Tarih boyunca birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, dünya ve insanlık tarihi açısından büyük öneme sahip noktalardan sayılan ve Türkiye’nin en önemli tarihi alanlarından olan Hasankeyf’in son durumu dünya basınının da gündemine geldi. Ilısu Barajı projesi nedeniyle sular altında kalacak olan bu tarihi alan için İngilizler’in saygın gazetelerinden Guardian geniş bir yer ayırdı.

Hasankeyf’in yok olmaması için gönüllü olarak çalışan aktivist Rıdvan Ayhan, University of Central Florida’da tarih profesörü olan Hakan Özoğlu’nun ve yerel halktan olan Eyüp Agalday‘ın da sözlerine yer verilen haberde, bir tarihin yok olma ile karşı karşıya olduğunun altı çizildi.

Guardian’da yer alan haberin öne çıkan detayları, Rıdvan Ayhan ve Hakan Özoğlu’nun sözleri… (Kaynak: Guardian)

Büyük tartışmalara neden olan Ilısu Barajı projesi yakın zamanda tamamlanıyor. Bittiğinde Türkiye’nin en büyük dördüncü barajı olacak. Barajda yıllık 4,200 gigawatt elektrik üretilmesi tahmin ediliyor ancak oldukça da büyük bir maliyeti bulunuyor.

Bu proje ile tarihi açıdan büyük öneme sahip onlarca mağara, yüzlerce tarihi ve dini alan sular altında kalacak. Aktivistler ayrıca biyolojik çeşitliliğin zarar göreceğini, çok sayıda türün tehdit altında olduğunu ve bunun da doğal çevreye büyük zarar vereceğini dile getiriyor.

Hasankeyf’teki mağaraların birinde doğan ve 2006 yılında baraj projesini durdurmak için kurulan Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nde aktif olarak görev alan Rıdvan Ayhan konuyla ilgili bu sadece bizim değil, Hasankeyf aynı zamanda senin de hikayen çünkü burası insanın, insanlığın hikayesi ifadelerini kullandı.

Bölgenin sadece %10’unun arkeologlar tarafından araştırılabildiğini söyleyen Ayhan “Bölgenin bir açık hava müzesi olmasını istedik ama hükümet bunu kabul etmedi. Burada gerekli kazıları yaparsanız üst üste yerleştirilmiş kültürleri göreceksiniz” dedi.

UNESCO için çalışmalar da yaptıklarını dile getiren Ayhan, “UNESCO’ya başvurduk (Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi olarak) ancak kültür bakanlığının buna başvurması gerektiğini söylediler. Bakalığa yazdık ama cevap yok… Bu onları görevi ancak hiçbir şey yapmadılar” ifadelerini kullandı.

2012’de bir süre tutuklanan Ayhan, “Eğer protesto yaparsak bizi gözaltına alıyorlar. Burada demokrasi yok. Eğer olsaydı belki bir şeyler yapabilirdik” dedi.

Bölgede yer alan bir kilisenin altındaki insan kemiklerinin su yüzüne çıktığını ve burada bir mezar olduğunu dile getiren Ayhan, “Hükümet ölülere saygı göstermiyor. Bu barbarca” dedi.

Central Florida Üniversitesi’nde görevli Türk profesör Hakan Özoğlu, Hasankeyf’in birçok farklı kültürün parçası olduğunu ve korunmasını gerektiğini belirtti. Özoğlu “İnsanlık geçmişine dair bu kadar nadir görülen fiziksel deliller, ne pahasına olursan olsun korunmalı” ifadelerini kullandı.

Taşınan tarihi eserler hakkında da yorum yapan Özoğlu: Bu tarihi eserleri kilometrelerce uzakta görmemizin bir anlamı yok dedi.

Hükümet, evleri sular altında kalacak insanlar için yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta bir yerleşim yeri kurdu. Ancak yerel halktan olan 27 yaşındaki Eyüp Agalday hükümetin 2014’ten sonra evlenenleri bu kapsama almadığını söylerken “Şimdi ailemle tekrar yaşamak zorundayım. Ailemizin tamamı 10 kişi olacak ve bir evde yaşamak zorundayız” ifadelerini kullandı. Çobanlık yaparak geçimini sağlayan Agalday Hasankeyf’in son günlerinin yaklaşmasına rağmen seslerini çıkarmaya devam edeceklerini dile getirdi: “Eğer böyle yapmazsak çocuklarımız mezarımıza gelip ‘Neden Hasankeyf’i kurtarmadınız? diyecek.”

Yazının tam içeriğine buradan ulaşabilirsiniz.

https://www.theguardian.com/cities/2019/sep/12/they-are-barbaric-turkey-prepares-to-flood-12000-year-old-city-to-build-dam

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here