Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

8 Mayıs’ta başlayıp 19 Mayıs’a kadar sürecek olan Cannes Film Festivali’nde birbirinden iddialı yapımlar gösterilmeye devam ederken geçen senenin Altın Palmiye sahibi filmi The Square – Kare’ye bir göz atalım.

2014 yılında çıkardığı The Tourist adlı filmi ile “erkeklik” kavramını mizahi bir şekilde eleştiren İsveçli genç yönetmen Ruben Östlund, İskandinav Sineması’nda dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Ancak “Kare” ile dünya sinemasında dikkatleri üzerine çektiği tartışmasız bir gerçek.

Stockholm’de oldukça popüler, nezih bir çağdaş sanat müzesinin küratörü Christian’ın (Claes Bang) “Kare” adlı yeni bir sergi projesi üzerine çalışırken başına gelen trajikomik olaylar üzerinden derinleşen toplumsal sınıfları konu ediniyor film. Bu sınıfları, çoğunlukla olduğu gibi alt tabakanın gözünden değil üst tabaka ve entelektüel kesim üzerinden anlatmayı tercih ediyor Östlund.

(Yazının bu bölümü spoiler içermektedir.) Christian, bir sabah işe giderken kendini kalabalık bir caddede çığlık atarak koşan bir kadına yardım eden azınlıkta bulur. Ancak bu yardımı ona pahalıya patlar. Arbede sırasında cep telefonu ve cüzdanı çalınır. O esnada yardım isteyen konumuna düşerken kimse ona cevap vermez. Daha sonrasında asistanının yardımıyla cep telefonunun konumunu tespit eder. Asistanı, bir tehdit mektubu yazıp bu mektubu, konumunu tespit ettikleri çoğunlukla mültecilerin yaşadığı apartmanın tüm dairelerine dağıtma fikrini sokar Christian’ın aklına. Çünkü onun düşüncesine göre “onlar” bu dilden anlıyorlar. Bu fikir başta onlara mantıklı gelse de ileride yüzlerine gözlerine bulaştırırlar.

Bu sırada ekibi ile birlikte yeni sergi projesi üzerine çalışan Christian, başına gelenlerden etkilenip bu projeyi daha da şekillendirir. “Kare, güven ve ilginin sığınağıdır.”, “Onun sınırları içinde hepimiz eşit hak ve sorumlulukları paylaşırız.” manifestolarıyla yola çıkan ekip, insanların dikkatini çekebilmek, tartışma yaratabilmek için projeyi evirip çevirirler. Aynı zamanda medyanın da dikkatini çekebilmek için bir tanıtım videosu üzerine çalışırlar. Sosyal medya üzerinden paylaşılan tartışmalı tanıtım videosu çok kısa sürede ülkede tepkileri üzerine çeken bir viral haline gelir.

Günümüz sanatının adeta bir pazarlama malzemesine dönüştüğünü bize açıkça gösteren Östlünd, sanatın hızlı tüketimden bir farkının olmadığını anlatıyor. Filmde dikkat çeken yerleştirme(enstalasyon) çalışmaları oldukça gözümüze çarpıyor.

Çağdaş sanat galerilerine gidenler bilir, bu çarpıcı enstalasyon çalışmalarında bol bol komplike cümlelerle bezeli manifestolar vardır. Kimisi kendini bu konularda eksik gördüğünden çalışmaların altında yatan fikirleri anlamamayı normal karşılarken kimisi de bu çalışmalarla açıkça dalga geçer. Ancak her iki taraf da ziyaret ettikleri galerilerdeki led ışıklarla süslü çalışmaların önünde fotoğraf çekilip sosyal medyada paylaşmaktan alıkoyamaz kendini. Peki bu hızlı tüketimin, içi boş, samimiyetten yoksun sanat kavramının suçlusu kim?

İnsan ilişikilerindeki güven olayını, günümüz sanat anlayışını, sanatçı egosunu, sanatçı ve samimiyet ikilisini, biraz da olsa mülteci meselesini ve sosyal sınıfları aktaran Kare, şüphesiz geçtiğimiz senenin en çarpıcı filmlerinden.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here