Sanata bakış açısını “Sanatın maddesizleşmesi” olarak açıklayan Yves Klein’in, sanatının 7 yıllık serüveninde ortaya çıkardığı en ilginç eserlerinden birini ele alıyoruz. Çağdaş sanat akımının öncülerinden olan Klein, La grande Anthropométrie bleue ( Büyük Mavi Antropometri) eseriyle bir kez daha kafaları karıştırmayı başarmıştır. Yves Klein, kavramsal sanattan sahne sanatına kadar, onlarca yıl sanatın çoğunu öngören, heterojen ve eleştirel olarak karmaşık bir çalışma topluluğu yarattı. Tüm dışavurumculuk biçimlerinden kopma konusunda oldukça endişeli olan Klein, kariyerinin başlangıcından itibaren daha “adsız” olan ve “fazla psikolojik” olduğunu düşündüğü fırçayı reddetti. Tabloya geçmeden önce dilerseniz sanatçıyı biraz daha yakından tanıyalım.

Yves Klein

Yves Klein, figüratif ressam babasının ve soyut çizen annesinin etkisinde kalarak kendine has çizimleriyle sanat dünyasına unutulmayacak izler bıraktı. 12 yaşından itibaren Uzakdoğu’ya ve ruhsal alana ilgi duymaya başladı. 1948’de “Monoton – Sessizlik Senfonisi” adlı tek notadan oluşan beste projesiyle ilgi çekerek monokrom (tek renk) resim ile yaşam felsefesini anlatmaya çalıştı. 1952’de Japonya’ya giderek burada kendi sanatını Uzakdoğu sanatıyla harmanlayarak 1954’te Japonya izlenimlerini yazdığı kitabını yayımladı. Paris’te portakal renginin dışavurumuyla ilgili sergiye katılımı, sergi jürisi tarafından “tek renkle resim olmayacağı” gerekçesiyle reddedilince, 1955 Ekim ayında ilk halka açık sergisini gerçekleştirdi. “Uluslararası Klein Mavisi” adıyla geliştirdiği renk serisinin patentini aldı. 1957’de İtalya’da sergi açtı. 1950’lerin sonunda “sanatsal etkinliklerine bir yenisini ekleyerek; Paris’te “Benim eserim” dediği mavi gökyüzüne 1001 balon uçurdu. 1958 yılında Paris’te açtığı sergiyle yine bir ilke imza attı: çıplak canlı modeller kullanarak onların bedenleriyle baskı tekniği gerçekleştirdi ve bunu “canlı fırçalar” olarak değerlendirdi. Genç sayılabilecek bir yaşta, henüz 34 yaşındayken Cannes Film Festivali sırasında Mondo Cane adlı filmin gösteriminde ilk kalp krizini geçirdi bunu takip eden iki kalp krizinden sonra hayata veda etti.

Yves Klein’nın patentini aldığı Uluslararası Klein Mavisi rengi

BÜYÜK MAVİ ANTROPOMETRİ

Büyük Mavi Antropometri [ANT 105], Klein’in “canlı fırça” tekniğinin özdeyişini temsil eden dört eserden oluşan bir gruptur. Klein, bu eserlere tarih resminin sanat-tarihsel tarzını uyandıran bir terim olan “Savaşlar (Batailles)” adını verdi. Antropometreler, Klein’in eser ile kendi bedeni arasındaki farklılığı sürdürdü ve geleneksel temsil yöntemlerine, klasik fırçalara başvurmadan çıplaklığı canlandırmasına izin verdi. Nan Rosenthal’ın gözlemlediği gibi, Klein’in Antropometreleri  “Hem bir konuyu açıklıyor hem de edebi izlerini gösteriyor gibi görünüyorlar” şeklinde simgeseldirler. Büyük Mavi Antropometri [ANT 105]’in içinde rakamların belirli biçimleri büyük ölçüde okunaksız hale gelmiştir ve tablodaki hareketler, Avrupa sanatını veya Amerikan soyut ekspresyonist resmini taklit etmek gibi patlamalar, sıçramalar ve boya lekeleri olarak resmedilmiştir.

Büyük Mavi Antropometri

Tablonun Hikayesi

Yves Klein, Joseph Mankiewicz’in Aniden Geçen Yaz adlı filmini Tennessee Williams’ın aynı adı taşıyan tiyatro oyununu çok beğendiği için izler. Filmi izlerken özellikle bir sahneyi çok beğenir. Hatta beyninden vurulmuşa dönmüştür. Sahne, dalgasız denize bakan, dik bir uçurumun kenarındaki bir Akdeniz köyünde geçer. Teneke kutulardan yapılma pürüzlü hançerlerle donanmış bir çocuk ve kalabalık arasında geçen kavgadan etkilenen Klein, sahne bittiğinde adeta dehşete düşer. Ona göre sahne, fiziksel, maddi olmayan bedenin amansızca gerçekleşen ritüeli gibidir. Böylece modellik yapan insanları çırılçıplak soyarak bir fırça gibi kullandı ve ortaya Büyük Mavi Antropometri çıktı.

Tablo ve Yves Klein Hakkında

Yves Klein, gelecekte bir gün modellerin sadece modellik yapmayacağını, canlı fırça olarak kullanılacağını aynı zamanda eserin adeta kendi kanlarıyla da somutlaştırılacağını öngördü. Klein, sanattaki bu ince çizgiyi Percy Bysshe Shelley’den alıntılayarak “Duyarlılığın kanı mavi renktedir. Bu renk, modelin bıraktığı izi kaplar ve bulanıklaştırır.” demiştir. Ayrıca Klein, “Bir antropofagus dönemi yaklaşıyor. Görünüşte sadece korku olacak ama şu ünlü sözlerden beri -Etimi yiyen ve içen her kimse kanımı, içimde kalıyor. Ben de onun içinde- evrensel geleneğin gerçekleşmesi gibi olacak” diyor. Yves Klein’ın peşinde olduğu şey maddi, fiziksel olmayan, dünyada gizli bir bedendir.

Sizden Gelenler

Bu bölümde Instagram üzerinden yaptığım soru-cevap anketinde sizlere sorduğum “Bu tabloda ne görüyorsunuz?” sorusunun cevaplarını paylaşıyoruz. Tabloda ne gördüğünüzü yorumlarda belirtmeyi unutmayın.

Kaynaklar: 1234

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here