Orijinali David Hare tarafından yazılan “Skylight” oyunu, ilk olarak 1997 yılında, Londra Ulusal Tiyatrosu‘nda sergilenmiş. Daha sonrasında ise West End ve Broadway sahnelerine taşınan oyunun bu versiyonu, en iyi oyun dalında “Oliver Ödülü” sahibi olmuş. Yaklaşık 20 yıl önce sergilenen bu oyunun başrollerinde Stella Gonet ve Bill Nighy var. Aynı oyun 2015 yılında tekrar sahneye uyarlanıyor ve başrollerinde yine Nighy’yi görüyoruz fakat ona bu kez, “Never Let Me Go” ve “Great Gatsby” gibi filmlerden tanıdığımız ünlü oyuncu Carey Mulligan eşlik ediyor.

Oyunun 2015 yılında sahneye koyulan bu versiyonu ise, bir oyunun tekrar canlandırılması alanında bir Tony Ödülü kazanmış. Oyunun yönetmeni Stephen Daldry de Oscar adaylığı olan bir yönetmen.

“Skylight”ın konusu ise şu şekilde özetlenebilir: Oyunumuzun ana karakterleri Tom ve Kyra, üç yıl önce ayrılmış, iki eski âşık. Tom bir restoran sahibi, Kyra ise okul öğretmeni. Kyra, Tom için çalışırken tanışmışlar ve epey uzun süren bir aşk yaşamışlar fakat yolları ayrılmış. Daha sonra kader onları, bir akşam tekrar karşılaştırıyor ve aralarındaki tutkunun tekrar canlanmasına şahit oluyoruz.

“Skylight”tan Nighy ve Mulligan

Bu etkileyici oyunu Türkçe’ye ve sanat dünyamıza kazandıran isimse usta oyuncu Haluk Bilginer olmuş. Bilginer aynı zamanda Tom rolünü üstleniyor ve ona Kyra olarak Esra Bazen Bilgin eşlik ediyor. “Pencere” ismiyle Oyun Atölyesi’nde sergilenen oyun, 2 perde olarak sergileniyor ve toplam 130 dakika sürüyor.

Haluk Bilginer karakteri Tom’u anlatırken, epeyce açıksözlü. “İşte tam geldi öküz. Dışarıdan baktığınızda gerçekten öküz bir adam ama eski sevgilisi çok iyi biliyor ki o kabuğun altında bir şey var. Yoksa ilişkileri olmazdı çünkü Kyra öyle bir öküzle bir ilişki yaşayacak bir kadın değil. Adam biraz kendi karikatürü gibi olmaya başlamış. Zenginlik, onun tanımıyla başarı, onu bir hallere sokmuş. Bundan sonra devam edecek mi, etmeyecek mi orası da biraz şüpheli.” diyor.

“Pencere”den Bilgin ve Bilginer

Esra Bazen Bilgin ise Kyra’yı söyle anlatıyor: “Birtakım tercihler yapmış, bir şeylere inanmış ve Tom’dan ayrıldıktan sonra onları uygulamaya koymuş biri. Güçlü ama bir sürecin içinde ve kendini inandırmaya çalışıyor; yaşadığı hayatla, hedefleriyle, inançlarıyla ilgili. Bir şeye inanıyor ve oradan yürümek istiyor. Tom’u bence çok özlüyor ama çok net de biliyor; tamam çok tatlı bir altı yılmış fakat o iki yapı aynı çatı altında zor. Bu anlamda çok net Tom’a göre.”

Bizim sanat dünyamıza bu güzel eseri kazandıran Haluk Bilginer’e, biz de buradan teşekkür ediyoruz. Kendisi ve Bilgin’in Milliyet röportajının daha fazlası için tıklayın.