Türk televizyon tarihinde “talk show” denildiğinde akla gelen, sivri dilini pratik zekası ile kullanırken kendisine hayran bırakan, sanatsal yönleri oldukça güçlü, uzun zamandır televizyonlarda görünmeyen ancak sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar ile fotoğrafçılık hobisini gerçekleştiren Kaan Okan Bayülgen, 23 Mart 1964 yılında, hukuk ve gazetecilik eğitimi almış bir baba olan Ümit Bayülgen ile ressam bir annenin oğlu olarak İstanbul’da doğmuştur.

Şişli 19 Mayıs İlkokulu’ndan mezun olduktan sonra Galatasaray Lisesi’nde öğrenimine devam ederken okuldaki öğrenci kulüplerinden müzik, edebiyat ve folklor kollarıyla ilgilendi. Okula gitmeme sorunu yüzünden annesi Ayla Görgün tarafından Bodrum Lisesi’ne geçiş yaptırılmış olsa da yolu yine İstanbul’daki Şişli Lisesi’ne düştü ve buradan 1984’te mezun oldu. Aynı yıl fotoğraf çekmek için Fransa’ya giden Bayülgen, Tours Üniversitesi Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi‘nde hukuk okumaya başladı. Ardından fikri değişti ve aynı üniversitenin ekonomi bölümüne geçti. Fakat burada da mutlu olamadı ve eğitimini yarıda bırakarak İstanbul’a dönüp Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı bölümü sınavlarında başarı göstererek buradaki eğitimine başladı. 1989’da buradan mezun oldu ve yine MSGSÜ’de Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans yaptı.

Sanat kariyerine tiyatro oyuncusu ve yönetmeni olarak başladı. Devlet Tiyatroları’ndaki en genç yönetmen olarak 1989-1994 yılları arasında çeşitli oyunlar yönetti, bazı oyunlarda oynadı. Bu çalışmaları sayesinde Türkiye’nin en genç tiyatro yönetmeni unvanına sahip oldu.

1991’de Kent FM’deki Son Saatler adlı bir programla radyoculuğa başladı. Rejisi kendisine verilen bir oyun, yönetim tarafından kaldırılınca 1994 yılında Devlet Tiyatrosu’ndan istifa ederek şansını radyo ve televizyon alanında denemeye karar verdi. Radyolarda haber spikerliği ve programcılık yapmaya başladı. Özellikle 1998 ve 1999 yılında Radyo D’de 18.00-20.00 saatleri arasında yayınlanan Hayat Bilgisi programı ile dikkatleri çekti. En son 2001 yılında Radio Contact‘te, Yol programını yaptı.

Okan Bayülgen televizyon hayatına ise Satel TV’de klipler sunarak başladı ve ATV’de gece yarısında yayına başlayan Gece Kuşu adlı programı ile tanındı.

Gece Kuşu’ndan sonra “late night show” kültürünü 100 gece boyunca “Televizyon Çocuğu” ile devam ettirdi.

2 yıl boyunca ekranlardan uzak kalan Okan Bayülgen, 1998’de Türk televizyonlarında yeni bir bakış açısı kazandıran Zaga ile geri döndü. Sürekli değişen ekipler, skeçler, jenerikler, dekor, orkestra ve farklı program anlayışı, canlı telefon bağlantıları, içinde barındırdığı beklenmedik tuhaflıkları ve medya arkası ile kısa bir dönemin haricinde Cumartesi geceleri yayınlanan Zaga, Türk televizyon hayatındaki uzun soluklu, yeni bir anlayışın ürünü ve özgün bir program olarak kendine çekirdek bir izleyici kitlesi oluşturdu.

2004’de Herkes Bunu Konuşuyor ile karşımıza çıkan Bayülgen, eğlenceli olan ama eğlence programı olmayan bu denemesinde; akademi, bilim, müzik, popüler kültür, medya dünyasından ve çeşitli sanat dallarından çok yönlü konuklarla birlikte, kalite, eğlence ve izlenebilirliğin bir arada sunulduğu alternatif bir yayıncılık örneği sundu. Gelin diğer programlarını hep birlikte inceleyelim.

Televizyon Makinası

Okan Bayülgen, NTV’de yayınlanan “Herkes Bunu Konuşuyor” isimli programının ardından 2005 yılında Kanal D ekranlarına “Televizyon Makinası” ile geri döndü. Yer yer Zaga’yı andıran program aslında çok daha farklı bir dekorla çıkıyordu karşımıza. Artık konuklar koltukta değil, geniş bir masanın etrafında oturarak sohbet ediyorlardı. Espri ve konuk kalitesi ise yine Zaga’da olduğu gibi muazzam bir şekilde devam etti. En çok ilgi çeken kısım, pek tabii ki ülke televizyonlarında yayınlanan trajikomik olayların incelendiği Medya Arkası kısmı olacaktı. Çünkü Bayülgen’in keskin zekasıyla dokundurduğu ince espriler, adeta söylemek isteyip de bir türlü söyleyemediğimiz şeylerin tezahürü gibiydi. Programın vazgeçilmezi haline gelen Hakkı Devrim’in sohbetleri ise tadından yenmeyecek cinsten. Bunun yanı sıra Gürgen Öz önderliğinde gerçekleştirilen “Öfkeli Kalabalık” bölümü ve pek çok keyifli skeci izleme şansını da yakalayacaktık.

Makina

Televizyon Makinası’ndan sonra Okan Bayülgen, programının ismini “Makina” olarak kısalttı. 2007 yılında Kanal D’de yayınlandı Makina ve kemik izleyici kitlesiyle beraber sevilmeye devam etti.

Disco Kralı

2008’de Kanal D’de devam eden program daha sonraları TV8 ekranlarında boy göstermeye başladı. Özellikle oyuncu Nihal Yalçın’ın “Nahide” karakteriyle katılıp konukları trollediği bölüm, kelimenin tam anlamıyla TV tarihine geçecek cinsten. Sonraki bölümlerde de zaman zaman bu skeçlerine devam eden güzel oyuncu, programa farklı bir soluk getirmeyi başardı. Ayrıca işitme engelliler için ekranın sağ alt köşesinde yer alan işaret dili çevirmeni ile yine başarılı bir faaliyete imza atacaktı Okan Bayülgen.

Medya Kralı

Disco Kralı ile aynı dönemde yayınlanan bu programda, konuk sayısı az tutularak medyaya ağırlık verildi. Okan Bayülgen ve Hakkı Devrim programı birlikte yürüttüler. Sadeliğiyle beraber zaman zaman Disco Kralı’ndan daha çok sevilip sahiplenildi.

Muhabbet Kralı

Bu program da Disco Kralı ve Medya Kralı ile beraber aynı dönemde yayınlandı. Okan Bayülgen’in haftanın birkaç günü ekrana gelerek belirli bir açığı kapattığı güzel zamanlardan biri idi. Medya Kralı’nda eğlenceden daha çok, alanında uzman olan başarılı kişilerin yer aldığı seviyeli bir tartışma ortamı oluşturuluyordu. Ağırlıklı olarak; şairler, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler, doktorlar ve tiyatrocular konuk edildi.

Kral Çıplak

Tek bir konuk alınarak, sohbet o ve onun hayatı çerçevesinde gerçekleştiriliyordu. Okan Bayülgen’in özellikle Cem Adrian ile yaptığı programı izlemenizi tavsiye ediyoruz. Buram buram kalite kokuyor.

Makina Kafa

2013’te ekranlara gelen Makina Kafa, adres değiştirerek Show TV’de yayınlanmaya başladı. Format itibariyle Televizyon Makinası ve Disco Kralı’nın devamı niteliğinde idi.

Muhallebi Kafa

Bu program da Makine Kafa ile aynı süreçte yayınlandı. Okan Bayülgen tıpkı Muhabbet Kralı’nda yaptığı gibi alanında uzmanlaşan kişileri konuk ederek sosyal ve bilimsel meselelere değinmeyi tercih etti.

Çıplak Kafa

Okan Bayülgen’in yeni serisinin son ayağı olan Çıplak Kafa, Kral Çıplak programının formatını sürdürmeye devam etti. Diğerinden farklı olarak konuk değil de daha fazla konu etrafında şekillendi.

Dada Dandinista

İsmini I.Dünya Savaşı’nda başlayan Dada Hareketi’nden alan bu program, 2015 yılında Star TV’de yayınlandı. Diğer programlardan farklı olarak “Geçmişini Silemezsin” gibi eğlenceli bir kısımla çıkacaktı karşımıza. Okan Bayülgen konuk aldığı ünlülerin eskiden yer aldığı ekran projelerini esprili bir dille işledi. Bazen konuklar çok fazla olduğu için program ikiye bölünerek gerçekleştiriliyordu.

Dada

Bu program özellikle “Amazonun Yürüyüşü” isimli jeneriği ile oldukça dikkat çekti. Kadınların gücünü yansıtan şarkı sözleriyle beraber, yürüyün kızlar etiketi ile de sosyal medyada gündem oldu. Programın içeriği ise her zamanki gibi Okan Bayülgen zekasıyla mest etmeyi başaracaktı.

Sinema oyunculuğuna Mustafa Altıoklar’ın yönetmenliğini yaptığı 1996 yapımı İstanbul Kanatlarımın Altında filmi ile başlayan Okan Bayülgen, canlandırdığı Salih karakteriyle Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu Ödülü aldığı 1997 yapımı Ağır Roman, 1999 yapımı Romantik, 2000 yapımı Oyun Bozan, 2001 yapımı Hemşo ve Komiser Şekspir, 2002 yapımı Sır Çocukları ve Gülüm adlı sinema filmlerinde, ayrıca Size Baba Diyebilir Miyim? adlı TV dizisinde rol aldı.

Etkileyici ses tonu, etkili vurgulamaları ve düzgün Türkçesi ile seslendirme sanatçılarından biri oldu ve Shrek Serisi, Garfield gibi animasyon filmlerde Türkçe dublaj yaptı. National Geographic dergisi tarafından En İyi Sualtı Kitabı seçilen ve çeşitli ödüller alan Alptekin Baloğlu’nun çektiği fotoğrafların da yer aldığı Sualtından Yansımalar DVD’sinin Türkçe seslendirmesini de yaptı.

Birkaç yıl önce kendisine doğum gününde hediye edilen bir Leica M6 ile başladığını söylediği fotoğraf merakını, bugüne dek çeşitli ünlü firmalar için katalog ve moda çekimleri yaparak profesyonelleştirdi. Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi’nde Zekai Demir ile beraber yaptıkları Madagaskar gezisinden fotoğrafların yer aldığı Baobab Yolu isimli sergisi açıldı ve bu analog çekimlerinden oluşan fotoğrafların bulunduğu bir kitabı da yayımladı.

Kaynak: 1

Bu içeriği yazmamdaki katkıları ve emekleri için ekip arkadaşım Büşra Bulut’a teşekkür ediyorum 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here