Kendinize ayırmak istediğiniz zamanınız var, ama hep aynı şeyleri tekrarlamaktan sıkıldıysanız bu liste tam size göre!

Öncelikle radyo tiyatrosundan bahsedelim biraz. Radyo tiyatrosunda oyun, yalnızca sesle oynanır. Verilmek istenen tüm duygular sesle verilir, arkadaki sesler -bir kapının kapanması bile- hikâye için çok önemlidir. Hal böyle olunca, hayal gücünüzü çok yoğun kullandığınız, bolca edebiyat ve tiyatro dolu bu dünyaya ait en güzel şey ise; kuşkusuz, oyundan sonra size kalan “detaycılık” oluyor. Örneğin, az önce yalnızca dinleyerek bir adamın tüm hayatını onunla beraber yaşadınız, onu ve hislerini anladınız. Şimdi kulaklıklarınız çıktıktan sonra duyduğunuz, normalde dikkatinizi çekmeyen pek çok ses artık sizin için daha farklı.

Radyo tiyatrosu, televizyonun yaygın olmadığı dönemlerde en sevilen radyo formatlarından biriymiş. Tabii televizyon, popüler kültür derken tüketme hızımız büyük ölçüde arttı. Her şeyi çok hızlı tükettik ve buna çabuk alıştık. Hikâyedeki küçük bir çocuğu görmek, sesini duyarak onu hayal etmekten çok daha kolay bir seçenekti ve bizler de radyo tiyatrolarını böylece unutuverdik.

İşte radyo tiyatrolarını unutanlar için hatırlama, hiç tanışmayanlar içinse deneme fırsatı! Lafı çok uzatmadan listemize geçelim, keyifli okumalar.

1- Sefiller

En sevilen dünya klasiklerinden biri olan Sefiller’i, mutlaka bir de radyodan dinleyin. Kitabın konusunu bilmeyenler için şöyle özetleyelim, Jean Valjean diye bir adam var, kitap -ve oyun tabii- onun hayatını anlatıyor. Bizim bu Jean Valjean; ablası ve ablasının yedi öksüz çocuğuyla beraber Fransa’da yaşıyor. Devrim sonrasında yaşayan tüm Fransa halkı gibi, onlar da açlık ve sefalet çekiyor. Dayıları olarak çocukların açlığına dayanamayan Jean Valjean, onların karnını doyurmak için ekmek çalarken yakalanıyor. “İnsan birkaç ekmek çaldığı için ne kadar ceza alır ki?” demeyin, devamlı hapisten kaçmaya çalışıp hep yakalanan bu adam, sürekli artırılan cezalarıyla, tam 19 sene yatıyor. Jean Valjean’ın hapis sonrası toplumla uyumunu görüyoruz. Adalet kavramını sorgularken sorduğu sorularla hepimizi düşündüren Sefiller’i, oyun olarak dinlemek bambaşka bir keyif veriyor.

2- Yabancı

Albert Camus’un en bilinen kitabı Yabancı’dan uyarlanan bu oyun, “Bugün annem ölmüş. Belki de dün, bilmiyorum” cümleleriyle başlıyor. Bu duygusuz, soğukkanlı cümleler Meursault’a ait. Onu tanıdıkça onun bu cümlelerine şaşırmayı bırakıyoruz ve bu duruma alışıyoruz açıkçası. “Benimle evlenmek ister misin?” sorusuna “Olsa da bir, olmasa da bir” cevabını verecek kadar yabancıdır her şeye. Dinlerken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız, etkisinden uzun süre çıkamayacağınız bir oyun olacak Yabancı.

3- Cinayet Alfabesi

Radyo oyunları listesinde polisiye olmadan olur mu hiç? Agatha Christie’nin romanından uyarlanan, ürkütücü müzikler ve efektlerle tam havaya gireceğiniz çok keyifli bir oyun. Oyun ABC imzalı anlaşılmaz bir mektup alan Dedektif Poirot’nun, bu mektubu yardımcısı Hastings’e okumasıyla başlar. Hikâyenin devamında A harfiyle başlayan bir kasabada, ismi A harfiyle başlayan biri öldürülür. Cesedin yanında ABC tren tarifesi bulunur. Bu ilk cinayettir, aynı şekilde işlenecek diğer cinayetlerden önce de mektup alan Poirot acaba cinayetleri çözebilecek midir?

4- Hastalık Hastası

Jean Baptiste Poquelin Molière’in son oyunu, komedi-bale türünde bir oyun olan Hastalık Hastası’na da, Molière’in diğer oyunlarındaki gibi yine eleştiri hakimdir. Hikâye, Argan adında kendini hasta sanan bir adam ve çevresindeki kötü kalpli, iki yüzlü insanlar etrafında döner. Doktor, eczacı hatta karısı bile kandırır Argan’ı. Bu adam o kadar saftır ki, hepsine sürekli inanır. Pek keyif alacağınız, kafanızı dağıtacak bir oyun isterseniz, Hastalık Hastası tam size göre.

5- Ferhangi Şeyler

Dünyanın en çok oynanan oyunu olan Ferhangi Şeyler ile bu listeyi çok eğlenceli, bol kahkahalı bir oyunla bitirelim istedik. Ferhan Şensoy’un 31 yıldır oynadığı bu harikulade oyunu izlemeye fırsat bulamayanlar için dev hizmet, işte tiyatro ayağınıza -kulağınıza- geldi! (Tabii bu oyunun hala sahneleniyor olduğunu hatırlatır, imkânı olanların oyuna gitmesini ve hala zaman varken Şensoy’u sahnede görmesini şiddetle tavsiye ederiz.)

Kaynak : 1, 2, 3, 4, 5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here