Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
Mısır, tarihsel sürecinde yüzyılları aşıp günümüze ulaşan sanat eserleri üretmiş sayılı kültürlerden biridir. Heykeli kaideden koparıp, yeni ve farklı bir form dili oluşturmuş zengin ve üretici bir kültürden bahsedebiliyoruz. Süreç içinde bütün gelişmelerine dahil olabildiğimiz incelikli bir bölge.

Mısır Heykel Sanatının son krallık dönemlerine göz atarak incelememize devam edelim.

Yeni Krallık sanatı, başlangıçta Orta Krallık sanatına bağlanır. 18. Sülale firavunlarından Hačepsut’un heykelleri, I. Sesostrisyada III. Amenemhet’in heykellerine benzer. Yani, Yeni Krallık’ın da Orta Krallık çağının ögelerini benimsediğini görüyoruz. Eski Krallık’ın, heykelin arkasına koymak gereğini duyduğu blok, Hačepsut’un heykellerinin arkasında yoktur. Ancak figür, sade bir dikdörtgen prizma taht üzerinde oturmaktadır. Heykel uzun olup, hafif modlelidir. Orta İmparatorluk heykellerinin ciddi duruşu, Hačepsut’un bu heykelinde selam vermeye hazır bir yüz ifadesini bize sunar. Bu heykelde, tarihte ilk defa bir erkek figüründe bir kadın tavrı ve kibarlığının izlerini görmekteyiz.

Oturmuş Hatshepsut Heykeli

Orta Krallık’ta karşımıza çıkan yüz ve vücutlarda görülen çökme ve ihtiyarlık belirtileri, bu çağın heykellerinde yoktur. Farklı olarak yüzlerde makyaj vardır. Ve yüzler boyalarla biçimlendirilmiştir. Formlar klasik, kesin bir hat katılığı içindedir. Heykelin yapıldığı taş, cilalanmış ve bakışları canlıdır. Asillerin heykellerinde dış konturlar rahat ve zarif bir şekilde verilmektedir. Yeni Krallık çağında tanrıların krallara nazaran güçlendiğini görüyoruz.

18. Sülale’nin sonuna doğru, Mısır’ın dış dünyayla olan kültürel ve ticari alışverişi artar. Barış politikası başlamış ve bununla birlikte sanatlarında bir yumuşama ve gevşeme olmuştur. Sanat ve kültür hayatı gelişir. Heykeller Mısır’ın hiçbir çağında bu kadar incelik göstermemiştir. Forma zarafet vermek için, ince ve yüzeysel bir işlenişle hatların akıcılığı önem kazanır; bu da rölyef ve heykellerin başlıca özelliğini teşkil eder. Bu ince işlemeyle de Mısır sanatına bir dejenerasyonun girdiğini görüyoruz. Kadınların yanında erkeklerin de ziynet eşyası taktığı, vücutlarda yumuşak ve kuvvetten düşmüş formlar arandığı, zengin bir eşya gösterişinin önem kazandığı gözlemleniyor. Bu kadınca yumuşak ifadeli biçimlendirme ise, Eski Krallık’ın sert blok anlatımıyla tam bir zıtlık gösteriyor.

Amenhotep III’ün Sfenks’i

Aslan biçimindeki heykel, değişen anlayışın belirgin bir örneğidir. Yani artık frontal (cepheden) figür ifadesi çözülmüştür. Aslan, başını vücudunun yönünden, yani profilden ayırmış ve yana döndürmüştür. Böylece sağlam blok anlatımı bozulmuştur. Bu blok anlatımının terki, Mısır sanatına ilk kez, an’lık ifadeyi kazandırmıştır. İçinde bulunulan anlık hareketin değerlenmesi, Mısır sanatında arkaik anlatımın da ortadan kalkmaya başladığını göstermektedir. III. Amenofis’in bu sfenks heykeli, Orta Krallık çağının atlamaya hazır aslanı değil, uyuklayan bir aslandır. Kadın heykellerinde de çehre ifadesi önem kazanmaya başlamış ve yüzün optikten görüntüsü anlatımda ilgi görmüştür. Kadında göğüs düşük, çehreler ise bir maske gibi katıdır. Yüzlerde insanın iç hayatı artık sezilmeye başlanır. Naturalizme doğru bir eğilim belirgindir. Peruka yaygın bir moda olur. Rölyef, gayet ince işlenmiş alçak bir çıkıntı halindedir.

Akhenaten’un Baş Rölyefi
Nefertiti’nin Büstü

Nefertiti’nin heykeli, kum taşından yapılmıştır. Mısır sanatına getirdiği yenilik sayesinde önemli bir yere sahiptir. Fakat heykel, boyama yapılarak canlı bir görünüşe sokulmak istenmiştir. Amarna sanatının özelliklerinden biri de, kral heykellerinde vücudun belden yukarı bölümün Eski ve Orta Krallık’ta görüldüğü gibi çıplak gösterilmesidir.

Tanrı Horus Korunan Kral Nectanebo II (30. Hanedanlık)

Mısır heykelinin sağlam ve anıtsal anlatımı, özellikle 20. yüzyılın başından itibaren Alman, Fransız ve İngiliz sanatçılarını etkilemiş. Bu etki, Okyanusya adaları sanatları ile bir doğa ekspresyonizmine dönüşmüş ve sanatçılar artık tüketilmiş bir zarif-vücut anlatımından zevk almaz olmuşlardı. Bu bakımdan Mısır sanatı, Avrupa sanatının yeni anlatım olanakları bulmasına hizmet etmiştir.

Kaynaklar

TURANİ, Adnan – Dünya Sanat Tarihi

GOMBRICH, E.H. – Sanatın Öyküsü

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here