Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Tercihlerimizi bazen kendi isteğimiz doğrultusunda yapamadığımız bir dünyada yaşıyoruz. İzlediğimiz diziler, filmler, reklamlar ve hatta dinlediğimiz müziğe kadar tercihlerimizde etkili olan birçok etken var çevremizde. Muzak, onlardan sadece biri.

Basit bir tabirle; Muzak için hepimize tanıdık gelen “asansör müziği” tanımını kullanabiliriz. Ancak günümüzde bu sadece asansör müziği olmaktan çıkmış bulunuyor; ”İnsanlara farkında dahi olmadan empoze edilen, istemleri dışında dinletilen müzik” şeklinde tanımlamak daha doğru olur. Muzak, sırf bu işi yapmak üzere 1930’lu yıllarda kurulan bir firmanın da adı aynı zamanda.

1871-1914 yılları arasında gerçekleşen Endüstri Devrimi ile beraber teknoloji de gelişmeye devam etti. Bunun sonucunda özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde mimari açıdan binalar yükselmeye başladı ve doğal olarak üst katlara ulaşmak amacıyla asansör kullanımı da elzem oldu. Asansörler yapısı itibariyle küçük, dar ve genellikle bunaltıcı yerler ve psikolojik bir rahatsızlık olan klostrofobi’nin ortaya çıkmasını dahi tetiklediği söylenir. Muzak fikri, ordudan emekli bir general olan George Owen Squier’den tam da bu sebeple insanları dar ve bunaltıcı alanda rahatlatmak amacıyla müzik çalınması olarak çıktı.

Muzak, diğer adıyla ”background müzik” asansör gibi insanların tek başına bulunduğu yerlerde ve banka, restoran gibi toplumsal alanlarda kişiyi sakinleştirecek, üretimini artıracak ve tehlikeden uzaklaşmış gibi hissettirecek ”müzik paketleri” sundu. Bu paketler, genelde herkesin bildiği popüler şarkıların sıklıkla enstrümantal versiyonları ya da oldukça düşük şiddetli sesler bütünü kullanılarak kişiye ”tanıdıklık” izlenimi vermeye çalışacak şekilde hazırlandılar. Arka planda fark edilmeden kalma özelliğine sahip ve bilindik melodilerin yenilenmiş şekilde sunulmasıyla kalabalık ve yabancı ortamlar için tehdit unsurlarını yok ederek kişiye güven vermek üzere hazırlanmış paketler diyebiliriz.

Şirket, 80’li yıllarda çalışma stratejisini değiştirdi ve müziğin arka planda kalması fikrinden vazgeçip, sesleri herkesin rahatça duyabileceği seviyeye çekmeye karar vererek ”foreground müzik” tanımını ortaya koydu. Çünkü gittikçe kalabalıklaşan ortamlarda ses seviyesinin yükselmesiyle düşük kalan müzik, insanlar üzerinde herhangi bir etki yaratmamaya başlamıştı. Foreground müzik, background müziğin aksine şarkıların orijinalleri kullanılarak oluşturuldu.

Böylelikle yeni tarzıyla Muzak, özellikle alışveriş merkezlerinde genelden çok mağaza özelinde karşımıza çıkmaya başladı. Aynı alışveriş merkezinde bulunan 2 farklı mağazaya girdiğimizde bambaşka şarkılar duymaya başladık. Bu farklılık, mağazanın hedef kitlesine yönelik hazırlanan müziklerden kaynaklanıyor. İçeri girdiğinizde duyduğumuz müzik, kıyafetler içinde kendimizi hayal etmemize ve alışveriş havasına girmemize yarıyor aslında.

Foreground müzik, günümüzde artık mağazaları ve markaları temsil eder hale geldi. Bu sayede artık alışveriş yaparken girdiğimiz herhangi bir mağazada nasıl hissedeceğimize Muzak karar veriyor. Spotify’a girdiğinizde arama kısmına dünyaca ünlü markaların isimlerini yazarsanız, mağazalarında çalan müziklerden oluşan listeler dahi bulabilirsiniz.

Ne giyeceğimize, ne dinleyeceğimize, ne düşüneceğimize ve ne hissedeceğimize bile baskın güçlerin karar verdiği ve yönlendirdiği bu dünyada özgürce alışveriş yapmamız beklenemezdi değil mi?

Aşağıda asansör müziği örneklerini ve bazı markaların hedef kitlelerine yönelik hazırlanan bazı listeleri bulabilirsiniz.

Kaynak: 3

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here