İkinci Dünya Savaşından sonra altın dönemini yaşayan moda, Haute Couture terimini de beraberinde ünlendirerek dünya çapında bir moda yarışı başlattı.

İlk olarak İngiliz bir terzi olan Charles Frederic Worth tarafından 19. yüzyılda bir yaratıcılık terimi olarak kullanıldı. Charles, 3. Napolyon ile çalışmak için Londra’dan Paris’e geldiğinde Haute Couture mantığını öne sürmüştür.

Charles, basit İngiliz bir terzi, dünyanın en pahalı moda ekolünü yaratacağını ve Haute Couture’un Babası olacağını biliyor muydu? Müthiş yeteneği sayesinde dünyanın her yerindeki üst kesimden insanlara tasarım yaptı ve kısa bir zaman içinde The House Of Worth adlı atölyesini kurdu. Lady Curzonun dillere destan tavus kuşu elbisesi de burada dikildi. Elbisenin bu denli beğenilmesinin sebebi, Charles’ın elbisenin üzerindeki yeşil gözleri zannedilenin aksine zümrüt değil, kat kat daha ucuz olan böcek kanadından yapmasıydı.

Lady Curzon’un tavus kuşu elbisesi.

Londra çıkışlı olmasına rağmen, Fransa 1945’te Haute Couture terimini bir moda terimi olarak korumaya almıştır. Şık, zarif, muhteşem anlamlarına gelen haute kelimesiyle dikiş anlamına gelen couture kelimesi, kombinasyon olarak mükemmel bir işçilik ve ısmarlama anlamına geliyor.

Dior Haute Couture, 1950’ler

Haute Couture, özellikle ünlü ve pahalı moda evlerinin, kişiye özel diktiği tasarımlara denmektedir. Fakat bütün kişiye özel tasarımlar Haute Couture mantığına sığmaz. Haute Couture tasarımlar yapabilmek için, atölye’nin Chambre Syndicale de la Haute Couture’a (Haute Couture Sendikası) üye olması lazım. Atölyenin üye olabilmesi için de atölyede çalışan insan sayısı, aletlerin kalitesi, saat başı ücretler gibi bir takım yönetmeliklere kesinlikle uyması gerekiyor. Üye olan atölyeler her yıl 35-50 parçadan oluşan iki koleksiyon oluşturmakla yükümlüydüler. Her bir tasarım özenle elle dikiliyordu ve şüphesiz dikildiği iğneye kadar kaliteli olmalıydı. Bu yüzden Haute Couture toplumun sadece üst kesimine hizmet edebildi.

Sophie Malgat, Dior Haute Couture

Günümüzde ise Haute Couture’a devam eden markalar, bunu sadece bir moda yolunda yarışı kazanmak adına yapıyorlar. Çoğu Haute Couture tasarım artık satılmıyor, genellikle ilgili markanın prestijinin artmasına yönelik, ünlü kişilere hediye ediliyor. Şu an dünyada sadece 300’e yakın insan Haute Couture satın alıyor. Her ne kadar Gaultier, Chanel vb. markalar Haute Couture’u yaşatmaya çalışsa da durumun vahimliğini kapatamıyorlar. Pret-a-porter (hazır giyim) rüzgarı esmeye başladığından beri, Haute Couture kavramı anlamının dışına çıkıp rekabete dönüşmekten daha fazlasını yapamamakta.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here