“Bir yüzyıldır arabacıların küfretmediği, birbirlerine sövüp saymadığı, atların kaçıp gitmediği, köpeklerin ısırmadığı, kedilerin tırmalamadığı, kısacası tartışmanın gölgesine bile rastlanmayan bir kent bu! Sanatın da işin de hiç ama hiçbir şeyin coşku yaratmadığı bir kent. Bu böyle devam edemez, bütün bunları değiştireceğiz, anlıyorsunuz değil mi?”

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Dünyanın Merkezine Yolculuk, Seksen Günde Devr-i Âlem gibi kitaplarıyla gönüllerimizde taht kurmuş, çocukluğumuzun kahramanı ve bilimin “kurgu babası” olarak bilinen Jules Verne’in “kötülük nasıl yapılır” konusunu anlattığı bir kitap olarak tanımlayabiliriz Dr. Ox’ un Deneyi’ni.

Flandre’ da hayali Quiquendone kentinde geçen bu hikâyedeki insanların sakin, ölçülü, tutumlu ve ağırlamış bir hayatları vardı. Kentte aşırılığa kaçılmaz, herhangi bir sorun yaşanmazdı. Hatta kentin yöneticileri bile hiçbir zor karar alamadan göçüp giderlerdi. Ancak bir gün Quinquendone sakinleriyle gülünç bir tezat oluşturan, sıcakkanlı ve coşkulu, garip bir insan olan Dr. Ox, sözde kenti aydınlatma projesi ile kentin bu kibar sakinlerini kobay olarak kullanmaya karar verdi. Aydınlatma projesi kentte bir şeyleri değiştirecekti. Dr. Ox’un kuramı buydu; erdem, cesaret, yetenek, zekâ, hayal gücü gibi nitelik ya da özellikler yalnızca bir oksijen sorununa bağlı olabilir miydi? Kuramı kabul etmeme hakkı herkes için mümkündü.

Peki Dr. Ox haklı olabilir miydi?
İyi okumalar