Hayatın bir yolculuk olduğu klişesini hepimiz bilmekteyiz. Zorluklar, engebeler, hesaplaşmalar, arada çıkılan düzlükler derken bir bakımdan doğru bir benzetmedir de bu. İşte 2014 yılında ödül kazanmış Alfred imzalı Eskisi Gibi çizgi romanında da temelimiz altmışlı yılların sonlarında, eski bir Fiat 500 ile çıkılan bir yol. 

Fabio yıllar önce sokaklar ona dar geldiğinden memleketini terk etmiş, boksörlük yaparak hayatını kazanmaya çalışan ve yıllardır kendini bir yere ait hissedemeyen yalnız bir adamken, birden arkasını döndüğünde kardeşi Giovanni ile karşılaşır. Tam on yıldır görüşmeyen kardeşlerin birbirlerini ilk gördükleri an asla Yeşilçam filmlerine benzememektedir. Tam tersine ilk konuşmaları sadece birbirini bastırmaya çalışan kelimelerin dövüşüdür. Giovanni yıllarca kardeşini aramış, sonunda yanında babasının külleri ile kardeşini Fransa’dan memleketleri İtalya’ya götürmek için onu bulmuştur. Fabio ise oraya gitmek istememektedir, terk edilen bir yere geri dönmek demek herkes için bir nevi başarısızlık demektir çünkü. Bu teklifi şiddetle reddetmişken hayat onu öyle bir yola sokar ki, bu yolculuğa mecbur evet der.

Başta bir sessizlik, yıllar içinde istemeden de olsa değişmenin yarattığı sessizlikle araba sakince kullanılır. Yollar başta belirttiğimiz gibi iki kardeşin hayatı gibi oldukça zorludur. Yolda yaşanan her sıkıntı, sanki onların hayat yolunda aşamadıkları tüm sorunları yüzlerine tokat gibi çarpar. Her güneş doğumu ise bu çözümlerin bir sonuca ulaştığı an gibidir sanki. Kavgalar, yaralanmalar derken yolda ilerledikçe büyürler bir bakıma. Bir çocuk gibi, birbirlerine küs başladıkları bu yolda sorunları etkin değil ama kendi tarzlarında çözerek aralarındaki ilişkiyi büyütürler. En iyi nokta korkularından bahsederler mesela; neden kaçtıklarını, neden beklediklerini, neden inat ettiklerini… Bu çizgi romanda Fabio kaçmış, Giovanni onun boşluğunu doldurmaya çalışmış gibi dursa da aslında Giovanni de kaçmıştır, başta Fabio olmaya çalışırken kendisinden ve sorunlardan kaçmıştır. Bunu yapmanın en iyisi olduğunu düşünürken çevrenin düşüncelerinden kaçmıştır. En doğrusunu bildiği ve yaptığı şeyin yanlış olduğunu haykıran seslere kulaklarını tıkayarak kaçmıştır. Çocuğundan ve mutluluktan kaçmıştır…

Fabio da yıllardır kendi düşüncelerini inkar eder, bu öyle bir boyuta ulaşmıştır ki aynalar harici onun gerçekten kim olduğunu hatırlatan yoktur ona. Sınırları aşmış olmanın öz güveni hep içindedir, cesareti onun için hep bir övünç kaynağıdır. Sonra yoldaki bir viraj tüm yola farklı bakmasını sağlar. Yıllardır olmak istediği yerde değildir, olmak istediği kişi değildir. Geri dönmekten, başarısız olmaktan korkmuş bu yüzden de tüm varlığını bir kapı arkasına kitlemiştir. Kendine inkar edemese de her sabah birinin onu almaya gelmiş olması ümidiyle kalkar yatağından. Kardeşi Giovanni geldiğinde geldiğine değil, geç gelmesine sinirlenmiştir aslında.

Bu grafik roman size yolculuk ilerledikçe tamamlanan anıları oldukça farklı çizgilerle hissettirecek. Öyle renkler ve manzaralar ile karşılaşacaksınız ki Fransa’dan İtalya’ya geçtiğiniz an çizgiler ve renkler size gerçekten İtalya’da olduğunuzu hissettirecek. Bilmediğiniz o köy yollarından siz de geçeceksiniz, siz de Fabio ve Giovanni kardeşlerin yolda bulduğu köpek ve kül haznesi ile o yolculukta olacaksınız. Güneşin batışının iki ülkede farklı olduğunu hissedeceksiniz. Bu çizgi roman sizi de çizecek aslında, siz de içeride olacaksınız.

Bu yol onların kendileri ve birbirleri ile yüzleşmelerini sağladı, hayatla yüzleşmelerini sağladı, onları büyüttü, yaraladı, ağlattı, bir yandan da sinirden de olsa güldürdü ama sonunda bittiğinde sakince iyi ki dediler. Tıpkı tüm insanlığın hayat yolundaki yolculuğu gibi…

Siz de hayatınızın engebeli yolundan sıkılmışsanız hadi bu çizgi roman ile birlikte farklı bir yolculuğa çıkın. Her yol gibi bu yol da size illaki bir şeyler öğretecektir.  

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here