“Hayatı boyunca bu sahne gözünün önüne geldikçe, genç adam elleriyle yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü, terbiyeli kişilerde (tanrım!), hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini gördükçe derinden sarsıldı.” 

Rus yazar Nikolay Gogol’un en ünlü eserlerinden biri olan ve Rus edebiyatında bir dönüm noktası olarak kabul edilen “Palto” hakkında Dostoyevski, “Hepimiz Gogol’un Paltosu’ndan çıktık” demişti. Peki ya neden?

Yazarın eserlerindeki karakterleri inceleyecek olursak, Çiçikov haricinde ortaya kendi halinde yaşayan ve mutluluğu çok uzaklarda bulunmayan tiplemeler çıkıyor. Palto’da da aslında her gün çevremizde bulunan, hayattan çok bir şey beklemeyen bir karakterle karşı karşıya kalıyoruz.Akakiy Akakiyeviç, sabahtan akşama kadar büroda dişini tırnağına takarak çalışan bir devlet memurudur. Çalıştığı yerde sessiz ve silik duruşuyla iş arkadaşları tarafından alay konusu haline getirilen Akakiyeviç’in tek isteği biriktirdiği parasıyla Rusya’nın soğuğu için bir palto almaktır. Aynı zamanda aldığı paltonun saygınlığını arttıracağına, daha güçlü hissedeceğine ve önemli biri haline geleceğine inanır. Tasarruf için mum yakmayıp karanlıkta oturacak kadar günlük harcamalarından kısar ve istediği paltoyu alır. Artık mutludur. Fakat bu mutluluğu kısa sürer ve paltosu çalınır. Yaşadığı üzüntüyle paltosunun bulunması için karakola, emniyete ve hatta meşhur bir siyasetçiye giden Akakiyeviç, gittiği her yerde duyduğu aşağılamalardan sonra kalbi kırık bir şekilde ölür.

Fakat söylenenlere göre, Akakiyeviç’in paltosu onun ölümünden sonra uzun boylu kalıplı bir bedene bürünür ve gördüğü her bürokrat ve zenginin paltosunu çalmaya çalışır. Artık tüm kent bunu konuşacaktır…Gogol bu eseriyle, sınıflar arasında yaşanan zorbalıkların ve oluşan tabakalaşmanın insanlar üzerindeki etkilerinin üzerinde duruyor. Eserin en can alıcı durumu ise, sıradan emekçilerin alay edilme gibi olası sorunlarını tasvir ederken, aynı zamanda bürokrasiyle alay etmesidir.

Ezilmeye ve zulme tepkisiz bir şekilde boyun eğen insanların yaşama karşı olan hayal kırıklığı, Gogol’dan itibaren Rus edebiyatına hakim olmaya başladı. Bu şekilde yaratılan karakterlerin sessiz çığlıkları, yansıttıkları durum ve ulaşabilecekleri potansiyel dahilinde sosyalist gerçekçiliğe doğru ilerler. Şüphesiz Gogol’dan sonra da bürokratların ve önemli adamların karşısında sessiz kalmak zorunda hissedenler ağzını açmayacaktır. Fakat artık paltosunu çaldıran adamın bürokrasiyi susturmak zorunda olduğu hikayeler de anlatılmaya başlanacaktır. Tüm acılar, artık onu yaşayanların birlikteliğindedir.

Gogol’un bu eseri döneminin önemli isimlerinden birçok büyük övgü aldı. Ama Gogol’un Çar’la arası hiçbir zaman iyi değildi; eserdeki devlet ve bürokrasi eleştirisi de üstünde tuz biber oldu ve dönemin Rusya’sı tarafından çok sayıda eleştiri aldı.

“Şunu da belirtelim, kendileri yalnızca kısa bir süre önce mühim adam olmuştu ve daha önceleri mühim bir adam değildi. Aslında kendisinden daha “mühim” olan diğer adamlarla karşılaştırılınca, bu adamın konumu hâlâ, pek de “mühim” olarak değerlendirilemezdi. Gelgelelim, bu gibi “aslında mühim olmayan adamların” çevresinde, onların mühim adam olarak görülmesini sağlayan insanlar da her daim var olmuştur.”

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here