İzlemeyenler için söylemeliyiz ki bu bir Harry Potter filmi değil. Evet biliyoruz, çoğumuzun çocukluğu ve ergenliği o büyülü dünya ile geçti ve Hogwarts’ı çok özledik. Filmin fragmanında aynı soundtracki duyuyor olsak da Fantastic Beasts and Where to Find Them (Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar) çok daha öncesini anlatıyor.

Hikaye 1920’lerin New York’unda geçiyor ve ana karakterimiz Newt Scamander’ın (Eddie Redmayne) şehre gelmesi ile başlıyor. Asıl amacı “canavar”larından birini rahat edebileceği bir yaşam alanına kavuşturmak olsa da işler öyle bir hale geliyor ki kendisini türlü olayların içerisinde buluyor.

Keşke Benim Olsa Dedirten Bavul

Olaylar silsilesinin içerisine çekilmemizi sağlayan ve filmdeki en fantastik öğelerden biri olan Scamander’in bavulu, filme ve hikayeye anlam kazandırıyor. Eminiz filmi izleyen çoğu insan “Keşke benim de böyle bir bavulum olsa” demiştir.

Herkesin hayatında korumak istediği şeyler vardır ve bu yüzden değerli gördüğümüz her şey için kendimizce bir koruma kalkanı oluştururuz. Tıpkı herkes gibi Scamander da en değerlilerini bavuluna sığdırarak adeta bir koruma alanı oluşturuyor. Bu alanda yaşayan “canavarlar” günümüzde soyu tükenmekte olan ya da artık aramızda var olmayan canlılara da bir gönderme aslında. Film, doğayı hunharca katletmemizin kendimiz dışındaki diğer varlıkları nasıl etkilediğini hatırlatma misyonu da üstlenmiş bir nevi.

New York’ta Büyü İşleri

Hogwarts’la atıldığımız büyü dünyasından farklı olarak New York’ta büyü işlerinin daha zorlu olduğunu görüyoruz. Bu şehirde hem insanların hem de büyücülerin bir arada yaşadığı alanları görürken, herkesin kendi yaşam alanını koruma çabasına da tanıklık ediyoruz. Büyücüler bir nevi yer altında, insanlara varlıklarını hissettirmeden yaşamaya çalışırken, insanlarsa fırsat buldukları anda kendileri gibi olmayanlara karşı hareketlenebilecek potansiyele sahip.

Film bu özelliği ile birçok fantastik/bilim kurgu yapımında sıkça karşımıza çıkan karşıtlık konusunu da ele almış oluyor. Günümüzde de hala çözümlenemeyen ötekileştirme problemini belki de en çok gözler önüne seren fantastik yapım X-Men olmuştur. Mutant-insan psikolojik savaşı bu filmde yerini büyücü-insan karşılaşmasına bırakıyor.

Şehrin kozmopolitliğine rağmen büyü dünyası ile iç içe olması yönetmen David Yates’in katkısıyla şehre hiç bakmadığımız bir gözle bakmamızı sağlıyor. Filmi, daha önce kendisinin de çekmiş olduğu Harry Potter filmleriyle kıyaslama yapmadan bir solukta izliyoruz. Yine de Hogwarts’tan sonra New York’a alışamadık derseniz sizi anlarız…

Grindelwald’ın Suçları

Filmi izlerken en çok düşündüğümüz şey son zamanlarda hızla yükselen isimlerden biri olan Eddie Redmayne idi. Belki bu karakteri Redmayne yerine daha hareketli bir kişi canlandırabilirdi ama sanıyoruz ki British tarzını en iyi şekilde yansıtmak adına bu tercihte bulunulmuş.

Serinin devam filmiyle ilgili son günlerde haberler de gelmeye başladı. İkinci filmin adının Fantastic Beasts: The Crimes of Grindelwald (Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları) olduğu açıklandı. Devam filminin vizyon tarihi ise 16 Kasım 2018. Heyecanla beklediğimiz filmde Albus Dumbledore’un gençliğini Jude Law’ın canlandıracağını da es geçmeyelim. Devam filmiyle ilgili ayrıntılı bilgiye bu yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Hem Potterhead’ler hem de fantastik dünyaları gerçek dünyadan daha çok sevenler için Fantastic Beasts son yılların en güzel alternatifi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here