İlk Türk Netflix dizimiz olan N. İpek Gökdel’in, Kara Kalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikayesi’nden uyarlanan The Protector, 14 Aralık Cuma günü çıkışını gerçekleştirdi. Çoğu kişinin uzun süredir beklediği diziyi biz de merakla bekliyorduk. The Protector genel olarak beklentilerimizi karşıladı diyebiliriz. Ancak yine de bazı eksiklikler ve hatalarda söz konusuydu. Sürükleyiciliği sayesinde ilk gün oturup dizinin tüm bölümlerini izledik.

(Yazı bundan sonra çok ağır spoiler içeriyor olacak. Eğer dizinin ilk sezonunun
tüm bölümlerini izlemediyseniz yazıyı burada okumayı bırakmanız iyi olacaktır.)

İlk başta dizinin konusuna değinerek başlayalım isterseniz. Dizi genel olarak ölümsüzler ile muhafız ve sadıklar arasındaki savaştan ibaret. Ölümsüzler İstanbul’u yok etmeye çalışırken muhafız ve sadıklar onları engellemeye çalışıyor. Dizide Hakan’ın babasının da muhafız olduğunu ancak öldürüldüğünü öğreniyoruz. Dizinin ortalarında geçmişe uzandığımızda Hakan’ın babasının ölümsüzleri tek tek avladığını ve son ölümsüzü elinden kaçırdığını görüyoruz. O son ölümsüz kendisinin ve eşinin sonu oluyor ancak Hakan oradan sağ çıkıyor.

Ölümsüzleri öldürmenin tek bir yolu var o da Muhafız’ın hançerle ölümsüzü kalbinden vurmasından geçiyor. Dizide geçen tılsımlı gömlek ise Fatih Sultan Mehmet zamanında yine ölümsüzlerle mücadele etmek için yapılmış bir gömlek. Bu gömleği giyen muhafız bütün darbelere karşı korunaklı oluyor diyebiliriz. Bir diğer nesne ise yüzük. Bu yüzük ölümsüzlerin yakınına gelince parlıyor ve ölümsüzleri bulma da yardım ediyor.

Dizinin bölüm uzunlukları ise ideal bir sürede bizce. Genelde 35 ile 45 dakika arasında değişen bölüm uzunluklarına sahip diziyi sürükleyici bir şekilde izleyebilirsiniz.

The Protector özellikle oyunculukları ile ön plana çıktı. Çağatay Ulusoy,  Ayça Aysin Turan,  Hazar Ergüçlü, Mehmet Kurtuluş, Okan Yalabık, Yurdaer Okur ve Mehmet Yılmaz Ak performansları ile kendinden söz ettirdi. Biz özellikle Tekin polisi canlandıran Mehmet Yılmaz Ak‘ın performansını çok beğendik. Diziden erken ayrılmasına çok üzüldük diyebiliriz. Polis karakterini bir tık üst seviyeye taşımış ve kendinden söz ettirmiş. Diğer taraftan Mehmet Kurtuluş‘un performansına değinmeden geçmek olmaz. Özellikle kötü adam rolü ona çok iyi gitmiş ve oyunculuğuyla Mazhar rolünün hakkını vermiş diyebiliriz. Son olarak Okan Yalabık’ı da es geçmeyelim o da performansıyla Faysal karakterini çok iyi taşımız ve övgüyü sonuna kadar hak ediyor.

Diziyi genel olarak ele almaya çalıştık isterseniz şimdi bölüm incelemelerine 
geçelim. Bölüm incelemelerinden sonra dizi hakkında genel yorumumuza ve 
eleştirilerimize ulaşabilirsiniz.
  • İlk bölüm genel olarak olayların nasıl başladığını anlatıyor. İlk dakikalarda İstanbul’u hızlı bir şekilde görüyoruz ve Ayasofya‘ya uzanıyoruz. Kötü adamlarımızın Faysal Erdem ve Mazhar olduğunu az çok tahmin ediyoruz bu bölümde. Ancak yine de Faysal Erdem sakinliği ile kötü olmadığını düşündürüyor bize. Yine bir sahnede Mazhar’ın ihale rakibini öldürdüğünü görüyoruz. Bunu Mazhar’ın habersiz olarak yaptığını mı yoksa Faysal Erdem’in mi yaptırdığını bu bölümde anlayamıyoruz. Bu sahnelerden sonra Suzan’ın bulmaya çalıştığı o tılsımlı gömleği Hakan ve arkadaşı hayallerine kavuşmak için satmaya gidiyor. Ancak Hakan’ın üvey babası bir anda oraya geliyor ve bağırarak hemen gitmeleri gerektiğini söylüyor. Bu durumda aklımıza direk gelen şey üvey babasının orada olduklarını nasıl bildikleri geldi. Sonrasında silahlı saldırıya uğrayan ve yaralanan grubumuz oradan uzaklaşıyor. Üvey babasının ısrarı ile eczaneye yol alan Hakan olanların şokunu daha atlatamadan bilinmeyen bir olay zincirinde buluyor kendisini. Üvey babasını kaybettikten sonra tek tek gerçekleri öğrenen Hakan olayları o kadar hızlı öğreniyor ki hiçbirine inanmıyor ta ki gömleği giyene kadar. Kurşun sahnesiyle biten bölüm bizi büyük bir merakın içinde bırakıyor.

  • İkinci bölümde Hakan’ın muhafız olmasına alışması ve olayları kabul etmesi ile geçiyor. Bu bölümün başında ölümsüzlerin ve gömleğin tarihlerini öğreniyoruz. Fatih Sultan Mehmet döneminde İstanbul’un ele geçirilmesinin ardından şehirde tehditleri anlayan Mehmet, rüyasında gömlek, hançer ve yüzük görüyor. Rüyadan sonra tılsımlı gömleğin yapıldığını görüyoruz. Daha sonra Mazhar’ın kötü polis adamlarının Sultanahmet meydanına Hakan’ı çağırdığı ve Hakan’ın orada tuzağa düştüğü sahneleri izliyoruz. Burada arkadaşının öldüğünü öğrenen Hakan tam o sırada uzaktan sniper ile vuruluyor. Gömlek üstünde olduğu için yaralanmayan Hakan, Zeynep ile birlikte hemen oradan kaçıyor. Ancak burada ilginç bir nokta var. Hakan’ı bulmak ve onu konuşturarak gömleği bulmasını beklediğimiz polisimizin Hakan’ı öldürmeye çalışması çok çelişkili. Son olarak ise babasının kim olduğunu ve gerçek hikayesini öğrenen Hakan, ölümsüzden intikam almak için harekete geçiyor.

  • Üçüncü bölüme geçtiğimizde aksiyonun yavaş yavaş başladığını görüyoruz. Ölümsüzün kim olduğunu bulmaya yarayan yüzüğü aramaya giden Hakan ve Zeynep kendilerini yine bir tuzak içinde buluyor. Kendisini Ayşe’nin oğlu olarak tanıtan Can adamları çağırıyor. Ancak yüzüğü alarak Mazhar’ın adamlarını atlatan ekibimiz oradan kaçıyor. Ayrıca yüzüğün taşının olmadığını da anlayan Zeynep hayal kırıklığına uğruyor. Burada laptop kırma olayı bizim baya bir dikkatimizi çekti. Buna birazdan değineceğiz. Son olarak ise Hakan, Mazhar’ı tanıyor ve fikrini değiştirerek işte çalışmaya başlıyor.

  • Dördüncü bölümde olaylar artık karışmaya başlıyor. Hakan ve Zeynep yüzük için gerekli taşı bulmak için temelinde değerli taşlar kullanılan Cevahir Minaresine gidiyor. Aslında bu çok küçük bir ipucundan yola çıkılarak gidilen bir Mimar Sinan eseri. Çünkü sadıkların yüzüğü Mimar Sinan eserlerinden birinde saklandığını düşünen grubumuz temelinde değerli taşlar lafını duyunca hemen buraya geliyor. Burada sadece anahtarı alma kısmında küçük bir aksiyon görüyoruz bunun dışında minarenin içi bile gösterilmemiş ve sanki bölüm biraz uzasın diye koyulan bir sahne gibi geldi bize. Buradan eli boş dönen grubumuz daha sonra Zeynep’in üstünde durması ile yüzüğün Mimar Sinan türbesinde olacağını düşünüyor. Diğer yandan kötü polis olan Tekin‘in kimliğinin ortaya çıkması ve Mazhar’ın verdiği çantayı açarak ölmesinin ardından dizide bu bölümde rolünü tamamlamış oluyor. Tekin’in ölmesinin üstünde çok durulmuyor. Bölümde sona doğru yaklaşırken kahramanlaşan Hakan aşkının peşinden gidiyor ve muhafızlığını biraz unutuyor. Son kısımda ise sonraki bölümde sadık olduğunu öğreneceğimiz Emir’in Kemal’i ve Zeynep’i esir alması ile bitiyor.

  • Dizinin artık yarısına geldiğimizde ise Emir’in sadık olduğunu öğreniyoruz. Emir sayesinde Hakan’ın yolu Büyükadaya düşüyor. Ardından ailesinin ve kendisinin küçükken yaşadığı evi görüyor. Emir’in babasının geçmişte neler olduğunu anlatması ile Hakan’ın babasının ve annesinin nasıl öldüğünü öğreniyoruz. Hakan’ın babasının muhafız olduğunu zaten biliyorduk. Ölümsüzleri tek tek öldürdüğünü ancak son ölümsüzü elinden kaçırdığı hikayesini dinledikten sonra ise ölümsüzün intikam için geldiğini gördük. Burada bizim dikkatimizi çeken 3 tane şey oldu bunlara değinecek olursak ilk olarak muhafızlar neden gömleklerini çıkarıyor? İlk başta alışmalarının zor olduğu anlatıldı ama üstlerinde çok durunca zarar verdiği konusu hakkında bir şey denmedi. Peki bu tılsımlı gömlek neden muhafızın sürekli üstünde kalmıyor? Ne yazık ki bu soruya bir cevap bulamıyoruz. Bir diğer konu ise çok önemli olmasa da şuydu; 90’ların sonuna geri dönüyoruz ancak sanki evin içi günümüzdeki gibiydi. Son nokta ise ölümsüz, aileyi öldürdükten sonra evi gezip gömleği ve hançeri bulabilirdi. Hatta o sırada hançeri bularak muhafız kanını alsa eşini uyandırabilirdi. Bu uyandırma olayını bilmiyor olsa bile hançeri ve gömleği yine de bulup alması gerekirdi. Bu olayları anlatırken Hakan’ın 2 tane kardeşi olduğunu ve eğitim kampı katliamında öldüklerini öğrendik. Hakan’ın geçmişini öğrendiği ve ekibimizin ayrı ayrı bilgiler edinmesiyle geçen bölümde çok şey öğrendik.

  • Altıncı bölüm ise Ayasofya gizemi ile başladı. Ayasofya’nın ihalesini alan Faysal Erdem’in gizemli bir tünelde bir şey bulduğunu sanmıştık ancak işler daha sonra değişti. Kemal’in bir diğer sadık olan Timur‘un yanına gitmesi ve hançerin yerini öğrenmesiyle birlikte hançeri bulma girişimleri de başlamış oldu. Burada dikkatimizi çeken detay ise Timur’un Levent’in ölümü ile ilgili kendini suçlaması oldu.
  • Yedinci bölüme geldiğimizde ise ekibimizin hançeri çalmak için müze keşfi ile başlıyor. Bu bölüm genel olarak müze soygunu ile geçti. Ancak hançer ile ilgili yeni detaylar da öğrendik. Hançeri saklamak için görevli olan Sadık’ın hançeri müzedeki başka bir hançerle değiştirdiğini öğrendik. Ekibimiz gece müzedeki kabloları bozduktan sonra plana göre teknik destek ekibi gelip tamir yapacak ve bu teknik destek ekibinde de Hakan olacaktı. Bu plan güzel bir şekilde işledi ve teknik destek ekibi olarak içeri giren Hakan sisteme virüsü yükledi. Diğer yandan Zeynep ve Ceylan’ın da içeriyi karıştırdıktan sonra Hakan hançeri almayı başardı. Ancak plan dışı bir hareketle Kemal silah çekmek zorunda kaldı ve yakalandı.

  • Sekizinci bölümde Kemal’i içeriden çıkartan Timur bunu nasıl başardı ne yaptı bilmiyoruz çünkü buraya hiç değinmeyen dizi daha sonra Timur’un bir hata sonucunda eğitim kampı katliamına neden olduğunu öğreniyoruz. Ayrıca Hakan 2.sefer Faysal Erdem‘in hayatını kurtardı ve kahraman oldu. Bunun sonucunda Mazhar ve Faysal’ın arasının açıldığını ve ilk kez Mazhar’ın bu kadar sinirlendiğini gördük. Bu bölümün son dakikalarında ise sinirlenen Mazhar, Hakan’ı esir alıyor ve çıkan kavgada Hakan camı Mazhar’ın boynuna saplıyor. Burada ölümsüzün artık Mazhar olmadığını öğreniyoruz. Olayın şokuyla kalan Hakan ile bölüm bitmiş oluyor.

  • Sezonun sonuna doğru yaklaşırken artık aksiyon doruk yapmış diyebiliriz. Leyla’nın taşının yandığını fark eden Hakan ölümsüzün Faysal olduğunu anladı. Yine Faysal’ın Mazhar’ın cesedi başında yaptığı konuşmada “ölümlü” kelimesini söylemesi üzerine artık ölümsüzün Faysal olduğunu tam olarak öğrenmiş olduk. Dizi boyunca tüm odak noktası Mazhar’dı. Çoğu izleyici ölümsüz olarak Mazhar’ı düşündü ancak odağın hepsinin üstüne çevrilmesinden ölümsüzün o olmadığını anlamıştık. Burada Mazhar’ın geçmişini de öğrenmiş olduk. Çok acı bir geçmişi olduğunu ve bu kadar duygusuz olmasının nedenini öğrendik. Tam kanıtı ise Leyla ile Faysal’ın konuşma sahnesinde gördük. Diğer tarafta ölümsüzü bulmaya çalışan Zeynep ve Kemal eski sadık olan Derya’ya gidiyor ancak tuzağa düşüyorlar. Burada muhafızın kanıyla ölümsüzlerin yeniden dirildiğini öğrendik. Son kısıma geldiğimizde ise Hakan’ın Leyla karşısında çaresizlik içinde olduğunu ve ölümsüze boyun eğdiğini görüyoruz. Ölümsüz ise tabancasıyla ikiliyi öldürmek yerine güvenliklere bırakması biraz komik olmuş. Bu kısım daha farklı işlenebilirdi belki.

  • Son bölüme geldiğimizde artık çoğu şey belli oluyor. Ölümsüz yani Faysal istediği her şeyi alıyor ve gidiyor ancak Hakan oradan kurtulmayı başarıyor ve Leylayı kurtarmak için zamanla yarışıyor. Ölümsüzün kanının ölen birisini yeniden hayata döndürdüğünü de burada öğrenmiş olduk. Yine eskiye uzandığımızda ölümsüzlerin arasının nasıl açıldığını da gördük. Son sahneye geldiğimizde ise Faysal’ın gizli kapının ardında ölümsüzleri sakladığını öğrendik. Karısını tam uyandırmak üzere olan Faysal, Hakan’ın gelmesi ve kanı dökmesiyle aşırı sinirleniyor. İkilinin kapışması sırasında karısının ve diğer ölümsüzlerin de uyandığını görüyoruz. Aslında yeniden canlandırma için kadehten kan içmesi gereken ölümsüzler yerde olan kanların birleşmesi ile canlanıyor. Burası bize çok ilginç ve hızlı geçilen bir konu olarak geldi. Bir diğer dikkatimizi çeken konu ise ölümsüzün hançer darbesi alması onda küçük bir acıdan başka bir şey yaratmadı.

Diziyi genel olarak sürükleyici bir şekilde izledik. Ancak bu kadar güçlü bir konu varken bizce senaryo biraz zayıf kalmış. Geçmişin üstünde çok durulmayışı ve karakterlerin tam olarak iyi bir şekilde anlatılmayışı bu zayıflığın başlıca etkenlerinden. En temel olarak ölümsüzlerin neden İstanbul‘u yok etmeye çalıştığını bile tam olarak bilmiyoruz. Yani tam olarak bu amaçları neye dayanıyor bu belli değil. Ayrıca bölümleri uzatmak için midir bilinmez dizide gereksiz yerlere yer verilmiş. Özellikle taşı bulmaya çalışmalarında hiçbir sonuç elde edilememesi ve Cevahir Minaresi sahneleri iyi işlenmemişti. Taşı bulup daha sonra taşla birlikte ölümsüzü aramalara başlansa ve ölümsüz tespit edilse daha hoş olabilirdi.

Bir diğer nokta ise herkesin takıldığı efekt konusu. İlk olarak gömlek giyme ve gömlek çıkartma efekti dizide 1 kez gösterildi. Gömlek çıkartma sahnesini ilk kez son bölümde gördük. Gömlek konusu o kadar belirsizdi ki tam anlayamadık. Muhafızların neden sürekli üstünde kalmıyor? ve bunun gibi soruları diziyi izlerken düşündük durduk. Ayrıca yine karakterimiz gömleği giydi mi yoksa çıkardı mı çoğu zaman bilmiyorduk. En çok konuşulan efekt sahnesi ise çocukları çalıştıran adamın Hakan’a vurmasıyla elinin kırılması oldu. Oradaki efekt bizce de hiç iyi olmamış. Efekt olmadan adamın yumruk vurmasıyla birlikte acı içinde yere yatması yeterli olabilirdi.

Bunlardan sonra bölüm içinde değindiğimiz konulara gelelim. İlki laptop kırma sahnesi. Bu sahnede Zeynep’in laptop’u masaya vurması çok saçma bir hareket olmuş. Burada delilleri yok etmek için laptop’u direk yanına alsa ya da yazılımsal bir müdahale yapsa daha mantıklı olurdu.

Geçmişe gittiğimiz sahnede çok ilginç detaylar söz konusuydu. Ölümsüzün neden hançer ve gömleği bulup yanına almaması kafalarda gerçekten soru işareti bırakan bir detay. Muhafız’ın gömleğini neden çıkarttığı da anlatılmayan bir olay. Dizi ayrıca İstanbul’u göstermek konusunda gayet başarılı olmuş bizce. Müzik seçimleri konusunda da güzel seçimler yapılmış diyebiliriz. Dizide geçen ve en çok sevdiğimiz şarkılardan birkaçı şu şekilde;

Genel olarak baktığımızda ise ilk Türk Netflix dizimiz The Protector bizce beklentileri karşıladı. Senaryo biraz daha derin işlense ve geçmiş ayrıntılı olarak ele alınsa daha iyi olabilirmiş. Üstünde hiç durulmayan ve çok değinilmeyen konular temeli biraz zayıflatmış olsa da ilk yapım için bizden geçer not aldı. Kendi edebiyatımızda da güzel fantastik eserlerimizin olduğunu ve bunları zamanla daha iyi bir şekilde dizilerde ve filmlerde işleyeceğimizi görmüş olduk.

The Protector desteği sonuna kadar hak ediyor. Eleştirileri güzel bir şekilde işlerlerse ve diziye biraz daha senaryo derinliği katarlarsa ikinci sezon daha başarılı olacaktır. Yine Netflix’in muhtemelen ilk proje olduğu için bütçede biraz kısıtlamaya gittiğini ve dizinin izlenme sayısıyla orantılı bir şekilde ileri ki projelerini planlayacağını düşünebiliriz. Efsane ya da çok iyi olmuş diyebileceğimiz bir dizi değil ancak izlemesi keyifli ve sürükleyici olmasından dolayı şansı sonuna kadar hak ediyor. Diğer fantastik dizilerimizin aksine kesinlikle desteklenmeyi hak ediyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here