“Ne zamandır yoldasın?”

“Tam olarak 32 gündür.”

“Adın ne?”

“Aluvixe Diedo.”

“Ünlü İtalyan deniz kumandanı Aluvixe Diedo mu?”

Diedo evet anlamında başını salladı.

“Kuşatmanın çok uzadığı yolunda söylentiler geliyor. Ne haber getirdin?”

“Mehmet…” diyerek başladı Diedo sesi titreyerek. “Sultan Mehmet…”

Konuşamayacağını anlayınca elindeki kağıtları uzattı. Kağıtları Diedo’dan bir hışımla alan Papa, Konstantinopol Kardinali İsidor’un iki satırlık notunu okuduğunda gözlerinin beyazı kırmızıya döndü. Bu sırada arkalarından kısık bir ses işittiler. Jacobo umutvari bir sesle, “Aldılar mı?…” diye sayıklıyordu. “Türkler şehri aldılar mı?”

Amerika’da yaşayan akademisyen Beyazıt Akman, yerli ve yabancı yüzlerce kaynağı inceleyerek 5 yılda hazırladı bu tarihi romanı. Fatih Sultan Mehmet’in çocukluğundan İstanbul’un fethine kadar olan süreci adeta film izletircesine aktarıyor okuyucusuna. Genç sultanın aldığı eğitimden, bildiği dillerden, el becerilerinden, ilime verdiği önemden, resim yeteneğinden, felsefi bilgi birikiminden ve kıvrak zekasından sıkça bahsediyor ama bunu en ufak bir zorlama ifade kullanmadan aktararak, keyif veriyor insana. Fatih’in çocukken yaptığı yaramazlıkları anlatırken de tebessüm ettirmeyi başarıyor. Padişahın Molla Gürani, Molla Hüsrev ve Akşemseddin gibi devrin en önemli alimleri ile yaptığı felsefi sohbetler ise adeta tadından yenmeyen cinsten.

“Asıl iktidar biz sultanlarda değil, alimlerde ve sanatkarlardadır. Biz göçüp gideriz ama eser kalır, ilim kalır.”

Kitapta sadece Fatih’in değil, Alexander isimli bir Rum gencinin de öyküsü anlatılıyor. Sürekli ezilen ve köle gibi çalıştırılan bir çocuğun, İskender adını alıp güçlü bir yeniçeriye dönüşmesine şahit olmak oldukça etkileyici. Bir de aşık olduğu güzelleri güzeli Meryem var tabi. Acaba onunla sonu nasıl olacak İskender’in? Hasret mi vuslat mı? 15. yüzyılda yaşanan hazin bir aşk hikayesi 21. yüzyılı nasıl bu denli derinden etkileyebilir? Peki Alberti Balbi? Venedikli bir seyyahın Osmanlı’dan öğreneceği çok şey, yıkacağı fazlaca ön yargısı olabilir mi? Beyazıt Akman işte bunu da anlatıyor bizlere. Bir Venediklinin gözünden Osmanlı’yı tanımamızı sağlıyor. Onun vezirlerle ve Türk alimleriyle yaptığı doyurucu sohbetler, son derece enteresan satırları da beraberinde getiriyor. İstanbul’un fethi için yapılan hazırlıkların yanı sıra, özellikle Balbi’nin ağzından Osmanlı’nın yaşayış biçimi ve gelenekleri aktarılıyor sıkça. 15. yüzyıl Avrupası ve Osmanlısının ne gibi çatışmalarla birbirinden ayrıldığı da net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Beyazıt Akman

Kitabın bir başka kahramanı Ulubatlı Hasan’ın, yeniçerilikten fethin sembollerinden biri olmaya kadar süren yolculuğu da bir hayli ilginç. Yazar onun öyküsünü de ilmek ilmek işleyerek anlatıyor.

“Elindeki sancağı surların bin yıllık iki taşı arasına saplayarak az uzakta atının üstündeki sultanı gördü ve yumruğunu havaya kaldırdı. Sanki ‘Şahit ol ey sultan, ben yaptım!’ demek ister gibiydi. Yeşil zemin üzerindeki beyaz hilal doğu rüzgarıyla dalgalanırken Hasan yere yıkıldı. Sırtında belki elli tane ok vardı.”

Kendi tarihimizi hiç bu kadar gerçekçi, hiç bu kadar içeriden okumadık bu güne kadar. Özellikle Fatih’in fetih için verdiği amansız mücadeleye böylesine yakından tanık olmak inanılmaz! Romanı okurken bir ara ”Acaba İstanbul’u alamadık mı?” diye anlamsızca bir soru sorarken yakalıyorsunuz kendinizi. Çünkü 53 gün süren bu zorlu kuşatma zaman zaman Fatih’i umutsuzluğa sürüklüyordu. Hatta tüm talihsizliklerin üst üste geldiği bir anda gökyüzüne bakarak “Neden?” diye haykıracaktı genç padişah.

Nicolo Barboro isimli bir doktor bana Mehmet’in deccalin ta kendisi olduğunu söylüyor. ‘Bugün dünyanın son günü’ diyor, medeniyet barbarların eline geçmiş. Barbaro boş bir hezeyanla hareket ediyor. Hayır, bugün dünyanın sonu değil, tam aksine bugün dünyanın ilk günü. Bugün Doğu’nun ve Batı’nın buluştuğu, sultanın imparator olduğu, medeniyetlerin kaynaştığı bir gün. Bugün güneş Doğu’dan doğuyor, her zamankinden daha canlı, her zamankinden daha göz alıcı.”    

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here