Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
221

“Bir gün kadrim bilinirse
İsmim ağza alınırsa
Yerim soran bulunursa
Benim meskenim dağlardır dağlar”

Aşkın ve gerçeklerin sesine kulak vermek için fazla uzaklara gitmemize gerek yok. O ses hepimizin yakından tanıdığı Sabahattin Ali‘den başkası değil. Hatta belki ona halkın sesi de diyebiliriz. Türk edebiyatıyla yeni tanışma fırsatı bulanların eline aldığı ilk kitapların sahibinin önce hayatına daha sonra satırlarına biz ses olacağız bu sefer. Biz ona yine yeniden ve hep vurgun olalım diye.

Sabahattin Ali, 1907 yılında bugün Bulgaristan’ın sınırları içinde sayılan Edirne’nin küçük bir köyünde dünyaya gözlerini açmıştır. Öğrenim hayatını tamamladıktan sonra öğretmenliğe başlayan yazar, daha sonra kazandığı sınav sonucunda Almanya’ya eğitime gitmiştir. Neredeyse o dönemlerde yaşayan her yazar gibi onun başından da mahpusluk geçmiştir. Atatürk‘ün aleyhine okuduğu iddia edilen sadece bir şiir yüzünden mahkumluk günleri başlamıştır. Neyse ki çok geçmeden özgürlüğüne yeniden kavuşan Sabahattin Ali, ilerleyen yıllarda edebiyatımızın mihenk taşlarından sayılan meşhur kitaplarını yayımlamıştır. “Kuyucaklı Yusuf“, “Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan gibi kült eserler arasında gösterilen kitapların yazarı olan Sabahattin Ali’nin bizi derinden sarsan bir ölüm hikayesi daha doğrusu bir katlediliş hikayesi vardır. Yazar yurt dışına kaçmak istediği sırada yolda bir cinayete kurban gitmiştir ve cesedine ise olaydan aylar sonra ulaşılabilmiştir. Ölümünden yıllar sonra bile biz hala sevgiyi, özgürlüğü, hayatı ve daha birçok şeyi onun kitaplarından, şiirlerinden öğreniyoruz.

İnsanlığa öğretmeye çalıştıklarıyla hep bizimle kalan usta yazar bedenen aramızdan 1948 yılında ayrılmış olmasına rağmen her “Leylim Ley ve “Aldırma Gönül” adlı kendi şiirlerinden bestelenen türkülerde bizimle birlikte mırıldandığını hissedebilirsiniz. Kim bilir belki biraz daha yaşama şansı olsaydı daha neler neler mırıldanırdı. Şimdi Sabahattin Ali’nin hayatının satırlarındaki izlerine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Sizin için seçtiğimiz birbirinden etkileyici Sabahattin Ali alıntıları. Keyifli okumalar!

 

“İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.” -İçimizdeki Şeytan

 

“Aradaki bütün bağlar, ruhlar beraber olmadıktan sonra, ne ifade ederler? Senelerden beri hiç kimseye bir tek kelime söylemedim. Halbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir? Ah Maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? Niçin yanımda değilsin?”  – Kürk Mantolu Madonna

“Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimiz bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.” – Kürk Mantolu Madonna

“Bu dünyada çobansız da, köpeksiz de yaşanabilirmiş. Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur.Bari siz gözünüzü açın da, ilerde başınıza yeniden itler, hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa, sürüyü canavarlara paralatmadan onları defetmeye bakın!” – Sırça Köşk

 

“Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varamayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?” – Değirmen

Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegane tesellidir. Her eşyasını ayrı ayrı ve gayet iyi tanıdığım bu odada yalnız onlar her zaman için yeni koku taşırlar. Her zaman söyleyecek birçok lafları vardır.” -Değirmen

 

“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa ve tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…” –İçimizdeki Şeytan

“Zaten sıkmadan uzun uzun anlatmasını bilen yegâne geveze, denizdir.” – Değirmen

“Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç, fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en bü­yük vazife ve saadet olarak şunu almak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak…”  – Canım Aliye, Ruhum Filiz

 

“Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak, birbirlerini kaybetme ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar, belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hala bilmeyeceklerdi.”  -Kuyucaklı Yusuf

“İstanbul’dan ayrılmak istemiyoruz fakat senede kaç defa kütüphaneye gideriz? Üç beş cadde ile bir o kadar da kahveden başka ne biliriz? Fikir hayatı, fikir hayatı diyoruz… En kabadayımız bile gevezelikten başka ne konuşuyor? Kahve münakaşalarıyla zihnimizi inkişaf ettirdiğimizi sanmakla pek akıllıca bir iş yaptığımıza kani değilim… Bizi buraya asıl bağlayan bir alışkanlıktır… Biz burada maksatsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir meşgale haline getirmek yolunu keşfetmişiz.” –İçimizdeki Şeytan

“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.” – Kürk Mantolu Madonna

“..İşte bu bir kolu olmayan kızı seviyorum. Onu alamam, onu kaçıramam… Halbuki o da beni seviyor. Bunu bana evvelsi gün ağlayarak söyledi. Gel dedim, beraber kaçalım. Acı acı güldü, Ağam dedi, ben senden noksanım bana sadaka mı veriyorsun?.. Onu nasıl sevdiğimi anlattım: Bana kolunun yerine kalbini veriyorsun, dedim. Bir kalp bir koldan daha mı az değerlidir?..” – Değirmen

 

“Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. “Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?” diyorlar. “Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?” – Sırça Köşk

“Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş… Ne aradığımızı bilmeden aramak… Şimdi içim rahat, aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükunet içindeyim… Dünyada bundan büyük bir saadet olur mu?” – İçimizdeki Şeytan

 

“Başım dağ saçlarım kardır
Deli rüzgarlarım vardır
Ovalar bana çok dardır
Benim meskenim dağlardır dağlar”

 

Kaynak 1, 2, 3

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
221

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here