1986 ve 1987 yıllarında DC Comics, Watchmen serisini piyasaya sürdü. Alan Moore tarafından yazılan, Dave Gibbons’ın çizdiği ve John Higgins’in renklendirdiği Watchmen, 1987 yılında ise tek bir kitap halinde toplandı. ABD ile Sovyetler Birliği’nin bir nükleer savaşa doğru sürüklendiği zamanlarda geçen hikayede, süper kahramanlar yasa dışı ilan edilmiş ve bu kahramanlardan çoğu emekliye ayrılmıştı. Hala kahramanlığa devam edenler ise devlet için çalışmaktaydı. Devlet için çalışan Comedian’ın öldürülmesi ile başlayan hikaye, Rorschach’ın katili bulma çabasıyla devam eder fakat işin sonunda daha büyük bir komplo ortaya çıkar.

Gerek anlatım tarzı gerekse konusu ile çizgi roman dünyasında büyük bir yeniliğe imza atan Watchmen, oldukça beğenildi ve 1989 yılında Hugo Ödülü’ne layık görüldü. Peki Moore’un bu eserde iç dünyalarını anlattığı Watchmen ekibi kimlerden oluşuyor? Güçleri neler? Hikayeleri ne? İşte karşınızda Watchmen ekibi…

Dr. Manhattan

Dr. Manhattan’ın yaratılışı sırasında Captain Atom’dan esinlenildi. Aynı zamanda Superman, Spectre ve Martian Manhunter ile benzerlikleri de olan Manhattan, dingin doğası ile Star Trek’in ünlü karakteri Spock’tan da esintiler taşımakta.

1959 yılında geri dönüşü olmayan bir kaza sonrasında Amerikalı genç bir adam fiziki anlamda atomlarına parçalandı. Kaza sonunda genç adamın bilinci bir elektromanyetik desen şeklinde hayatta kaldı ve zaman içerisinde kaybettiği bedenini yeniden oluşturmayı başardı.

Bu Amerikalı genç adam 1929 yılında Dünya’ya gelen Jon Osterman’dan başkası değildi. Saatçi olan babası tarafından II. Dünya Savaşı sonrası atom fiziği alanına yönlendirilen Osterman, 1948 yılında Princeton’a başladı. 1958’de doktorasını tamamladı. 1959 yılında ise Gila Flats’teki araştırma ekibine katılan Osterman, meslektaşı Janey Slater ile yakınlaştı. 1959’un Ağustos ayında gerçek alan ayırıcıya sıkıştığında ise Slater’ın saatini tamir etmekteydi. Kendi atomlarının ayrışmasını izlemekten başka yapacağı bir şey yoktu. Atomlarına ayrışan Osterman’ın bilinci şans eseri varlığını sürdürmeye devam etti. Zaman içerisinde yavaş yavaş kendi bedenini toplamayı başaran Osterman, 22 Kasım günü çıplak, parlak ve mavi tenli biri olarak Slater’ın önünde kendisini yeniden oluşturdu.

Osterman, 1960 yılının Şubat ayından itibaren Washington’daki üst düzey görevliler tarafından Dr. Manhattan olarak adlandırıldı. Aynı yılın Mart ayında Dünya’ya açılan Manhattan, zihniyle bir tüfeği en küçük parçalarına kadar ayırabiliyor ve ellerinden çıkan patlamalarla kocaman bir tankı zırhına rağmen eritebiliyordu.

Dr. Manhattan’ın Yetenekleri

Manhattan, kendi etrafındaki maddeleri ve enerjiyi manipüle etme yeteneğine sahip. Bu yeteneği sayesinde kazadan sonra bilinç olarak hayatta kalmasına rağmen fiziki formunu yeniden oluşturabildi.

Manhattan’ın bir diğer önemli gücü ise benzersiz bir zaman algısına sahip olması. Bu yeteneği ile Manhattan, hayatında gerçekleşen tüm olayları aynı anda algılayabiliyor. Ancak Manhattan olaylara kronolojik olarak yaklaşana kadar bu yeteneği yaşananlara karşı algısını bulanıklaştırmakta. Manhattan zaman algısına rağmen kendisini önbelirlenmenin bir kölesi olarak görmekte. Bunun sebebi ise olayların sırasını ve kendisine olan etkilerini anlayabilmesi ancak olaylara müdahale edememesidir. Ayrıca Manhattan’ın bu yeteneği ışık hızından daha yüksek hızla hareket eden tanecikler olarak tarif edilen takiyonların kullanımı ile engellenebilir.

Manhattan, gerekli koşullar sağlandığında geniş Sovyet bölgelerini yok edebilir. Aynı zamanda Sovvetler Birliği ve Avrupa tarafından Amerika’ya nükleer bir saldırı başlatılacak olsa atılan füzelerin %60’ını etkisiz hale getirebilir.

Manhattan’ın güçlerinin kaynağı ve gerçek kapsamı tam olarak bilinmiyor ancak başka yeteneklere ve güçlere de sahip. İşte onlardan bazıları:

Ölçü değiştirme

Tanrısal güç

Teleportasyon

Madde manipülasyonu ve atomik yapı kontrolü

Kendi kopyalarını oluşturabilme

Beslenmeye ve havaya ihtiyaç duymama

Telekinezi

Nite Owl

Dan Dreiberg nam-ı diğer Nite Owl, Alan Moore ve Dave Gibbons tarafından yaratıldı. Moore ve Gibbons karakteri yaratırken Ted Kord’dan esinlendi. Ayrıca Night Owl’un DC’nin en ünlü karakterlerinden olan Batman ile benzerlikleri de mevcut.

Dreiberg, zengin bir ailede gaddar bir baba ve koruyucu bir anne ile büyüdü. Kendisinden önceki Nite Owl, Hollis Mason’dan oldukça etkilenen Dreiberg, Nite Owl’un kimliğini keşfetti ve ona yardımcısı olmayı teklif etti. Fakat Mason, Dan’ın bu teklifine pek sıcak bakmadı. Babası kalp krizi geçirirken yardım çağırma konusunda tereddüte düşen Dan, babasının ölümüne engel olmamayı seçti. Babasının cenazesinde Hollis Mason kendisine yaklaştı ve onu çırak olarak yanına aldı. Bir zaman sonra Mason emekli olduğunda Dreiberg yeni Nite Owl oldu. Nite Owl olarak suçlularla savaşırken Rorschach ile tanışan Dreiberg, kahramanlar topluluğu Crimebusters’ın oluşumunu destekledi. 1977 yılında ise Keene Yasası’nın yürürlüğe girmesinden sonra emekliliğe ayrılan Dreiberg, ornitolojik bir bilim adamı oldu.

Watchmen’e katılmadan önce tanıştığı Rorschach ile birlikte bazı hayat kadını cinayetlerini araştıran Dreiberg, bu süre zarfında Twilight Lady adındaki başka bir kahraman ile yakın ilişki kurdu ve onunla suça karşı beraber savaştı.

Nite Owl’un Yetenekleri

Dreiberg herhangi özel bir güce sahip değil ancak zeka olarak oldukça ileri bir seviyede. Özellikle makine mühendisliği ve techizat geliştirme konusunda oldukça yetenekli. Bununla beraber havacılık ve ornitoloji alanında da ileri derecede eğitime sahip olan Nite Owl, bu özellikleriyle adeta Batman’e göz kırpmakta.

Özel güçleri olmasa da Dreiberg pek çok silaha ve ekipmana sahip. Baykuş temalı duman bombaları, kavrama kancaları ve gece görüş gözlükleri gibi sayısız ekipmana sahip olmanın yanı sıra Archimedes, Archie ve Baykuş Gemisi gibi pek çok taşıtın ve ekipmanın da mucidi olma özelliği taşıyor.

Ozymandias

Ozymandias karakteri, kahraman üstinsanın yapıçözümcü bir yorumu olarak kabul ediliyor. Bu yönü ile Thunderbolt ile oldukça benzerlik gösteren karakter aynı zamanda Doc Savage ve Avenger gibi pulp dönemi kahramanlarıyla da özdeşleştirilmekte.

Zengin bir Alman göçmeninin oğlu olan Adrian Veidt, Amerika’da büyüdü. Akıllı bir çocuk olan Veidt, kendi iç dünyasını herkesten gizlemeyi seçti. Kendisini tam olarak ifade ettiği sırada ise neredeyse okuldan atılıyordu. Bunun sebebi Veidt’in yeni öğrendiği dövüş sanatları ile zorba bir çocuğu devre dışı bırakmasıydı.

Veidt 17 yaşına geldiğinde ailesini kaybetti ve ailesinden kalan tüm mirasın sahibi oldu. Sahip olduğu tüm parayı hayır kurumlarına bağışlayan Veidt, oldukça zor durumdan gelip yükselebileceğini göstermeyi amaçladı. Bu amaçla kendisine Büyük İskender’i ikon olarak seçti ve onun ayak izlerini takip etmeyi bir görev edindi. Mısır’da bulunduğu bir gece içtiği esrardan sonra bazı firavunların halisünasyonlarını gören Veidt, kendisine isim olarak II. Ramasses’in bir takma adı olan Ozymandias’ı seçti. Bu olaydan sonra Veidt’in ülkeyi daha iyi bir yer haline getirmek gibi büyük bir amacı vardı. New York’ta tanıştığı sevgilisi Miranda St. John’un kalitesiz uyuşturucudan ölmesi Adrian’ı Ozymandias adıyla caddelerde suçlularla savaşmaya teşvik etti.

Ozymandias’ın Yetenekleri

Aynı Nite Owl gibi Ozymandias da süper güçlere sahip değil fakat Dünya’nın en zeki insanı olarak bilinmekte. Dikkat konusunda da oldukça hassas olup karargahında bulunan pek çok ekran ile toplumsal olayları yakından gözlemliyor. Oldukça zeki bir iş adamı olan Veidt, neredeyse yoktan kendisine bir imparatorluk kurdu ve yarı Tanrı konumunda bulunan Dr. Manhattan’ı bile manipüle edebiliyordu.

Mermilerinin nereye gideceğini önceden tahmin edip Rorschach ve Dreiberg’i yenen Ozymandias, tahmin yeteneklerinin yanında çeviklik ve akrobasi alanında da oldukça iyi durumda olduğunu gösterdi. Dövüş sanatları konusunda da oldukça iyi bir eğitim alan Veidt, mükemmel reflekslere sahip.

Rorschach

Önceki Watchmen üyeleri gibi Rorschach da Alan Moore ve Dave Gibbons tarafından yaratıldı. Karaktere esin kaynağı olan karakterler ise The Question ve Mr A.

Bir hayat kadınının oğlu olan Walter Kovacs, babasını hiç tanımadı. Büyük bir yoksulluk içinde büyüyen Kovacs, hem annesi hem de annesinin birlikte olduğu adamlar tarafından defalarca fiziksel ve duygusal istismara uğradı. Annesinin birlikte olduğu adamlardan ikisini yaraladıktan sonra annesi Kovacs’ı tamamen gözden çıkardı ve onu bir bakımevine yerleştirdi. Kovacs 16 yaşına kadar burada terzi işçisi olarak çalıştı. Kitty Genovese cinayetinden oldukça etkilenen Kovacs, bazı malzemelerden maske yaptı ve böylece maskeli kahramanlık serüvenine başladı.

Terzi işçisi olarak çalıştığı sıralarda ilginç bir kumaş tespit eden Kovacs, bu kumaşı yaptığı maskesinde kullandı. Kovacs’ın maskesinde kullandığı kumaş arasına hapsolan siyah ve beyaz akışkanlar, sıcaklıktan ve basınçtan etkilenerek hareket edebiliyordu.

İlk başlarda iyi huylu bir kahraman olan Kovacs, genç biz kızın kaçırılma olayından sonra değişti. Birkaç gün araştırdıktan sonra olay mahaline gelen Kovacs, kızın kendisi gelmeden hemen önce öldürüldüğünü ve köpeklere yem edildiğini keşfetti. Bunun üzerine çılgına dönen Kovacs, köpekleri ve küçük kızın katillerini tereddüt etmeden öldürdü. Bu olay onun Kovacs kimliğini terk etmesine ve artık kendisini Rorschach olarak kabul etmesine neden oldu.

Rorschach’ın Yetenekleri

Tıpkı Ozymandias ve Nite Owl gibi süper güçlere sahip olmayan Rorschach, fiziksel olarak oldukça iyi bir kondisyona sahip ve aynı zamanda da başarılı bir akrobat. Tecrübeyle kazandığı boks ve sokak dövüşü yetenekleriyle oldukça iyi bir dövüşçü olan Rorschach, duygusuz ve dayanıklı kişiliğiyle de dikkat çekiyor.

Herhangi bir mücadele esnasında aldığı yaraları görmezden gelerek oldukça iradeli olan Rorschach, taktiksel alanda da stratejik bir zekaya sahip. Ayrıca Rorschach casusluk, gizlilik ve sorgu kabiliyetleriyle iyi bir dedektif olma özelliği taşıyor.

Rorschach, maske dışında kullandığı bir diğer ekipman olan çengel silahı sayesinde yüksek yerlere tırmanabilmektedir.

Silk Spectre II

Laurie Juspeczyk de Moore ve Gibbons’ın ellerinden çıkan bir karakter. Direkt olarak bir ilham kaynağına sahip olmasa da Juspeczyk, bazı özelliklerinden dolayı Nightshade, Black Canary ve Phantom Lady’ye benzetilmekte.

Orjinal Silk Spectre’nin kızı olan Laurie’nin babası da bir başka Watchmen üyesi Comedian. Laurie 16 yaşına kadar annesinin veliahtı olarak büyüdü. 16 yaşındayken annesinin kurallarından bunalan Laurie, erkek arkadaşıyla birlikte San Francisco’ya kaçtı. Bir zaman sonra annesine geri döndü ve Dr. Manhattan ile tanıştığı Crimebusters’a katıldı. Kısa süre içerisinde kaynaşan ikili romantik bir ilişkiye başladı. 1977 yılında Keene Yasası nedeniyle emekli olan Laurie, Dr. Manhattan’ın mutlu ve huzurlu olması için hükümet ile bir anlaşmaya da imza attı.

Laurie’nin yetenekleri ise genelde eğitime dayanmakta. Aldığı akrobasi ve dövüş eğitimleri sayesinde suçlularla savaşan Laurie, atletikliği ve çevikliği ile oldukça dikkat çekmekte.

Comedian

Edward Blake, 1940 yılında Comedian olduğunda en acımasız kahraman olarak biliniyordu. Blake için insanlığın pek bir anlamı yoktu. Sarı ve mor kostümü ile yer altı suç örgütleriyle savaştı ve bir kahraman haline geldi. Birçok kişi onu bir sosyopat olarak kabul ederken o kendisini vatansever olarak görürdü.

Aralarında ilk Silk Spectre’nin de bulunduğu Minute-Men adlı kahraman topluluğuna katılan Blake, topluluğa katıldığı ilk gün Silk Spectre’ye tecavüz etmeye çalıştı ancak Hooded Justice tarafından burnu kırılarak engellendi. Çevresindeki her şeyin bir şakadan ibaret olduğunu düşünen Comedian, tecavüzün bile ciddi bir şey olduğunu düşünmüyordu. Tecavüz girişimi bir şekilde örtbas edildi ve Minute-Men oluşumu devam etti. Her ne kadar grup dahilinde bulunsa da çoğu kişi Comedian’ın varlığından memnun değildi. Bunun sebebi Comedian’ın ekibin savaştığı suçlular kadar acımasız ve gaddar olmasıydı. Sonuçta ekipten atılan Comedian, Amerikan Ordusu’na katıldı.

Blake, II. Dünya Savaşı sırasında Pasifik’te savaştı. 1960lı yıllarda gizli olarak hükümet görevlisi oldu. Watchmen’e katılmadan önce John ve Robert Kennedy ile iyi arkadaş olan Comedian, başkanı korumak adına Marilyn Monroe suikastine karıştı. Daha sonra Senatör Kennedy, Comedian’ın Viatnam’da gerçekleştirdiği katliamı halka sunmak isteyince Comadian, senatörün suikastine yardım etti.

1985 yılında uçakla yaptığı bir yolculuk sırasında Blake, gizemli bir ada keşfetti. Bu adada bazı bilim insanları ve sanatçılar Ozymandias için çalışıyordu. Blake, bu adadakilerin yeni bir tür yaratmak için çalıştıklarını öğrendi. Plana göre Ozymandias sahte bir uzaylı istilası yaratacak ve bu istilaya karşı tüm dünya bir olacak ve dünya barışı bu şekilde sağlanacaktı.

Karakteri gereği etrafında çok fazla arkadaşı kalmayan Blake, gördüklerini sadece eski bir düşmanı olan Moloch’a anlatabileceğini düşündü. Sarhoş olarak Edgar Jacobi’nin nam-ı diğer Moloch’un evine giren Blake, Moloch’a hayatı boyunca yaşadığı pişmanlıklardan bahsetti. Moloch, Blake’in konuştuğu son insan olmakla kalmadı bir de Blake’i canlı olarak son gören kişi oldu. Ertesi gün Blake evinde televizyon izlerken Ozymandias Blake’in evine girdi ve ona saldırdı. Ozymandias karşısında oldukça hırpalanan Blake yine de dayanmaya çalıştı. Ne yazık ki çabaları yetmedi ve Blake, dairesinin penceresinden aşağı düşerek hayata gözlerini yumdu. Blake’in cenazesine Watchmen’in diğer üyeleri ve gözlerden uzak bir şekilde Moloch katıldı. Blake 61 yaşında hayata gözlerini yumdu ve Watchmen çizgi romanının hikayesine yön verdi.

Comedian’ın Ekipmanları

Blake, ilk yıllarında sarı ve mor tulum giyiyordu. Dünya görüşü daha karanlık hale geldiğinde ise daha taktiksel bir görünüme sahip oldu. Üzerinde tek bir yıldız bulunan omuzluk takan Blake, hem Dünya’ya olan görüşünün değişmesi hem de vatanseverliğine ithafen bu kostümü seçti. Adının Comedian olmasından ötürü sol omzunda bulunan gülen yüz rozetiyle ve taktığı domino maskesiyle kostümünü tamamladı.

Blake kahramanlık kariyerinin çoğunda Colt M1911 silah kullandı. Aynı zamanda Vietnam’da alevli bir silah, Pasifik’te de Thompson taramalı tüfek kullandı. Blake’in gizli cephaneliğinde de bir Mac 10 bulunmaktaydı.

Comedian’ın Rozeti

Comedian’ın kan sıçramış rozeti Watchmen için bir ikon haline geldi. Kan içinde kalan gülen surat, Comedian’ın Dünya görüşünü tam olarak yansıtmakta ve politikayı mükkemmel bir şekilde özetlemekteydi. Kişiliğini yansıtma konusunda oldukça başarılı olan bu rozetin üzerindeki kan, Comedian’ın son anlarındaki acısını ve pişmanlıklarını özetler nitelikteydi.

DC Comics, 2017 yılında The Button hikayesiyle Watchmen’i DC Evreni’ne bağladı. Batman ve Flash’ın ortak hikayesi olan The Button’da tekrar karşımıza çıkan rozet, daha sonra devam eden DC’nin Doomsday Clock serisinde Watchmen’i okurlara bir kez daha hatırlattı.