Elveda Berlin ya da diğer adıyla Tschick, ülkemizde de vizyona girmiş olan ve yönetmenliğini Fatih Akın’ın üstlendiği sıcacık bir film.

14 yaşında bir genç olan Maik Klingenberg sınıfında diğer arkadaşlarından daha “silik” bir tip olarak hayatını geçiren, anne ve babasından yeterince ilgi görmeyen biri olarak karşımıza çıkıyor. Yaklaşan yaz tatili, sınıfa yeni gelen çocuk Tschick’in garipliği ve hoşlandığı kızdan beklediği teklif üçgeninde sıkışıp kalan gencimizin başına gelecekleri merakla izlemeye başlıyoruz.

Sürpriz Arkadaşlık

Alkolik bir anneye ve ilgisiz bir babaya sahip olan Maik, buna alışmış gibi gözükse de durumun öyle olmadığını filmin başlarında yer yer anlıyoruz. Bunun ilk göstergesi Maik’in sınıf önünde okumak zorunda kaldığı ev ödevi oluyor.

Bir yandan ev içerisinde yaşadığı yalnızlık ve ebeveynlerinin kendisine karşı umarsız oluşu, diğer yandan hoşlandığı kızın kendisini fark etmesini beklemesi derken, Maik’in bu sorunlarının üzerine bir de yeni sıra arkadaşı “Tschick” ekleniyor…

Sınıfa yeni gelen bu çocuk Rus asıllı ve dışarıdan oldukça uyumsuz gözüken bir tip. Bu çocuk sınıftaki tek boş yer olan Maik’in hemen yanındaki sıraya oturur ancak ikili arasında okulun son gününe dek bir yakınlık oluşmaz. Okulun son günü Maik’i, hoşlandığı kız Tatjana’nın tüm sınıfa dağıttığı doğum günü davetiyelerinden bir tanesini alabilme umuduyla beklerken görürüz fakat beklenen gerçekleşmez. O davetiye Maik’e ulaşmaz. Annesi rehabilitasyon merkezine giden gencimiz, babasının da -iş seyahati bahanesi ile- yazın ilk günlerinde evde olmayacağını öğrenir. Evde yalnız kalan ve yaz tatiline yalnız başlayacağını düşünen Maik’i ziyarete gelen kişi ise Tschick olur.

Tschick ve Maik doğum günü partisine davet edilmeyen iki kişi olarak yeni bir plan yapar. Daha doğrusu Tschick’in yaptığı planı uygulamaya koyulurlar ve arkadaşlıkları da bu şekilde başlamış olur.

Yol Hikayesi

Tschick’in çaldığı mavi Lada ile yolculuğa çıkan bu iki genç güneye doğru hareket eder. Yaşadığı aşk acısını, kendisinden bihaber olan ailesini geride bırakan Maik, yanında hakkında pek de bilgi sahibi olmadığı yeni arkadaşı ile ne olacağını bilmediği bir yola çıkar.

Film aslında tam da burada başlıyor. Fatih Akın, mavi, yeşil ve sarı tonlarının hakim olduğu bu yolculuğu öyle naif, çocuksu ve içtenlikle çekmiş ki içimizi ısıtmayı başarıyor. Bir önceki filmi “The Cut” ile beklediği ilgiyi görmeyen yönetmen, çok güzel bir geri dönüş örneği sergiliyor.

Yolculukları sırasında açlık ve yolda kalma gibi pek çok zorlukla mücadele eden ikilimiz için en sıradışı anlar ise Isa adlı genç kız ile karşılaşmalarıyla başlıyor. Isa, Prag’daki kuzeninin yanına gitmek için yolculuğun bir kısmında Maik ve Tschick’e eşlik ediyor. Bu yol hikayesinde biz de kahramanlarımızla aynı heyecanı ve keyfi yaşayarak onların yanında yerimizi alıyoruz.

Ergenlikten Olgunluğa

Ayrılma vakti geldiğinde ise Maik artık yola çıktığı kişi değil. Aynı şekilde aile içerisindeki rolü de artık değiş durumda. Yaz tatili bitip okula döndüğünde, Maik’in hem duygularında hem de tavrında gözle görülür bir değişiklik söz konusu ve  bu değişimi hemen fark ediyoruz. Tabi ki bu değişimi fark eden sadece biz olmuyoruz…

Tschick ile Maik’in maceralarını izlediğimiz ve kendilerini keşfetmelerine tanık olduğumuz Elveda Berlin, büyümeye ve çıkılması gereken yollara dair güzel bir yapım.