Kadınlar anatomi yapısıyla estetik algımıza her zaman ışık tutmuştur. Sanatın içinde de kadınların yüzlerini, kıvrımlı bedenlerini, derin bakışlarını birçok tabloda görmemiz mümkün. Ressamlarımızdan bazılarının kadın anatomisinden, güzelliğinden ilham alarak üretim sürecine girdiğini görüyoruz. Bunlardan en büyüğü ise Franciszek Żmurko’dur diyebiliriz.

Otoportre, 1895.

Franciszek Żmurko 1859 yılında Ukrayna’da dünyaya geldi. Ölümü ise 1910 yılında Polanya’da gerçekleşti. Babası, Lviv Üniversitesi profesörü ve rektörü olan tanınmış mükemmel bir matematikçi Wawrzyniec Żmurko idi. Żmurko, lise döneminde çizim dersleri aldı daha sonra Viyana’daki Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Münih’te eğitimine devam etti.

Kadınlar onun ilham kaynağıydı, onların Tanrı’nın bir lütfu olduğunu savundu her zaman. Beyaz bir zambak gibi masum olduklarını ve zambak gövdesine benzeyen narin bir bedene sahip olduklarını düşünerek tablolarında birçok kadın resmetti.

Golcz-Jadwiga, 1866-1936.

Tablolarında yarattığı kadınların dış formu ve güzelliklerine önem verdiği kadar onların psikolojisine, zihninde oluşturduğu dünyalarına da önem veriyordu. Tablolarından aldığımız hazzın sebebi belki de kadınların güzelliği, manevi dünyası ve psikolojilerinin harmanlanıp tüm tabloya yansımasıdır.

Golcz-Jadwiga II, 1866-1936.

Bu kadınları daha çok zarif ve duygusal temalarında izlememiz mümkün. Tablolarında renkleri, duruşları, yüz mimikleri, tonları da buna göre hareket halinde ressamın.

Sürekli kadınları resmeden, bu konu dışına çıkmayan sanatçı Franciszek Żmurko’yu gören bir eleştirmen ona ”güzel kadın ressamı” dedi ve bu onun kimliği haline geldi.

Półakt kobiecy, 1900.

Franciszek Żmurko kısa süre içinde çok ünlü bir ressam oldu. Eserleri Polanya’nın dışına çıktı ve diğer ülkelerden de sipariş almaya başladı. İnsanların gözünde yarı çıplak kadın tabloları utanmazlık, ayıplanma ya da erotizm gibi başlıklarla anılmadı ve böyle eleştirilere maruz kalmadı. Sanatı estetik bir güzellikten ayırmak mümkün değildir. Żmurko’da insanlara bu güzelliği sunuyordu.

Widzenie Fausta, 1890.

Almanya’da bir yayınevi Franciszek Żmurko’nun tablolarını çoğaltmaya başladı. Tablolar, litigrofi (taş baskı) şeklinde çoğaltılarak satışa başladı. Ayrıca tanınmış Avrupa dergilerinde resimlerini yayınladı. Böylece Avrupa’da büyük bir üne sahip oldu. Tabloları genellikle aydınlar ve orta sınıf arasında popülerlik gösteriyordu.

Sanat salonlarında Kleopatra, Akşam Şarkısı, Beytüllahim Yıldızı, Kürklü Kadın,  Heter, Laudamus Feminam gibi en başarılı eserlerini sergiye çıkardı.

Zaman geçtikçe adını duyurdu. Sergilerinde daha fazla insan ağırlamaya başladı ve buna bağlı olarak daha fazla satış yaptı. Özel daireler ve salonları süslü göstermek adına siparişler aldı.

Lady in her boudoir, 1892.

Kariyerini zirvede yaşarken, şöhreti yakalamışken başına gelen talihsiz bir olayla 1910 yılında hayatına, sanatına gözlerini yumdu ve Varşova’ya gömüldü. 1911 yılında mezarının bulunduğu Varşova’da son eserlerininin bulunduğu bir sergi açıldı. Bunların içinde ”Bajka” ve ”İdil” tabloları da mevcuttu. Sergide birçok akademisyen ve sevenleri bir araya geldi.

Sergide bulunan bir eleştirmen Franciszek Żmurko’nun her zaman kadın ruhunun aynası olduğunu ve öyle kalacağını, tüm hayatını kadın psikolojisi üzerine adadığını söylemiştir.

Şu an seçilmiş olan en iyi eserleri Polonya’daki müzelerde ve özel koleksiyonlarda sergilenmektedir.

1

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here