bir başka örnek ise Kanye West‘in 8. stüdyo albümü ye‘nin açılış parçası I Thought About Killing You. Kanye West‘in en iyi işlerinden olmasa da teşhis konulmuş bipolarlığını ve kendi zihnindeki ‘ying yang’ ı anlattığı 2018 yılının hatrı sayılı albümlerinden birinin introsu. Zihnindeki diğer kişiliğine onu öldürmek istediğini söylerken, her güzelliğin altında yatan karanlığı işlemiş bu şarkıda. Zaten albümün de tüm teması bu. Zihinsel hastalığı ve beraberinde getirdikleri.

“The most beautiful thoughts are always besides the darkest
Today, I seriously thought about killing you
I contemplated, premeditated murder
And I think about killing myself
And I love myself way more than I love you, so…”

Peki bir intro sözleriyle veya hikayenin girizgahı ile değil de, enstrümanları ve müzikalitesiyle öne çıkamaz mı? Bunun da sayısız örneği var. Örneğin Common‘un albümünün de ismini taşıyan açılış parçası Be‘sini ele alalım. Common harika albümüne çok sağlam bir giriş yapsa da bu şarkının yıldızı değil. Prodüksiyonu üstlenen Kanye West, Common’a mükemmel bir giriş hazırlarken, College Dropout debut’undan sonra da dünyaya “Bir yere gideceğim yok!” diyor ve gerisini zaten hepiniz biliyorsunuz.

Dinleyiciyi sözleri veya hikayesinden çok, altyapısıyla şahit olacaklarına hazırlayan bir başka örnek daha verecek olursak, bu Lil Ugly Mane‘nin undergrond rap dünyasında herkesin önünde saygıyla eğildiği albümü Mista Thug Isolation‘un kendi ismini taşıyan giriş şarkısı olur. Karanlıklığıyla ve garipliğiyle sizi ürkütebilir fakat, 1 saati aşkın bir albümün tüm sound’u, neredeyse 3 dakikalık bir enstrümentale bu kadar iyi sığdırılamazdı. İyi albümlerde de intro böyle bir göreve sahip zaten.

“Peki ya albümün bir anlatıcısı varsa?” şeklinde bir soru geldi aklıma. Böyle bir vakada aklıma gelen ilk şarkı, Travis Scott‘ın Pornography‘si. Scott’ın en büyük idolü ve sahne ismini aldığı Scott Mescudi yani bizim bildiğimiz ismiyle Kid Cudi‘den esinlenerek inşa ettiği kariyerinin ilk stüdyo albümü Rodeo‘nun açılış şarkısı. Nasıl Kid Cudi’nin ilk albümü Man on the Moon‘un bir anlatıcısı varsa, Rodeo’nun anlatımını da aynı şekil de T.I. üstleniyor ve bizi çocuklar gibi çevresine oturutup şöyle açıyor hikaye kitabını:

“…At that moment, the one known as Jacques turned to Scott
Chose to jump off his mama porch
Leading the stampede of lost souls
In the middle of their metamorphosis
Not quite through with their journey
Ain’t made it to wherever the fuck they gon’ be in life
But wherever it is, it’s better than here
So fuck you and fuck this”

Eğitim hayatınızın ilk yıllarına gidelim beraber. ‘Intro’ ve ‘banger’ adlı iki kümeyi kesiştirdiğimizde kesişim kümesi bize neyi veriyor? Meek Mill‘in Dreams and Nightmares‘ini. Aynı adı taşıyan albümün açılış şarkısında Meek Mill, kendini aşarak ilk stüdyo albümüne ikonik bir giriş yapıyor. Şarkı, ‘dreams’ ve ‘nightmares’ ismini verebileceğimiz ilki daha sakin ve geldiği noktaya şükrettiği, ikincisi ise zincirlerini kırıp agresifliğin doruklarına ulaştığı iki kısımdan oluşuyor.

Dreams and Nightmares ile aynı iskelet yapısına sahip bir başka açılış ise Big K.R.I.T‘in 4eva Is A Mighty Long Time albümünün ilk şarkısı Big K.R.I.T.. İlk kısımda soulful bir altyapının üzerinde konuşmasını ve albüme girizgahını yaparken birdenbire hiç beklemediğiniz anda yakalıyor ve harika albümüne muazzam bir giriş yapıyor.

Bana sorulacak olursa bu işi en iyi yapan isim Kanye West. Hiçbir albümüne kötü başlamazken çoğu albümüne muazzam başlıyor. Kariyeri boyunca Good Morning, Say You Will, Dark Fantasy, Ultralight Beam gibi tüm zamanların en iyi introları listesine girebilecek işlere imza atmış bir sanatçı.

İyi bir intro nasıl olmalıdır, önemi nedir ve iyi örnekleri nelerdir hepsinden tek tek bahsettikten sonra son olarak şuana kadar bahsettiğim tüm şarkılar dışında çok sevdiğim ve size de kesinlikle önerdiğim introların bazılarını şu şekilde listeliyorum:

  • Drake – Tuscan Leather
  • Kendrick Lamar – Wesley’s Theory
  • The Roots – Dun
  • A$AP Rocky – Palace
  • Flatbush Zombies – Amerikkkkan Pie
  • Nas – NY State of Mind
  • 21 Savage, Offset, Metro Boomin – Ghostface Killers
  • Earl Sweatshirt – Shattered Dreams
  • Playboi Carti – Long Time
  • BROCKHAMPTON – BOOGIE
  • Vince Staples – Crubs In a Bucket
  • Danny Brown – XXX
  • Saba – BUSY / SIRENS
  • A Tribe Called Quest – The Space Program
  • Pusha T – If You Know You Know
  • Travis Scott – the ends
  • J. Cole – Too Deep For The Intro
  • Tyler, The Creator – Bastard

 

 

Kaynak:

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here