Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
32

Alternatif müziğin yükselen isimlerinden Cihan Mürtezaoğlu ile bir şubat akşamında, Ankara’da konser sonrası bir araya geldik ve Wannart olarak sohbet tadında bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar…

Müziğe eğitim anlamında attığınız ilk adıma; Bilgi Üniversitesi’ne dönersek, o gün şuanda bulunduğunuz yere ya da yaptıklarınıza dair bir plan var mıydı? “Hayal ettiğim bir Cihan vardı ve şuan o hayalimi yaşıyorum.” diyebilir misiniz?

Hayatta işlerin pek planlandığı gibi gitmediği açık. Ben şarkı söylemiyordum mesela. Enstrümanist olma çalışmaları yapıyordum. Daha sonra hayatın getirdikleriyle birlikte şarkılar ortaya çıktı.

Kendi müziğinizi yapma aşamasından önceki zamanda müziğe gitarist olarak başlamışsınız, bunun herhangi bir avantajı olduğunu söyleyebilir misiniz?  Yoksa en baştan direkt şuanki gibi “Kendi müziğimi yapmalıydım.” diye düşündünüz mü hiç?

En başlardan beri kendime dair bir müziği aradığımı söyleyebilirim. Gitarla veya değil bir müziği kovalama duygum kuvvetliydi. Bestecilik açısından da enstrümanistliğin avantajları da vardır dezavantajları da. Üretim hızını arttırıyor ve ifade sınırlarını çiziyor olması avantaj  gibi geliyor. Ama enstrüman yardımı almadan beste yapmak sanırım daha özgür bir his olsa gerek.

İlk albümünüzün adı “Bitsin Bu Delilik” iken ikinci albümde de karşımıza “Deli Zaman” ile çıktınız. Bu “Deli” kelimesinin sizde kavramsal açıdan bir yeri olduğu çıkarımını yapmak doğru mudur? Ve bu isimlere karar aşaması nasıl oldu? 

Ben spontane yaşamaya çalışan biriyim. İsimler konusu da biraz kendiliğinden gelişti. Bir konsept planlamam yok esasında. Dünyanın biraz talihsiz bir zamanında yaşadığımı düşünürüm. Bu zamanlara dair bir çentik atma teşebbüsü bu isimler.

Şarkılarınızla her anlamda iç içesiniz. Sözü, müziği, düzenlemeleri… Peki bunlar arasında içinde olmaktan en mutlu olduğunuz kısım hangisi? 

Bu biraz değişkenlik gösteriyor. Bazen şarkıya inanırım ve ona hizmet etmektir asıl olan. Bazen de müzikal bir motif yönlendirir her şeyi. Düzenleme kısmında sıkılganım aslında. Müziğin akışkan bir şey olduğuna inanırım. Düzenleme sırasında fazla hesap kitap yapınca veya çok fazla düşününce tıkanık bir his kaldığına inanırım.

Şarkılar için bir stüdyo öncesi bir de stüdyoya girdikten sonrası var. Hangi kısım daha meşakkatli sizce? Ve stüdyoya girdikten sonra büyük değişiklikler yaptığınız oluyor mu hiç?

Stüdyoya girmeden önce genel iskelet belli oluyor. Kayıt sırasındaki heyecanlara da açığım tabii. Birçok şey kayıt sırasında çıktı. “Hatırla Mektupları”nın solosu mesela. İki ayrı alan gibi geliyor kayıt ve sahne. Birbirleriyle pek ilgileri yok. Kayıt kısmı işin daha edebi alanı gibi. Sahne ise performans.

İlk albümde şarkılara, önceden internet üzerinden  paylaştığınız kayıtları sevdikleri için uzak duranlar oldu. İkinci albümde de ilk albümü sevdiği için uzak duranlar.. Ve bir de tüm şarkıları her şekilde kucaklayacak kadar çok sevenler. Bu ayrışmayı nasıl yorumluyorsunuz ya da sizin üzerinizde dinleyicinin bu tavrının herhangi bir etkisi oldu mu?

Uzak duranları da anlıyorum yakın duranları da. Bir ayrışma olduğunu zannetmiyorum. Müziğin bütünsel bir şey olduğunu anladığımızda biraz rahatlıyor bu konular. Sözlerimiz kutsal kelam değil neticede. İfadeler, hisler değişiyor.

Kendi konseriniz için ilk kez sahneye çıktığında nasıl hissetmiştiniz?

Çok heyecanlanmıştım. Elim ayağım titriyordu. Varlığını gerçekleştirme deneyimi sırasında tüm gerçeklerle yüzleşiyorsun. Çok sancılı bir durum aslında. Ego çatışmaların ortaya çıkıyor. Kendin hakkında öğrendiğin gerçekler her zaman hoş olmayabiliyor. 🙂

Klip çekimleri nasıl işliyor? Şimdiye kadar yayınlananları düşünürsek klip çekmek mi daha zor şarkı yaratmak mı? 🙂

Klip çok masraflı ve yorucu bir iş. Benim alanım olmadığı için sıkılıyorum kliplerde. Kliplerin sanatsal bir üretim haline gelmesini istiyorum öyle olmadığında çok sıkılıyorum. Genelde tanıtım amaçlı bir muamele görüyor klipler. Piyasa koşulları vs. nedeniyle. Şarkı üretmeye daha yakınım. 🙂

Biraz da şarkıların edebi yanına gelelim. Edebi olarak şarkılarınızda size referans olabilen birileri var mı ya da ortak noktalar bulabildiğiniz birileri? Nasıl işliyor şarkı yazma süreci sizin için?

Aslında şarkılar kendini yazıyor gibi hissederim. Bir kaşıntı olarak düşerler içime. Sonra kurcaladıkça ortaya çıkarlar. Genellikle bir form veya melodi şeklinde ortaya çıkıyorlar. Sonra öyküsünü arıyorum şarkının. Metinler kurcalıyorum, kelimeler aratıyorum. Aklıma bazı heceler düşüyor. Sonra bunları birleştiriyorum.

Kendi solo müzik dünyanızdan önce “Künt” ve “Sen Yağmur Dök” gibi oluşumlarda bulundunuz. Tekil devam etmek ve grupla bir şeyler yapmak arasında gözle görülür farklar olduğunu söyleyebilir miyiz ve sizi tekrar bir arada görebilecek miyiz?

Kendi yolunu çiziyor insan. Benimki de bu şekilde oldu. Geçmişe saplanarak yaşamayı pek sevmiyorum. Bir şeylere ara verildiyse veya uzaklaşıldıysa o koşulları oluşturan sebepler güçlüdür diye düşünürüm.

“Üçüncü Yeniler” diye adlandırılan müzisyenler arasındasınız. Nedir bu üçüncü yeniler, neler çağrıştırıyor size?

Bu kavramı bir mecaz olarak değerlendiriyorum. İkinci yeni şiiri ortaya çıkarkenki koşullar şu anda müzik alanında olanlarla benzerlik gösteriyor. Alternatif bir anlatım arayışı var sözlü müzikte. Bu kavram bunları sembolize ediyor diye düşünüyorum.

Yeri geldiği zaman kendinize mutlaka hatırlattığınız bir an, bir durum var mı? Gerektiğinde bir koruma mekanizması oluşturabilen herhangi bir şey ya da hayata dair bir motivasyon yöntemi?

O konularda beceriksizim. Metodik biri de değilim. Kendime notlar almam. Gelişine yaşıyorum. Ama koruma mekanizmalarım var elbette. Mesafeli biriyimdir. Bu özelliği de çok doğru bulurum. Ama gittikçe zayıflıyor bu koruma alanları. Bundan hoşnutsuzum. 🙂

Son olarak, 8 Şubat’ta “Hangi Yol” adlı bir single çıkardınız. Bu yeni bir albümün habercisi diyebilir miyiz?

Bir süre tekli yayınlamayı düşünüyorum. Albüm daha çok bir konsept çalışması. Şarkılar var ama albüm haline getireceğim bir konseptim yok. Zamanla oluşur diye umuyorum.

Sizin için bir de tadımlık bir liste bırakıyoruz. Keyifli dinlemeler!

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
32

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here