Martin Scorsese’nin eseri Zindan Adası’nın etkisini unutturacak bir yapıt olan Gölgesizler, bu etkisini Anadolu topraklarından çıkmış bir hikâye olmasına borçlu diyebiliriz. Zamanın ve mekânın kaybolmasının yanında, gerçekliğin var olmanın sorgulanması ve bunun insanın kendi için var olup olmadığına verdiği cevapla can bulması, filmin etkileyiciliğini arttırmaktadır.

Anadolu’dan çıkmış bu romanın yazarı olan ve birçok okurun gönlünü kazanan Hasan Ali Toptaş’a 1994 yılında Yusuf Nadi Roman Ödülü’nü kazandıran hikâyenin sorguladıkları, kuruluşu, ait olduğu toplum bizlere dokunacak kadar güçlüdür. Bu güçlü ve karmakarışık kurguyu bu kadar etkileyici bir film yapan isim ise Ümit Ünal’dır. Yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği filmde başrolleri Selçuk Yöntem, Hakan Karahan, Taner Birsel, Ertan Saban, Arsen Gürzap, Ahmet Mümtaz Taylan ve Altan Erkekli paylaşmaktadır. Küçük bir rolde ise romanın yazarı Hasan Ali Toptaş rol almaktadır. Filmin müzikleri ise Candan Erçetin’e aittir.

Filmin işleyişi öylesine akıcıdır ki ne kadar kafanız karışırsa karışsın taşları zamanla yerine oturtmayı başarırsınız. Hikâyeden kaynaklı matematik çok iyi kurulmuştur ki filmin sonunda ders çıkarıcı birçok şeye ulaşmak mümkündür. Kısacası yapıt filmde istediği mesajı seyircisine ya da okuyucusuna ulaştırmayı başarır.

Film bir berberin bir zamanlar bulunduğu köyü anlatmasıyla başlar. Berber hikâyeyi anlatırken duvardaki fotoğraf bunun bir yaşamdan kesit olduğunu doğrulurken kimi zaman da bir masal dinliyormuşsunuz hissine kaptırır. Zaman, mekân tam sizin kabul ettiğiniz düzeyde ilerlerken öyle bir şey olur ki; zaman, mekân ile insan kaybolur ve bir rüyaya hapsedildiğinizi hissedersiniz. Filmin çekimleri, kullanılan ışıklar, kurulan mizansen bu duruma uygun havada sunulur. Böylece gerçek ve kâbus birbirinin içine girer.

Film bir köyde ve zaman zaman da şehirdeki bir berber dükkanında geçer. Köyde kaybolan Güvercin adındaki bir kızı aramaya koyulan Muhtar (Selçuk Yöntem), Güvercin’in ailesi ve köy ahalisi ile kurgulanan film, fantastik ögelerle desteklenmiştir. Batı’nın fantastik ögelerinden çok Anadolu’nun gerçeğe yakın hikâyelerinden beslenmiştir diyebilirim. Filmde sürekli geçmişte anlatılan masallara değinilir; büyüler, rivayetler dolaşır durur. Bu köy öylesine çarpık ilişkilerle örülüdür ki, sanki sırf bu sebepten bu çarpıklığın cezasını çekmektedir. Cismen kaybolanlar ve akıllarıyla kaybolanlar olarak ikiye ayrılır insanlar. Filmin diyalogları felsefi bir çizgidedir ve Anadolu bilgeliğini taşır.  Bütün bu ögeler kimi seyirciye sıkıcı gelebilir ancak film asla sıkmaz ve oldukça akıcı bir kurguyla ilerler. Müzikler ve diyalogların uyumu bunu destekler niteliktedir. Kurguda harikalar yaratıldığını da söyleyebilirim.

Antalya Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Yarışması filmleri arasında gösterilen filmin herhangi bir ödülü bulunmamaktadır. Ancak bizim ülkede ödül almayan birçok iyi film olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursanız, bu filmi izlediğinizde pişman olmayacağınızı söyleyebilirim. Ancak böyle düşünmeyip filmi eleştirenler de oldukça fazla. Kimi sinematografisini başarılı bulmuş ancak hikâyenin karmaşık olduğunu söylemiş, kimisi de romana layık olmadığı kanısında. Ancak şunu söyleyebilirim ki, her şeye rağmen ilham verici bir film Gölgesizler ve izlerken size kazandıracağı birçok şey olacaktır.

Son olarak filmle ilgili birkaç bilgi: Filmde de rol alan Hakan Karahan filmin yapımcılığını üstlenmiştir. Kurduğu film şirketinin ilk filmi olan Gölgesizler’i çekmek istediğini söylediğinde Hasan Ali Toptaş en zor anlaşılan kitabını seçtiklerini, nasıl film yapacaklarını sormuş ancak şahsi fikrimiz bu işin üstesinden geldikleri yönünde.

 

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here