“Metamfetamin oğluma ne yapıyor?”, “Ona nasıl yardım edebilirim?”. Film, bir babanın Metamfetamin (Crystal Meth) bağımlısı oğlu için görüştüğü doktora yönelttiği bu iki soruyla başlıyor. Oğlu için elinden bir şey gelmeyen bir babanın haykırışını merkezine alıyor Beautiful Boy.

Yönetmen koltuğunda “The Broken Circle Breakdown (2012)” filminin Oscar adaylığı ile tanıdığımız Belçikalı yönetmen Felix van Groeningen oturuyor.

Call Me By Your Name (2017) ile büyük çıkış yakalayan genç oyuncu Timothée Chalamet ile Amerikalı komedyen Steve Carell‘ın başrolü çektiği Beautiful Boy (Güzel Oğlum), prömiyerini Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirdikten sonra eleştirmenlerden tam not aldı. Amazon Studios’un yapımını üstlendiği film, Türkiye prömiyerini ise 6. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nde yaptı.  

2008 yılında, gazeteci David Sheff ve oğlu Nic Sheff tarafından kaleme alınan ve “Beautiful Boy: A Father’s Journey Through His Son’s Addiction” adlı kitaptan beyaz perdeye uyarlanan film, bir babanın, metamfetamin bağımlısı oğlunun yaşadığı zorlukları konu alıyor.

Nic (Timothée Chalamet), ergenlik çağında esrar tüketen Amerikalı sıradan bir çocuktur. Ancak bir süre sonra bununla yetinemeyen Nic, farklı uyarıcılar denemeye başlayıp en etkili ve zararlılarından biri olan metamfetamin ile tanışır. Doğrudan sinir sistemini etkileyen bu uyarıcı, Nic’in davranışlarında farklılığa sebep olur. Bu değişikliği farkeden babası David (Steve Carell), oğlunun bağımlılıktan kurtulup normal bir hayat sürmesi için elinden gelen her şeyi denemeye başlar. 

Başlarda Nic’in bağımlılığını hafife alan babası, onu bir detoks programına yazdırır fakat bir sonuç alınamadığını görünce, Nic’i yine çok da etkili olmayan bir rehabilitasyon merkezine göndermeye karar verir. Bu defa kısa süreliğine olumlu sonuç alınsa da işler beklendiği gibi gitmez. Bu defa farklı bir yol deneyip üniversiteye yazılan Nic, burada daha fazla özgürlük alanı elde ettiği için dozu yükseltir ve bu nedenle işler çığırından çıkar.  

Oğlu için her şeyi göze alan, ancak başarılı olamayan ve her defasında yeniden başlayan David, ondan vazgeçecek midir?

Beautiful Boy, bağımlılığa sahip olan insanları merkezine alan diğer filmlerin aksine, bağımlılığı olan bir kişinin babasının yaşadıklarına odaklanmayı tercih ediyor ve hikayesini bunun üzerine inşa ediyor.

Muhteşem bir kimya yakalayan Chalamet ve Carell, filmde işlenen baba-oğul ilişkisinin sıradan olmadığını yansıtma konusunda oldukça başarılılar.

Burada Timothée Chalamet’in performansına ayrı değinmek gerekir ki Call Me By Your Name’deki performansıyla bizi büyülemeyi başaran genç oyuncunun uyuşturucu etkisindeki halini, ani çıkışlarını ve yaşadığı travmalarını izlediğimiz bu film bizi dehşete düşürüyor. Gerek 80’lerin İtalya’sında yaşayan eşcinsel ve yahudi bir genci, gerekse metamfetamin bağımlısı bir Amerikan ergeni canlandırdığı performansı ile adeta “Ondan ne isteniyorsa yapıyor.” diye düşünmeden edemiyoruz.

Filmde göze çarpan tek sorunun kurgu olduğunu söylemek gerekiyor. Ağırlıklı olarak babanın anılarına yer veren film, kesitlerden oluşuyor ve keskin geçişlerinden dolayı izleyenlerin bütünlüğü yakalamasında zorluk yaşamasına sebep oluyor. Ayrıca Nic ile babası David’in arasındaki ilişkiyi derinleştirebilmek için sık sık flashbacklere başvuran film, kafa karışıklığına da sebep olabiliyor. Öte yandan filmin, mesajı doğrudan vermek yerine izleyenlerin bunu sezinlemesini sağlamaya çalıştığı ihtimaline de yer veriyoruz.

Büyük olasılıkla Akademi Ödülleri’nde adından söz ettirecek Beautiful Boy’un, Türkiye’de, Şubat 2019’da vizyona girmesi bekleniyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here