Sevdiğimi demez isem sevmek derdi beni yorar.

Beni Vur” diyerek başlayan ve biten bir Onur Ünlü filmi. Trenler, aşklar ve silahlar…

Onur Ünlü’nün filmlerindeki absürdlüğe, dozunda arabeske ve ölümlere aşina olanlar Beş Şehir’i yadırgamayacak, hatta hiç şüphesiz favorilerine ekleyecekler. Çünkü bu filmde konuşan bir kedi, kendini kolay ele vermeyen bir mesaj ve insanı allak bullak eden bir yalnızlık algısı var. Beş karakter, beş şehir, beş ölüm…

Saplantılı bir polis, vicdanı boğazını sıkan bir öğretmen, filozof bir kedi, hayatla oyun oynayan bir seyyar satıcı ve küçücük bir çocukla birleşen bu hikaye, aşkı ve ölümü yarıştırıyor.

Eski hukuk öğrencisi Şevket, her gün silahı ağzına sokarak rus ruleti oynar. Bir gün Şevket ve kedisi, şekerci dükkanında çalışan Dilek’i görür. Fakat Şevket’in kanserli aşkı ölümle ne kadar dans edebilir?

“Belli senin şiir falan okuduğun yok. Eğer şiir okusaydın bilirdin ki aşık adam sınanmaz.”

9 Nisan 2010’da arz-ı endam eyleyen Beş Şehir’in başrollerini Bülent Emin Yarar, Beste Bereket, Tansu Biçer, Ahmet Rıfat Şungar ve Ege Tanman gibi başarılı isimler paylaşıyor.

Üstelik film adına yazılmış bir de şiir var…

AYDIN

Uyku süzen gözler, yumurta ekmek,

Fenerbahçe, televizyon, kırık ayna, bağlama…

Bunların hepsi bir kimlik eder mi?

Kimlik kontrolü yapan dudakların

Bir tek kendini kontrol edemiyor.

Kimin kimliği var yüzünde?

Kimin gözüyle nereye bakıyorsun?

Hangisi daha suçlu?

Hangisi daha yalnız?

Hangisi daha uzak?

Büyükşehir burası.

Her şey para…

Depozito vermek istemiyorsan

Terk edeceksin, kaçacaksın.

Böylesi daha sessiz

“Çok yalnızım” diyorsun ya,

benim tanıdığım polislerin

soğuk bir şarjördeki

mermi sayısını

geçmeyecek kadar dostları vardı…

Aslında sen haklısın;

Onlar da çok yalnızdı.

15+1…

Dostlar ve polis.

Sırası gelene kal diyemiyorsun…

Hem dostların vurma hakkı vardır.

Vuruldum, polisim.

Vurdum, yalnızım…

Kardeşler çay ocağında

Patlayan kalleş bir bomba eksiltiyor

24 saat mesaiden kalan yanlarımızı.

Benim tanıdığım polisler daha az çalışıyordu.

Ama daha çok eksiliyorlardı.

Bir aynamız olsaydı.

Kırık bir aynamız,

O vakit görebilirdik

Kırık aynalarda bıraktığımız kesik suratları…

Şimdi bir polis

susma hakkını kullanıyor,

sadece kendisiyle konuşarak…

Sustum,  dinlemiyorum.

Artık konuşabilirsiniz.

OSMAN

Oyuna gel, oyununa gel Osman!

Halkın oyunudur bu.

Bakma sen müsamere çocuklarına.

Sen onlardan çok büyüksün.

Gülmek, koşmak, en çok da terlemek serbest…

Gözlüklerin, düşürdüğün mendil puan kaybettirmez.

Çocuklar bilemez bunlar

Kağıt bir el değildi ki

senin el izlerinden yola çıkarak kesip sakladığın.

Yalnız bir elin deftere izdüşümüydü.

Ve

Sen oynarken hep onun elinden tuttun.

Bu şairlerin bile aklına gelmez.

Neyse ki kaldırımda değil

Bir çöp varilinde gizleniyorsun.

Kediler nankör değillermiş.

Davul sesini duyuyor musun?

ŞEVKET VE KEDİSİ

Şair,

Siz hiç öldünüz mü?

Birer çay söyleyip istila ettiğiniz boğaz…

Aşka ‘Boğaz payı’ bırakmak mı istedin?

Ben bilmem.

Sen şairsin bilirsin.

Çaydan çok bahsedemiyorum;

Çünkü artık Güven’ime yasak…

Çay yasak, sigara yasak, aşk yasak…

Doktor şiir okumuyor olmalı.

Okusaydı yasaklamazdı değil mi?

İnsanlar şiir okumuyor ki Şevket.

Okusalardı bilirlerdi;

Aşık sınanmaz.

Aşk sınanmaz.

Aşığın yarası tütünle sıvanmaz…

Gözlerimizi açabilir miyiz?

Trenlere yol vermelisin.

Faili aranmıyor mermiyi başına saklayıp gidişinin.

Zaten üç şüpheli var;

Şevket, kendisi ve kedisi…

İp, üçüne de bağlı. Bu, bir ip üçü…

Anne, tren neden kırmızı ışıkta geçti?

Ve sen hiç şair öldün mü?

DİLEK

‘Şiir çalışan birini rahatsız etmek olmaz.’

Dilek hariç.

Sen rahatsız etmezsen Şevket yazamazdı ki.

Gerçekten şiiri sevmiyor musun?

Şiiri sevmeyen kızlar geldi aklıma.

Öyle mutluydular ki…

Hangi kemoterapi acılarımızı alır ya da azaltabilir ki?

‘Baba’ filminde herkes kötüydü.

‘Beş Şehir’ de herkes ölü…

Hangisi daha kötü?

Bu ölümde, bu boğazda senin de payın var.

Bir tek dileğim var mutlu öl yeter…

TEVFİK ÖĞRETMEN

Hem katilsin hem müntehir, hem de öğretmen…

Aynada suya bıraktığın yüzünden okunuyor yorgunluk.

Öldün mü, öldürdün mü?

Ölüm aleti toplu bir tabanca.

Beş şehir, 5 şiir, toplu ölüm…

Yol, raydan çıktı artık.

Diren öğretmenin diren…

Cenaze taşıyor ekspres tren:

Aydın, Osman, Şevket, Dilek, Tevfik öğretmen…Şehre film şiir gibi akıyordu…

YASİN KARA

*Bu şiir ilk olarak İzdiham Dergisi'nde yayımlanmıştır.

İyi seyirler dileriz…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here