Modern sanat şimdiye dek oldukça garip işler gördü. Sanat dünyası yalnızca bir eser için yüzlerce kez birbirine düştü. Sanatın ne olduğunun ve ne olmadığının tanımı binlerce kez yapıldı. Ancak çok az eser hem sanat dünyasını hem de izleyiciyi Robert Rauschenberg’in beyaz serisi kadar hayret içinde bıraktı. İşte, bugün bile tartışılan ve ilk sergilendiğinde büyük sansasyon yaratan Rauschenberg’in Beyaz Resimler serisi!

Beyaz Tuvaller

1925 doğumlu bir ressam, heykeltıraş ve performans sanatçısı olan Robert Rauschenberg, sanat tarihinin de unutulmaz isimlerinden biri. 1951 yılında sergilenen ‘White Painting’ serisi ile oldukça ses getiren sanatçı, aslında kariyerine daha dışavurumcu bir tarz ile başlamıştır. Ancak zamanla sanatta konsept kavramına yönelerek çok daha deneysel işlere yoğunlaşmıştır. Bu içsel sorgulamanın son durağı da Beyaz Tuvaller olmuştur.

Oldukça üretken bir sanatçı olan Rauschenberg, kendi dönemindeki birçok akımdan ilham aldığı işlere imza attı.
Pop-Art ve kolaj esintili işlerinden biri olan Buffalo II de buna bir örnek

Beyaz Tuvaller’i sanat tarihi için bu kadar önemli yapan ve izleyiciyi bu denli şaşırtan nokta, tam anlamıyla isimlerindeki gibi beyaz olmaları. Tekli, ikili, üçlü, dörtlü ve yedili olmak üzere farklı sayıda tuvallerin bir araya gelerek paneller oluşturduğu seri, tuvallerin beyaz boyayla sıvanması ile elde edilmiş.

Robert Rauschenberg’in beyaz tuvallerden oluşan serisinden bir örnek

Rauschenberg, tuvallerin beyaz boyayla kaplanması sırasında herhangi bir fırça izi kalmamasına da özen göstermiş. O kadar ki, eserler ilk sergilendiğinde otoriteleri bunların el değmemiş tuvaller değil, üstlerinde beyaz boya katmanı olan tuvaller olduğuna ikna etmesi gerekmiş. Rauschenberg’in tuvallerin sanki boşmuş gibi durması için gösterdiği bu çaba, tüm serinin aslında planlı ve üzerine düşünülmüş bir konsepti yansıttığının da kanıtı niteliğinde.

Sanat Nerede Başlar?

Temelde Rauschenberg’in tuvaller ile yaptığı çalışma, aslında birçok ressamın resme başlamadan önce tuvallerine uyguladığı bir işlem. Çoğu ressam tuvallerini beyaz bir katmanla kapladıktan sonra asıl eserlerini oluşturmaya başlıyor. Ancak Rauschenberg, bu noktada tuvalleri bilinçli olarak yalnızca beyaz boya katmanları ile bırakmış. Bu durum da yukarıda bahsedilen, ‘Sanatçı tuvalleri satın alıp duvara mı asmış yoksa üstlerine herhangi bir müdahalede bulunmuş mu?’ tartışmasını gündeme getirmiş.

Kendi çalışmasının önünde genç Robert Rauschenberg

Bu tartışma dönemin sanat eleştirmenleri açısından önemli çünkü bu noktada neyin sanat olarak sayılabileceği tartışılmış. Dönem düşüncesine göre Rauschenberg, satın aldığı tuvalleri hiçbir müdahalede bulunmadan astıysa, ortaya çıkan eserde sanatçı katkısı olmayacak. Bu da mevcut kompozisyonun ‘sanat’ tanımı içine alınmasını imkansız kılacak. Sanatçının tuvallerinin üstünde kendi dokunuşları olduğunu kanıtlamak için bu kadar uğraşması da aslında bu yüzden. Tuvallerde sanatçı katkısı olduğu kanıtlayarak Rauscheberg, bir anlamda oluşturduğu konseptin arkasında durmuş.

Verilen Mesaj Ne?

Beyaz Tuvaller üzerine bu kadar konuştuktan sonra, üstüne bu denli düşünülmüş bir işin izleyiciye ne mesaj vermek istediği de önemli hale geliyor. Bu deneysel konsept ile anlatılmak istenenler söz konusu olduğunda iki temel yorum öne çıkıyor.

Bunlardan ilki, sanatçının bu tuvallerin sergilendikleri süre boyunca, ışık sayesinde tuvaller üstüne düşen gölgelerden yararlanmak istemiş olması. İlk bakışta boş gibi duran tuvaller gün içinde ışığın değişimi ile aslında her zaman doluyorlar. Üstelik her dakika üstlerinde farklı bir eser taşımış oluyorlar.

Konsept olarak daha güçlü olan ikinci yaklaşım ise, sanatçının sanatta yokluk kavramını irdelemesine yoğunlaşıyor. Boş gibi duran fakat aslında müdahale edilmiş tuvaller, kendi içlerinde bir ikilik oluşturuyor. Bu ikilik sanatçının konseptiyle de paralellik gösteriyor. Çünkü Rauschenberg, bu işiyle sanatın yokluğunu sanata çeviriyor.

Beyaz tuvallerden oluşan sergiden bir görüntü

Kendi dönemi için büyük şaşkınlık yaratan bir işe imza atmış olan Rauschenberg, bu işiyle modern sanat tarihi için de bir kilometre taşı konumunda. Minimalizmin yapı taşlarından olan Beyaz Tuvaller serisi, aynı zamanda sanat tarihindeki en radikal eserlerden biri.

 

Kaynak:1, 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here