Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
161

İlk kez kalebentlik cezası sayesinde 1.5 yıl Bodrum’da sürgün hayatı yaşar ama buranın denizine, insanlarına aşık olup dayanamaz ve bu topraklara geri dönüp ömrünün çok büyük bir kısmını bu kıyıda geçirir. İkametgah İzmir’i gösterir ama ev otelden başka bir şey değildir onun için. O, bu toprakları ve bu toprakların insanını anlayıp buraları geliştirmeye, Anadolu’nun hakettiği değeri görmesine harcar ömrünü. Yeri gelir süngercilik yapar yeri gelir balıkçılık kimi zaman ise denizcilik. Buradaki insanların dertlerini anlayıp çözebilmek tek amacıdır. Savaştan çıkmış bir halkın derdi ne kadar çoksa Bodrum halkının derdi de o kadar çoktur. Geçim sıkıntısı, evine bir ekmek götürebilmek en büyük derdidir Bodrum halkının. Halkın etrafındaki antik kentleri, doğal güzellikleri kısaca etrafındaki tarihi keşfedip bunu tanıtabilecek ve bundan gelir elde edebilecek ne bilgi birikimi vardır ne de zamanı. Halikarnas Balıkçısı ise bunun farkındadır çünkü halkla iç içe yaşıyordur ve çevresinde bir tarih yattığını da biliyordur. 1946 yazında 22 Ağustos günü doldurur yedi aydın arkadaşını “Macera” adlı bir tekneye ve alırlar kaptan Paluko’yu dümene çıkarlar yola.
“Doğanın özenerek yarattığı ülkeler, bölgeler vardır. Oralara güzel deriz. Ama güzellik kavramı insana göre değişir. Mavi yolculuğumuz sırasında Kıran Dağları’nın dikine inen, koca çamların yalın kayada tutunmak için 17 pençe salarak tırmandıkları yamaçlarını kıyı kıyı izlerken, “Ne güzel!” diye bağrışıyorduk bizler. Oysa gemimizin kaptanı ya da yanımıza kılavuz olarak aldığımız Paluko, güzel demiyordu buralara. Nerede suyu, yemişi, balığı bol bir koy, insanların barınıp yaşadıkları bir köy varsa ona güzel diyordu.” Azra Erhat


Mavi yolculuğa çıkış sebebi denizde ve çevre koylarda arkadaşlarla keyifli vakit geçirmek için yapılan bir tur değildi. Bir felsefeye inanıyordu Halikarnas Balıkçısı, “Mavi Anadoluculuk” adında bir felsefe. Yunan Kültürü temelli ve Avrupa Uygarlığı’nı yaratan kültürün Anadolu Kıyıları’ndan, Ege’den çıktığına inanır. Yunan Uygarlığı’nın Anadolu Uygarlığı’nın öncüsü değil de takipçisi olduğunu savunur. Ona göre bilim ve sanatın başladığı ilk yer Anadoludur. Bu felsefeyle yola çıkarlar ve Azra Erhat “İlk mavi yolculuğa çıkanların hiçbiri arkeolog değildir, ancak bir arkeolog gibi davranarak o döneme kadar keşfedilmemiş yerleri keşfederler ve bu konuda bilim adamlarına öncülük ederler.” diye anlatır yolculuğun da bu amaçla yapıldığını.

Mavi gezi bir ağaçtır
Dalları deniz.
Mavi gezi bir bahçedir
Gülleri deniz.
Mavi gezi bir gelindir
Telleri deniz.
Mavi gezi bir beşiktir
Bebeği deniz.
Bebeğimin:
gözleri deniz
elleri deniz
dişleri deniz.
Mavi gezi bir rüyadır
görülmemiş.
Mavi gezi bir cennettir
ellenmemiş
dillenmemiş.
Mavi gezi bir masaldır
söylenmemiş
yazılmamış
çizilmemiş
.
.
.

Bedri Rahmi EYÜBOĞLU

Halikarnas Balıkçı’sı bu yolculuğa ilk Paluko ile birlikte 1944 yılında çıkar ve etrafta gezmedik yer, girmedik koy bırakmaz. Amacı ise buraları keşfedip buralardaki imkanları bütün dünyaya duyurabilmek ve gezginleri buraya toplayabilmektir. 1946’da tura çıkıldığında ise imkanlar çok kötüdür, tuvaleti bile olmayan bir balıkçı teknesinde arkadaşlarını gezdirmeye turu çok uzun tutmayacağını, Kuşadası’ndan sadece Bodrum’a götüreceğini ve turu iki günde bitireceğini vaadederek yola çıkarlar. Lakin Halirkanas Balıkçısı öyle bir gezdirir ki dostlarını tur on gün sürer. Herkes turun büyüsüne kapılmıştır ve tam olarak Halikarnas Balıkçısı’nın istediği olmuştur çünkü buradan şiirler, romanlar, yazılar, resimler çıksın bu eserler yayılsın hem herkes görsün hem de gelecek nesillere aktarılsın ister.
“Mavi yolculuk; şiir olur, resim olur, roman olur, yazı olur. Böylece oraları hiç görmeyen kişilere bile aktarılır.”Sabahattin Eyüboğlu

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eşi Eren Eyüboğlu’na yazdığı mektuplarla başlayan kaynaklar çoğalır, çoğalır ve kitaplara sığmaz hale gelir. Bugün mavi yolculuk hakkında yazılan kitaplar, makaleler, şiirler ve diğer kaynaklar say say bitmez. Sabahattin Eyüboğlu vefat ettiği yıl olan 1973’e kadar her yıl her geziye katılır ve turu her seferinde geliştirir ama Halikarnas Balıkçısı turda yoksa aranır yokluğu.Yolculuğu yolculuk yapan onun anlatımları ve herkese yaşadığı hisleri aktarabilmesidir. Bir balıkçı teknesinde Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sabahattin Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Necati Cumalı, Fuad Ömer Keskinoğlu, Erol Güney ve bacanağı Benya ile başlayan tur 1957’de düzenli hale gelir hatta o yıl bilinen ilk kadın yolcusu Azra Erhat da tura katılır. Her turda bir eksik parça daha giderilmiştir ve bunda Sabahattin Eyüboğlu’nun payı çok büyüktür.

“Napoli’yi gör de öl derler, yok a canım, esas Gökova’yı gör de yaşa!” Halikarnas Balıkçısı

Gruba katılan herkesin bir görevi vardı, kimisi yazdı kimisi çizdi kimisi de turu geliştirdi ve düzenli hale getirip bu toprakları, bu denizi ve insanları tanıtma işini bölüşerek yaptılar ama biri var ki bunları başlatan ve hepsine öncülük eden. Alırmış eline bir sopa sahnede canlandırırdı hikayeleri ve efsaneleri o gür sesiyle, her soruyu istekle cevaplayıp soru sorulmasından memnun olurdu. Yaşatırdı her seferinde Mavi Yolculuğu tura katılan herkese ve görevlerini yerine getirmeleri için hem motivasyon olurdu. Bütün bunları kafasında planlayıp hem de bu planları hayata geçiren kişiydi o. Edebiyat’a yaptığı katkılar bir yana, Türkiye’de Turist Rehberliği’nin öncüsü olarak da görülür aynı zamanda ve çok saygı görür. Halikarnas Balıkçısı yani Cevat Şakir Kabaağaçlı, Anadolu’nun tarihiyle kavuşmasında bulunduğun katkılar için teşekkürler.
Kaynaklar:
Azra Erhat-Mavi Yolculuk
1

2

3

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
161

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here