“Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir, bilgelik mucizeler yaratabilir ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez.”

Hermann Hesse “Siddhartha” romanında Budizm’in temel felsefesini ve insanın kendini arayış mücadelesini anlatmakta. Romanın kahramanı Siddhartha bir prenstir. Bilgeliğe ulaşmak için babasının direnişine aldırmayıp sarayını ve ailesini geride bırakarak ormana çekilir. Yaşamını gezgin bir dilenci olarak sürdürmeye başlar. Bir gün Buddha ile karşılaşır ve uzunca bir sohbet ederler. Buddha ona Budizm’in yapısını ve derinliğini anlatır. Siddhartha Buddha’nın öğütlediği gibi “ben”inden sıyrılmaya çalışır ve sonra bunun boş bir çaba olduğunu görür. Arayışına Farklı şekilde devam etmek ister ve diğer samanaların yanından ayrılarak şehre gitmeye karar verir. Şehre ulaşmak için geçmesi gereken nehre gelir ve burada Vasudeva adında bir kayıkçı onu karşıya geçirir.

Şehre vardığında Kamala adında biraz hafifmeşrep bir kadından ona cinsel hazları öğretmesini ister. Fakat kadın, Siddhartha’nın parası olmadığı için onu geri çevirir ve tüccara yönlendirir. Siddhartha kısa sürede başarılı olur ve Kamala’ya kaptırır kendini. Şehir hayatının içinde asıl aracından ayrılır ve zevk, sefa içerisinde kaybolmuş, bambaşka biri olmuştur.

Yıllar sonra bir gün, şehre geliş yolunda geçtiği nehrin kenarında bulur kendini. İntihar düşüncesi geçer zihninden. Eski dostu Govinda ile karşılaşır fakat Govinda onu tanıyamaz. Eski dostu arkasını dönüp giderken Siddhartha, içindeki diğer Siddharthaların öldüğünü fark eder. Etrafına bakar, ağaçlara bakar, nehrin sesini işitir be o anda yeni bir Siddhartha’nın doğduğunu fark eder.

Sonra Siddhartha tekrar yolculuğa çıkar. Kayıkçı Vaduseva’yı görür ve kıyafetleri karşılığında kayıkçıdan kendisini karşıya geçirmesini ister. Daha sonda kayıkçı kulübesinde yaşamaya başlar. Derken Buddha’nın ölüm döşeğinde olduğu haberi gelir. Kendisini Buddha’ya adamış olan Kamala oraya giderken yolda bir yılan tarafından ısırılır ve Siddhartha’nın kollarında ölür. Siddhartha bu ölümden sonra içindeki “ben”in bir kez daha öldüğünü hisseder.

Ã

Anlaşılması biraz zor olan bu romanda net bir başlangıç ve bitiş yoktur. Amaç, bireyin iç dünyası ve süregelen bu arayış hakkında önemli dersler vermektir. Batı’nın, sorunlarını Doğu mistisizmiyle çözebileceği fikrine sahip bu eser bireyin özgürlüğü be arayışını konu alır.

İyi okumalar.