Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
106

Altın Çocuk… Lakabı gibi yüreği de altından olan sesini ve gitarının sesini her işittiğimizde, fotoğraflarını her gördüğümüzde tüylerimizi diken diken eden, 90’lar Türkiye’sindeki müziğin, özellikle de blues müziğin öncüsü, son derece mütevazi hal ve hareketleriyle, bir an olsun azalmayan hayvan sevgisiyle kendine has bir müzisyendi Yavuz Çetin.

Bu hayatta, nefes alıp verdiği süre boyunca birçok sanatçı ve sanatçı kişilik ile birçok işbirliğine imza attı. Bu hayatta, üzerinde bulunduğumuz bu dünya döndüğü ve dönmeye devam edeceği süre boyunca birbirinden değerli birçok kalbe örnek oldu ve olmaya devam ediyor.

“Sevgi ve özlemle…”

Blue, geçtiğimiz yıl Nisan ayında, yönetmen koltuğunda Sertan Ünver’in oturduğu ve yapımcılığını Suzan Güverte’nin üstlendiği, 90’ların efsane Türk rock grubu: “Blue Blues Band” ve sonsuzluğa uğurlanan iki büyük dahi: Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı’nın hayatlarına ışık tutarak, yayınladıkları belgesel niteliğinde bir filmdir. Belgeselin yapım sürecinde Teoman, Göksel, Erkan Oğur, Aylin Aslım gibi 60’a yakın birçok ünlü müzisyen ile röportajlar yapılmıştır.

“O, okyanusun öbür tarafını bu tarafa getiriyordu, biz de bu tarafını o tarafa.”

Güven Erkin Erkal‘ın 2003 yılında Yavuz Çetin anısına hazırlamış olduğu bu belgeselde sırasıyla Nejat Yavaşoğulları, Batu Mutlugil, Kerim Çaplı, Sinan Çetin, Serdar Öztop, Akın Eldes, Fuat Güner, Mazhar Alanson, Özkan Uğur, Mine Erkaya, Serhat Ersöz ve oğlu Yavuzcan Çetin‘in Yavuz Çetin hakkında konuşmalarına yer verilmiştir.

“İlk” olarak Yavuz Çetin, 1997 yılında çıkarmış olduğu “İlk” isimli albümün kartonet kısmına, teşekkür mektubu tadında yazmış olduğu samimi yazısıyla gözlerimizi dolduruyor. Ardından “Rainbow45 Records” adlı plak şirketi tarafından 2015 yılında plak formatıyla tekrar karşımıza çıkarttıkları “İlk” albümünün plağı içerisinde yer verilmiş Yavuz Çetin ile ilgili birbirinden değerli hatıralarla başbaşa bırakıyoruz.

“Ne kadar teşekkür etsem azdır;
Önce kayıtlarda özveriyle çalan tüm müzisyen arkadaşlarıma… Hakan Özer, Fethi Taner, Ercan Saatçi, Aykut Gürel, Serdar Öztop, Özkan Uğur, Fuat Güner, Mazhar Alanson, Turgut Berkes, Remzi Mete Yavuz, Heyecan Koryürek, Tanju Eksek, Çağlayan Örge, Özlem Zengin, psikiyatristim Özkan Pektaş, Emre Noyan, Engin Noyan, Zafer Şanlı, Gültekin Kaçar, Cenap, Bodrum Beyaz Ev, Batu ve Batuhan Mutlugil, Güneş Devrim Demirci, Ersoy Ada, babam Erdal Çetin, üvey annem Sevim Çetin, Didem’e ayrıca 34 YD 420 Peugeot 504, Levent Sanayi, Akkaya Oto Peugeot Servisi, Arnavutköy Dalyan Balık, Ali Usta Köftecisi, Hayal Kahvesi, Winston sigarasına (140.000 TL olduğu için…)”

YAVUZ ÇETİN
1997


“Babam için ilk önce ‘şen, şakrak, saf ve iyilik dolu bir insandı’ derim. Aile denilen olgu içinde bulunmanın verdiği o sevgi ve şefkati, yaşadığımız o kısa sürede bana hissettirdi, bu çok önemli benim için…
İnsanlar babamı düşünürken neden yukarı baktığımı soruyorlar. Zürafa kadar boyu olduğu için hep havaya bakmak zorunda kalıyordum. En güçlü hatıramı sizle paylaşmayı isterim.
Tost çok severdi, çoğu zaman tost yerken izlerdim onu… Uzun dalgalı ve güçlü simsiyah saçları vardı, ona baktığımda ortamdaki ışık yüzünden siyahın üstünde bembeyaz parıldar, ay ışığına benzetirdim ve büyük elleri ile saçını kulağının arkasına atıp ağzını kocaman açar, tostu bir kaç hamlede bitiriverirdi, neden bilmiyorum ama çok gülerdim.
Esprileri saçma ve kötü komiklerdendi.
Müzisyenlik açısından baktığımızda yarışılması zor bir insandı… Ama espri konusunda onu geçtiğimi hissediyorum.”

YAVUZCAN ÇETİN


“Değeri, ancak gittikten sonra anlaşılsa bile, ‘ki bu bizim ülkemizde hep böyle oluyor’, Yavuz’un anısının yaşatılması için bir çok dostun bir araya gelmesi, çok güzel…
Eminim ki Yavuz’un eşsiz ruhu bunları hissediyordur… İçimdeki müzik aşkını ‘İlk’ alevlendiren bu müthiş müzik adamının ‘arkasından’ bunları yazıyor olmak beni çok üzse de, elimize doğan Yavuzcan Çetin’in bu görevi bana vermesi ayrı bir mutluluk benim için.
Çocukluğumuzdan, son güne kadar, gözümün önünden binlerce hatıra geçerken, Yavuz için iki satır yazıyor olmak benim için onurdur.
2001 yılının Aralık ayında bu albümü her şeyiyle Yavuz Çetin adına Yavuzcan Çetin’e ithaf etmiştik.
Bu albüme yüreğini koymuş herkese Yavuz’un kelimeleriyle teşekkür etmek istiyorum.”

ERCAN SAATÇİ


“YAVUZ Fest’te sahneye çıktığımda…
İnsanların gözlerine baktım…
Uzun, uzun…
Düşünün; Yavuz gideli yıllar oldu.
Onu hiç görmemiş, dinlememiş bir sürü insan onun için oradaydı.
Onu canlı dinlememek ve seyretmemek şanssızlıktı şüphesiz…
Ama ben şanslıydım…
Onu çok dinlemiş ve seyretmiştim…”

TANJU EKSEK


“Yavuz gençliğimin en önemli hatıralarında şekillenmemde derin izler bırakan can dostumdu.
Sessiz, beyefendi ve bazen coşkulu…
Müzik o günlerde içimize işledi sonra da hayat hepimizi bir yerlere sürükledi.
O bugüne kadar çaldığım gitarlarda, ezgilerimde hep yanımda.
Sessizce beni dinliyor sanki…”

GÜLTEKİN KAÇAR


“Yavuz’un Türkiye’de  anlaşılamadığına, yeterince ilgi göremediğine asla inanmıyorum! Onu sahnede gören, dinleyen insanların hayranlığına defalarca şahidim.
Biz -her kim oluyorsak- plaklardan, kasetlerden, CD’lerden sevdiğimiz şarkıları taklit etmeye çalışıyorduk. O ise, taklit etmeye çalıştığımızın ta kendisiydi.
Bunu nasıl yapabildi?
Bilmiyorum…
Elinizdeki plak size bu arkadaş hakkında bir fikir verebilir ama şöyle düşünün: Dinlediğinizi 10 ile çarparsanız Yavuz’un gündelik bir performansı hakkında fikir sahibi olursunuz. Dehşet çalar, dehşet söyler ve izleyiciyi / dinleyiciyi içmeden sarhoş ederdi.
Pek de yakışıklıydı eşşoolueşşek…
Nasıl bu kadar güzel gitar çaldığı epey konuşuluyor ama nasıl bu kadar güzel şarkı söyleyebildiğinden çok fazla bahsedilmiyor.
O da var…
Keşke görebilseydiniz…”

SUNAY ÖZGÜR


“O sıralarda Çağlayan Örge’nin Arnavutköy’deki evinde yaşıyordum. İki odasını (birisi yatak odam) stüdyo haline getirdiğimiz tarihi evde pek çok kayıt yaptım. Bunlardan ikisinin yeri bende çok özeldir. Biri Haluk Levent – Arkadaş, diğeri de Yavuz Çetin – İlk’dir.
Sunay, bir akşam Yavuz’un birkaç şarkılık demosunu dinletmişti bana. Çok beğenmiştim. Bir gün Yavuz’a parçalarını kaydetmek istediğimi söyledim. Önce çekindi; o zamanlar kayıt yapmak oldukça pahalı bir işti ve kendisinden yüklü bir miktar talep edeceğimi sandı herhalde. Yalnızca albüm için anlaşıldığı takdirde firmadan kayıt ücreti talep edeceğimi anlatınca sevindi. Böylece çok keyifli bir kayıt sürecine başlamış olduk.
Yıllar sonra plak olarak yeniden basılan bu albümün bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyum ve kendisini özlemle anıyorum.”

SERDAR ÖZTOP


“As rare it is to find a hidden treasure, I unexpectedly saw Yavuz Cetin playing in Istanbul. Without knowing who he was, nor looking to find it, I was stunned by the live guitar that I heard. It was one of those ‘Who is that?’ moments. I sought him out after the show and found a humble, quiet and graceful man. Solid gold!

(Gizli bir hazineye denk gelircesine, beklenmedik bir şekilde İstanbul’da Yavuz Çetin’i çalarken gördüm. Kim olduğunu bilmeden, çok merak da etmezken, duyduğum canlı gitar sesiyle donakaldım. İnsanın ‘Bu kim yahu?’ dediği anlardan biriydi. Konserden sonra onu aradım ve alçakgönüllü, sessiz ve zarif bir adam buldum. Saf altın!)”

PETER MURPHY


“Yavuz’la tanıştığımızda onaltı yaşındaydı. Kadıköy postanesinin ön duvarında plak satan Olcay’a yardım ediyordu (onu herkes bilir). O gün onu bekledim, plakları toplayıp depoya koydu, sonra birlikte hareket ettik… Yaşıtları gibi değildi, dinlemediği bir şey yoktu sanki… Tutkusu, heyecanı, saflığı… O gün arkadaş olduk ve hiç ayrılmadık. Birlikte çalmaya, söylemeye, şarkılar yazıp kaydetmeye başladık…
Yıllar geçtikçe onun müzik ihtiyaçları dallanıp budaklandı ama arkadaşlığımız ve müzik paylaşımımız hep sürdü. Birbirimizin dert ortağı, sırdaşı olduk. Yüzlerce komik, üzücü, acayip anı biriktirdik. Birini seçip buraya yazmam mümkün değil. Yavuz’un müzisyenliğinden, gitar dehasından, şarkılarından bahsetmeme de gerek yok. Ama onu tanımayanlara şöyle diyebilirim, dünya iyisi bir insandı, vicdanlıydı, evcimendi, çok komikti, paylaşımcı ve eliaçıktı, yardım severdi, şakacıydı…
Biraz bencilce söyleyeyim… Onun gibi bir kahramanın olmaması, tüm zamanlarda müzik çalan vedinleyen herkes için kayıptır muhakkak ama ben ve dostlar için bir Yavuz Çetin daha bulup bize veremezsiniz ki…”

HAKAN ÖZER


“Her neredeysen, eminim şimdi yeteneğinle, yumuşacık sesin ve müthiş gitar tekniğinle oraları aydınlatmaktasın.
Şimdi senin şarkılarını söyleyen, çaldığın gitarları dinleyen ve feyz alan bir gençlik var.
Müzikte paylaşacak daha çok şeyimiz vardı, ah be Yavuz erken bıraktın bizi…
Bize de her fırsatta seni anmak seni yaşatmak kaldı.
Ruhun şad olsun.”

FUAT GÜNER


“Myndos’taydık.
Sabahlamışız.
Öğlen güneşi bizi tehdit ederken kumlarda uyuklamaya çalışıyorduk.
‘Balık çorbası olsa şimdi güzel olurdu’ dedi.
O zaman anladım onu güneş çarptığını.
Uyuklamaya devam ettim…”

FETHİ TANER


“Bazı müzisyenler vardır başka diyarların müziklerini sanki o diyarları yaşamış, sindirmiş gibi, işin özünü kokusunu taa buralardan içselleştirerek, halbuki hiç de o diyarları görmeden, yaşamadan özümser…
Yavuz bu ender kabiliyetlerden biriydi. Gitaristliği cümlelerindeki ince ve doğal ayarlar, tonu, hep olması gereken, beynelmilel tutarlılıkta, öyle özenerek değil içinden geldiği gibi…
Üstüne bestelerindeki o net ara çizgi ve blues çalımını bizlere ders niteliğinde sunumu ile ‘İlk’ albümü yıllar geçse de tazeliğini koruyacak koleksiyonluk bir yapıt olacak…”

SITKI SIRTANADOLU


“Yavuz’cum,
O ne duygu, o ne zarafettir, ruhundan parmaklarına akan…
Nerede duysam, bilirim sensindir…”

NAZ GÜLESİN


“Okulda Anadal çalgı seçimi sınavı esnasında yapılan odanın önünde sıralarımızın gelmesini beklerken tanıştım ilk olarak Yavuz’la, birbirimize hazırladığımız parçaları çalmıştık. Ardından dinlediğimiz müzik türlerine dair muhabbetimiz, ileride sıkı bir dostluğa dönüşecek günlerin hem habercisi hem de bir nevi girizgahı olmuştu.
Bir blues gitaristinin bilmesi gerektiği olmazsa olmaz parçalardan oluşan bir seçkiyi oracıkta birebir çalabilen bu genç adam, zaten özgün duruş ve tavırlarıyla sahip olduğu o ışığı bir anda misli katına çıkarıvermişti. Büyük bir hayranlık ve şaşkınlık içinde izlediğimi çok net hatırlıyorum.
O sıralar biraz ritim gitar bilgisi olan bir basçı adayı iken beni elektro gitar çalmaya yüreklendiren iki çok değerli müzisyenden biri olmuştur Yavuz.
‘Sal dileğini evrene, o halleder…’ yasası o yıllarda henüz ülkemize daha adımını atmamışken, onun takdirini kazanan bir gitarist olmayı ve de onunla sahne paylaşabilmeyi canlı yayın yaparcasına tüm hücrelerimle dinler olmuştum.
Yavuz, ülkemize bahşedilmiş evrensel bir sanatçının taşıyabileceği tüm değer ve niteliklere sahip nadide müzisyenlerden biriydi. Yeri kolay kolay doldurulamayacak. Böylesine güzel bir insanın yakınında bulunabildiğim için kendimi hep ayrıcalıklı addetmekteyim.
Onunla geçen eşsiz zamanların keyfi ise hala hafızamda tüm tazeliğiyle sürmekte.
Daima kalbimdesin, tekrar görüşeceğiz sevgili Yavuz.”

GÜNEŞ DEVRİN DEMİRCİ


“Sanıyorum sene 1989…
Yavuz’la ikimiz iş bakıyoruz, bir yerlerde şarkı söyleyelim diye… Fakat üstümüz başımız o kadar hırpani geliyor ki insanlara, daha ilk dakikada kapı dışarı ediliyoruz. Sonunda biri bize, ‘Tamam ne yapıyorsunuz hadi gösterin’ diyor ve Yavuz’cuğum piyanonun başına oturup ‘Endless Love’ çalmaya başlıyor, biz onu bir söylüyoruz adamcağız taş kesiliyor. Sonra galiba bir iki kere çaldık orada. Ama günün özeti şuydu ‘bir gün bizi çok isteyeceksiniz’.
Çok kıymetli, donanımlı, acayip yetenekli Yavuz’cuğumu bu alem kesmedi görünen o ki…
Neyse ki biz ona doğru gidiyoruz.
Işığı vardı onun pırıl pırıl, hatırladıkça pırıldıyoruz…”

DENİZ ARCAK


“Ben Yavuz’u tanıdığımda 17 yaşındaydı.
Bana şöyle dedi;
‘Ben grup kuracağım, otobüsle bütün şehirleri gezip, konserler vereceğiz. Bütün arkadaşlar geliyor, sen de gel istersen…’
Yavuz’la yaşamak çok keyifliydi.
Etrafımız müzikle ve insanlarla doluydu. Herkesi sever, kucaklar, herkes için şarkılar çalıp, söylerdi.
Yavuz Çetin, dünyamızı güzelleştiren eşsiz insanlardan biriydi.
Onu çok özlüyoruz.”

DİDEM BERKES


“Yavuz’um şu anda Ankara’dayım.
Karşımda klavye, davul ve dört gitar var.
Sahneye müzisyenler çıkınca olay Blues’la doruğa yükseldi.
O dört gitaristin arasında sen belirdin birdenbire. Uzun saçların yüzünü kapatmıştı…
Çaldığın solo ile bambaşka duygular içindeyim…
İzzet Öz Productions’da koltukta yanyana oturup albümün için konuştuklarımız geçti gözümün önündn…
Sahnede Blues çalmaya devam ediyorlar…
Güzel insan özleniyorsun… Çok özleniyorsun…”

İZZET ÖZ


“Yavuz, arabesk ve türkü bahçesinde açmış bir blues çiçeğidir. Melek gibi bir insandı, sanırım orda da meleklerle dans ediyordur…”

MAZHAR ALANSON


“Onu en çok askere gitmeden önceki uzun saçlarıyla hatırlıyorum.
Yavuz dosttu, iyiydi…
Varlığı, sesi, gitarı başka bir renkti, hiç kimseye benzemezdi.
Dünyaya büyük bir yetenekle gelmişti…
Yavuz’u en güzel şarkıları anlatır…”

GÖKSEL


“I first heard Yavuz Cetin when I was a senior in high school. The first songs I remembered hearing were Yasamak Istemem and Kole. His guitar tones and the passion in his playing made me want to keep listening. I instantly feel in love with his music and Satilik is an album that I play for everyone who asks me about guitar. Through him I learned a very valuable lesson; music is a universal language. With a sound that was heavily influenced by Jimi Hendrix and many American blues artists, I started learning his songs almost immediately, but it was his ability to include his Turkish influences that, as a musician, forced me to think outside the box. Yavuz Cetin left behind an incredible legacy and continues to inspire all over the world.

(Yavuz Çetin’i ilk lise sondayken duymuştum. İlk dinlediklerim Yaşamak İstemem ve Köleydi. Gitar tonları ve tutku dolu çalışı beni daha fazla dinlemeye yönlendirdi. Müziğine hemen aşık oldum ve ‘Satılık’ bana gitar hakkında soru soran herkese çaldığım bir albüm oldu. Onun vasıtasıyla çok değerli bir ders öğrendim, müziğin evrensel bir dil olduğunu. Jimi Hendrix ve Amerikan blues sanatçılarından aldığı etkilenmeyle, şarkılarını neredeyse hemen öğrenmeye başladım, ama beni bir müzisyen olarak kalıpların dışında düşünmeye zorlayan şey onun Türk etkilerinin de içermekteki becerisi oldu. Yavuz Çetin arkasında olağanüstü bir miras bıraktı ve dünyanın her yerinde müzisyenlere esin vermeye devam ediyor.)”

DEBRAUN THOMAS


“Bir dostum onu dinleyip destek olmamı istemişti.
Çok beğendim ve bir kaç Blues arasında gitarları konuşturduk.
Manevi oğlum oldu, ben de onun manevi babası…
Özenle bir backing seçtik ve Blue Blues Band doğdu.
16 yılda yalnızca 2 kez prova…
16 yılda haftada 5 gece sahne…
Böyle bir birliktelik büyüsü…
Gönüllerde müziğiyle hala yaşıyor ama ben onu çok özlüyorum…”

BATU MUTLUGİL


“Yavuz’un müzisyenliğini konuşmak çok yersiz…
Paraya, pula, güce, şöhrete zerre kadar kıymet vermediğini, tek meselesinin insan olmak, mutlu olmak olduğunu…
Ancak bu coğrafyanın neden buna izin vermediğini konuşmak gerek.
Onu tanımak hatta ilk şarkılarında tanığı olmak heyecan vericiydi.”

AYKUT GÜREL


“Sevgili dostum Yavuz, hiçbir zaman CD gibi dijital kayıt sistemlerine ısınamamıştı.
O, her zaman tam bir ‘analog’ adamıydı.
Müziği pikaptan dinlemeyi tercih ederdi.
Bu vinyl baskı, onun nadir inteklerinden birini gerçekleştirmiş olacak…
Yüzündeki ifadeyi görür gibiyim…”

TARKAN MUMKULE


“Yavuz Çetin dünya standartlarında bir gitaristti…
Türkçe Blues Rock’ı eşsiz bir üslupla çalar ve söylerdi.
Nasıl çalınacağını değil, hangi ruhla çalınacağını göstermiştir.”

ÖZKAN UĞUR


“Sevgili Yavuz’la arkadaşlığımız 1987 senesine denk gelir. Marmara Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümüne girdiği ilk günlerde hemen farklı kişiliği ile dikkat çekmişti. Kısa sürede dost olmuştuk. Bu dostluğumuz kısa sürede Labirent grubunda bir arada olmamıza sebep oldu. Gültekin Kaçar, ben ve Yavuz’un Yıldız Üniversitesi müzik yarışmasına katıldığımız 1988 senesinde aldığımız ödüller bizi cesaretlendirdi. Sonra o yaz, Bodrum Ipanema Bar’da sahne aldık ve oldukça ilgi gördük.
1990 yılında Yavuz’la Tanju ve Ali’yi de alıp Grup Pi’yi kurduk, ardından da 1991’de Blue Blues Band’e katıldık…
Beraber müzik yaparken aynı zamanda öğrendiğimiz çok güzel günlerdi. Çok yetenekli, çok güzel kalbi olan dostumla vefatına kadar da hep görüştük.
Yavuz’un en büyük özelliği yenilikçi, araştırmacı, üretken kişiliğiydi. Bu özellikler onu hala bu zamanda bile ölümsüz kılan bir durumdur. Müziği sözleri ile hayata karşı sergilediği bu durum şimdiki genç kardeşlerim tarafından da beğenilmesi en büyük sevincimdir.
Yavuz’un mirası Yavuzcan Çetin, babası gibi yetenekli ve bizi gururlandıran bir çok projeye imza atıyor genç müzisyen kardeşlerim… Yavuz Çetin’i ve müziğini yaşatın, yaşattırın, o bizi bir yerlerden dinliyor olacak emin olun.
İyi ki tanımışım ve yaşamılım Yavuz’um seni…
Işıklar içinde ol…”

ZAFER ŞANLI


“Yavuz Çetin, Türkiye’de yetişmiş en yetenekli müzisyen ve şarkı yazarlarından birisiydi.
Blues tandanslı müzikal tavrı, besteleri ve gitaristliğiyle Türk Rock Müziği’ne büyük katkıları oldu. Çok sayıda müzisyenle aynı sahneyi paylaştı, gruplar kurdu, kayıtlar yaptı ve sayısız performans sergiledi. Tam bir müzik emekçisiydi. Yıllar boyunca, elinden bırakmadığı gitarıyla ve sahne tozuyla beslendi.
Büyük hayranlık duyulan, buna karşı mütevazi kişiliği, altın kalbi, üretkenliği ve paylaşmacı yaklaşımıyla da çevresinde çok sevilen bir dosttu.
Ardında 2 albüm bıraktı. Bu albüm Yavuz Çetin’in ‘İlk’ albümüdür. ‘İlk’ albümünün CD & MC olarak ilk yayınlanma tarihi 1997 yılıdır. 2001 yılında trajik bir şekilde aramızdan ayrılmasının ardından 2. versiyon olarak ‘İlk ve Son…’ adıyla yeniden yayınlanmıştır.
Elinizde bulunan bu albüm, aynı albümün 3. versiyonudur ve ilk kez plak olarak yayınlanmaktadır.
Bizler, iki kuzen olarak çok sevdiğimiz ve Türk Rock Müziği’nde bir köşe taşı olduğuna inandığımız bu albümü ilk kez plak formatında yeniden hayata geçirmek için çalışmalara başladığımızda, Yavuz’un yakın dostlarından bu proje için büyük destek gördük.
Öncelikle böylesine harika albüm yarattığı için Yavuz Çetin’e, ardından bize bu projede desteklerini esirgemeyen başta Tanju Eksek, Ercan Saatçi, Yavuzcan Çetin, Naz Gülesin, Levent Mandabaş, Turgut Berkes ve Burç Oktay olmak üzere tüm dostlara teşekkür ederiz.
‘İlk’ albümünü sizlere plak formatında sunmaktan büyük mutluluk duyarız.”

AFŞİN AKIN & SALİH KARAGÖZ
Rainbow45 Records
Ağustos 2015


 

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında, 2. sayısında Yavuz Çetin’e kapak görselinde ve dergi içeriğinde yer veren Aksi Dergi içerisinde yer alan Göksel, Nejat Yavaşoğulları, Taner Öngür, Akın Eldes gibi kıymetli sanatçıların Yavuz Çetin hakkındaki bazı güzel söylemlerinden alıntılar bize o günleri yaşatıyor.

“Ama yaşayan bir şey var burada hala.”

“Yavuz Çetin iyi bir müzisyen, ruhu güzel bir insandı. Gitar çalmadaki ustalığı, üslubu ve geride bıraktığı şarkılar onu rock müziğin unutulmaz isimlerinden biri yaptı. Ancak erken ayrıldı aramızdan. Henüz 31 yaşındayken, 15 Ağustos 2001 yılında gitmeyi tercih etti. Giderken de ölümsüz bir hediye bıraktı bize. Onun sesi ve güzel ruhu hala aramızda. Her şey için çok teşekkürler…”

Aksi Dergi
Sayı 2

Ekim 2017


“Yavuz’la 1996 yılında tanıştık. İlk albümünde Sabır ve Yakışıklı şarkılarındaki gitarları çalmıştı. Onun gitar çalış stili, müziğe olan tutkusu beni çok etkilemişti. Sabır şarkısına yeni bir şeyler eklemek istemişti. Şarkının başında o zamana kadar ülkede hiç denenmemiş olan Talkbox’u kullanmıştı. Tamamen içinden gelmişti. Benim için çok önemliydi, ilk çıkış şarkımın kimliğini aslında Yavuz’un gitar soloları ve kullandığı Talkbox kazandırdı. O çalışmalarla bizim çok derin bir dostluğumuz oldu. Çok sık görüştük, sahnede beraber çaldık. Sonrasında Yavuz ilk albümünü çıkarmak istediğinde albümdeki şarkılardan Onun Şarkısı’na düet yapmamızı istedi. Yavuz’un kendi bestesiydi. Dönüp o şarkıya baktığımda duygusallaşıyorum. En çocuk halimizle, en saf halimizle beraberce kaydettik. Çok iyi kalpli bir insandı. Aslına bakarsanız gerçek bir müzisyenin sahip olması gereken bütün özelliklere sahipti. Aşırı duygusaldı, hassastı, dönem dönem içine kapanırdı. Elbette müzik sektörü hepimizi zaman zaman çok zorluyordu. Hele ki işlerimize yeni başladığımız, kendimizi yeni yeni ifade etmeye çalıştığımız o ilk dönemler kolay değildi. Sanırım o süreçte her şey ona ağır geldi. Yavuz’un ölüm haberini Bodrum’dan İstanbul’a dönerken yolda öğrendim. Bu hayatta hatırladığım en üzücü haberlerden biriydi. Dostuma yardımcı olamamak, onun gibi harika bir müzisyeni, insanı kaybetmiş olmak yıllardır beni, hepimizi çok üzüyor. Keşke mücadele etseydi, hala devam etseydi, bugün müziğe çok fazla şey kazandıracaktı, diye düşünüyorum.”

GÖKSEL


“Orada gitar Yavuz’la nerede, nasıl tanıştık, tam olarak hatırlayamıyorum. Üniversitelerarası Müzik Grupları Yarışması’nda ‘Labirent’ isimli bir grup öne çıkmıştı. Orada gitar çaldığını biliyordum. Daha sonra Bulutsuzluk Özlemi’nin ilk yıllarında dostluğumuz başladı. Star 88’de aynı sahneyi paylaşıyorduk. Şimdi düşününce, Türkiye’deki rock müziğin modern anlamda temellerinin atıldığı dönemmiş o yıllar. Biz Bodrum Mavi’ye dokuz günlük bayram süresince çalmaya gittiğimizde, yaz boyu Bodrum’da kalan ve müzik yapan Yavuz’la yakınlığımız daha da ilerlemişti. Sanırım 1990 yılıydı. ‘Uçtu Uçtu’ albümümüzün çıktığı ilk günler… Bodrum’da Raşit’in kahvesinde ‘Uçtu Uçtu’ albümü üzerine sohbet etmiştik. Özellikle ‘B’ yüzünü çok beğendiğini söylemişti. B yüzü daha çok politik şarkılardan oluşuyordu. Bunu ilginç bulmuştum. O zamanlar her akşam grubuyla çaldığı ‘Ipenama’ adlı bara gündüz vakti giderek gitar çalmıştık. Bir önceki buluşmamızın arasından çok vakit geçmemesine rağmen ondaki ilerlemeyi, o gün hayranlıkla izlemiştim. Beyoğlu Parmakkapı’daki Hayal Kahvesi ve Jazz Stop’ın olduğu sokakta çok sık bir araya gelirdik. Grubu ‘Blue Blues Band’ ile Engin Yörükoğlu’nun unutulmaz barı Jazz Stop’da çıkıyordu, kendi performansları bittikten sonra, çoğu zaman Jazz Stop’ın karşısındaki Hayal Kahvesine uğruyor, zaman zaman bizimle aynı sahneyi paylaşıyordu. Kendisi albüm yapmaya karar verdikten sonra şarkı yazmak, Türkçe söz yazmak, yorumun ve müziğinin nasıl olması gerektiği gibi konularda yaptığımız muhabbetlerle ilişkimiz daha da ilerlemişti. Gümüşlük’te sabaha kadar bu konuları konuşmamızı ve gitarın bazen onda bazen bende olduğu, gecenin sonunda, günün ilk ışıklarında sahilde yaptığımız yürüyüşü hiç unutmuyor. Geleceğe umutla bakan bir halimiz vardı sanırım. Biz bunları yaparken evde annesiyle uyuyan Yavuz Can 3 yaşındaydı o zamanlar. Bizim ‘yol’ albümünde vokaller olmasını istediğimde hiç düşünmeden stüdyoya girmişti. Kenan Vural’la beraber yer almıştı albümde. Geçenlerde epey bir süredir dinlemediğim ‘Yol’ albümünü tekrar dinledim, çok güzel geldi. ‘Neler yapmışız be’ dedim. Yavuz sesinin izini bırakmıştı bizim için. Kendi açımdan baktığımda hayatına son vermesi için bir neden olmaması gerekiyordu diye düşündüm hep. Küçük bir oğlu vardı ve yeni albümü çıkıyordu. Üstelik yapacak daha. Bunların onu hayata bağlaması gerekirdi, diyorum da olmuyor işte. Çok erken öldü. Bugün bir efsane olarak hayatımızdaki yerini koruyor. Bu hep böyle ve müziğe gönül vermiş geniş kitleler arasında yaşamaya hep devam edecek. Bu evrende gelip geçerken neler yaşıyor insan! Ne tuhaf şey bu hayat…”

NEJAT YAVAŞOĞULLARI


“Yavuz, huzurlu ve kibar gülümsemesiyle, yaptığı işi ciddiye alışıyla, müziğini dinlemesen bile bir asaleti ifade ediyordu. Onu sahnede dinlediğinde, uluslararası bir kaliteyi görmemek mümkün değildi. Yani bu ülkeye fazla biriydi. Uluslararası kalite darken, gitar efsanelerinin kalitesinden bahsediyorum; Jeff Beck, Jimmy Page, Jimi Hendrix gibi isimlerin arasında sayılabilecek bir kalite. Biz onu algılayamadık, aramızdaydı diye kendimizden biri gibi kabul ettik, kendimize değer vermediğimiz için onun değerini algılayamadık. Fakat korkunç bir şekilde, aramızdan ayrıldı (aranızda yaşamak istemiyorum dedi). Bilmem bu da tam algılandı mı? Bereket, gitmeden önce bize bir hediye bıraktı, her zaman dinleyip hatırlamamız için; onun o efsane şarkıları… Güzel insana selam olsun.”

TANER ÖNGÜR


“Yavuz’un gitarını ilk kez 90’ların başında (yanılmıyorsam 91 veya 92 yılı olmalı) Bodrum Beyaz Ev’de dışarıdan duydum. Kim bu diye sorduğumda ismini ve daha 19-20 yaşlarında olduğunu söylediler. Çok güzel geliyordu gitarından çıkan notalar, ruhu vadı. İlk dinlediğimde ne düşündüysem, sonra da aynı şeyi düşündüm onun için, hiç değişmedi. Gİtarı burada öğrenmiş gibi çalmıyordu. Halbuki müziğe bağlama çalarak başlamış… Birçok Amerikalıdan daha çok Amerikalı gibiydi gözümde. En geç 2005 yılında ABD’ye gitmeyi planlıyordu, öyle söylemişti. Keşke hayalini gerçekleştirip oraya gidebilseydi. Gitseydi eminim dünya çapında tanınıyor olurdu. Bu ülkede, hak ettiği değer bilinmedi.”

AKIN ELDES


 

Araştırmacı-yazar ve şair Akın Ok‘un 2003 yılında çıkarmış olduğu “Gitarın Asi Çocukları” isimli kitabından Yavuz Çetin’e dair sözler, anılar ve röportajlar.

“Yavuz benim manevi oğlum gibiydi, birçok şeyi beraber yaşadık.”

BATU MUTLUGİL


“Gesundheit, hep böyle derdi bana. Peugeot’sunu çok severdi. İnanılmaz saçma fıkralar anlatırdı. Hepsine gülerdim. Evdeki eski plaklarını durmadan dinletirdi. Melek gibi gitar çalardı. Öyle de söylerdi. Onunla, çaldığımız zaman kendimi rock efsaneleriyle çalıyor gibi hissederdim.
Gesundheit Yavuz Gesundheit.”

Deniz GÜNGÖR


“Yavuz için bir şey söylemek ve yazmak o kadar zor ki…”

TANER ÖNGÜR


“Yavuz Çetin…
Her blues çalışımda, her blues dinleyişimde, her Hendrix duyuşumda, her köprüden geçişimde, kendimi her yabancı hissedişimde, Mustang Sally her bastığımda, seni ilk seyrettiğimde dumur oluşum aklıma geldiğinde, Yavuz Çetin… Sanıyorum, bu hayatım boyunca böyle olacak. Fly on my friend!”

BERTUĞ CEMİL


“Ben, Yavuz’u ilk defa bundan 6-7 sene önce ‘Ajan’ grubu ile Hayal Kahvesi’nde çalarken dinlemiştim. O zamanlar Teoman daha meşhur olmamış, Yavuz’un ‘İlk’ kaseti de daha çıkmamıştı. Dinlediğim zaman ne kadar iyi gitarcı, aman Allahım! Keşke bir şey olsa da çalmaya başlasak demiştim. Sonraki sene kasedi çıktı, çalmaya başladık. Yavuz, ben ve Sunay ‘Yavuz Çetin Band’ adı altında yaklaşık üç dört sene beraber çaldık. O çalmalarımızda her zaman Yavuz çok iyi çalardı. Yavuz sahnede çaldığı zaman o kulüpte olanlar onu çok dikkatli dinlerdi. Seyirciyi gerçekten büyüleyen gitarcılığı vardı. Bunu, çok az gitarcı yapabilir. Gitar çalması, Tanrı’nın ona verdiği yeteneği, onun her şeyiydi. Bazen performans düşüklüğü içinde olduğu zaman, Yavuz’un ağzından bir kelime bile alamazdınız… Ölüm haberini aldığım zaman senelerimizin geçtiği Batu’nun kulübü Mojo’daydık. Sanki, biri orada doğdu ve öldü. Anlatamam ne kadar şok olduğumu, dumura uğradığımı. 15 Ağustos Çarsamba günü Mojo’da beraber çalacaktık. O gece çalarken hep sanki tuvaletten çıkıp gitarını alıp çalacakmış gibi geliyordu. Bu kadar değerli bir müzisyeni ve arkadaşı kaybettiğim için çok üzgünüm. Bu şartlara bazılarımız tahammül ederken, o yapamadı. Onu bu şartlara getirenlere çok ama çok kızgınım. Yazık! Çok yazık! Bu memleketin bu adamlara ihtiyacı vardı. Ama elden bir şey gelmiyor. Gitti gider… Onun kararına saygı duymaktan başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Yavuz, seni çok özleyeceğim! Rahat uyu!”

UTKU ÜNAL


“Hayatımın en kötü haberini aldım.”

AYTEN ÖZER


“Yavuz’u ilk dinlediğimde 12 yaşındaydım, siyah bir Thinline Telecaster’ı vardı. Bir da ‘twinreverb’ amfisi, ayrıca bir sürü de pedalı vardı. En çok dikkatimi çeken ‘crybabywah’ olmuştu. İlk defa yakından elektrikli gitar görmüştüm ve Yavuz’dan çok etkilenmiştim. Onu geceler boyunca Bodrum Beyaz Ev’de dinledim. Bir grup kurmaya ve barlarda çalmaya özenmeme sebep oldu. İyi birer arkadaş olduk. Ailemi de tanır, evimize gelip giderdi. En son MFÖ ile Ankara’ya geldiğinde konserden sonra Manhattan Bar’a gelmişti. Bir anda kendimizi sahnede bulduk. Beraber çaldıktan sonra çıkıp sabaha kadar birlikte takılıp muhabbet ettik. Çok neşeliydi, hayat doluydu. Sonra ne oldu bilmem. Ben onu hep o günkü gibi hatırlamak isterim. Müzisyenliği bir kenara, dünyanın en naif insanlarından biriydi. İçinde kötülük barındırmayan, hırs nedir bilmeyen birisiydi. Özlüyorum onu. Keşke daha çok birlikte vakit geçirebilseydik…”

BORA ÇELİKER


“Yavuz Çetin, izleyebildiğim ve hem müzisyenliği hem kişiliğiyle saygı ve yakınlık duyabildiğim nadir müzisyenlerden biridir. İntihar etmesi hazin bir durum…”

GÜZİDE GÜRBÜZ


“Yavuz’um…
Seni çok sevmişim, benim için çok önemliymişsin ama ne yazık ki yaşarken sana bunu hiç söylemedim. Ölüm haberini aldığım gece, bunu o an aklıma gelen tüm sevdiğim insanlara söyledim ama. Senin çalışını dinlerken yaşadığım o büyülü anların dışında, bana çok önemli bir şey daha verdin. Bundan sonra sevdiğim insanlara sevdiğimi belli etmekten çekinmeyeceğim. Bu dünyada yapamadın, gitmeyi kendin seçtin. Gittiğin yerde blues’un bol olsun dostum. Mojo’da müzik dinlerken, artık eksik olan o çaldığın gitarı hala içimde duyuyorum.”

CENGİZ KÖROĞLU


“Onu sadece Jazzstop’ta yaptığı müziğiyle tanıma şansım oldu. Kurabildiğim tek iletişim şekli buydu. Zira son derece içine dönük ve çok konuşmayan bir insandı. Kendini nefis müziğiyle anlattı. Hayatta kendine yenik düştü. Başarabilirdi. Buraya kadar getirmişti…”

EBRU ALAÇAM


“Yavuz Çetin ne çocuktu, o ne çocuk.”

ERKİN KORAY


Yavuz Çetin için neler düşünüyorsun?

“Hayattayken kimse kıymetini bilmedi! Yavuz’un yaptığı hareket hepimize o kadar ağır bir küfürdür ki, o bunun hesabını sorarak gitti. O hesabı veremeyenler cezasını çekecektir. Yavuz dünyada bir ‘Eric Clapton’ neyse, o da onun değerinde biriydi.”

ASIM CAN GÜNDÜZ


Yavuz Çetin senin için nasıl bir insandı?

“Benim müzikal yaşamımda tanıdığım en iyi müzisyenlerden biriydi. Pırlanta gibi bir ruh, gitar çalışı ve vokalindeki o mükemmel akış, beni her zaman etkilemiştir.”

Beraberliğiniz oldu mu?

“Zaman zaman gelişigüzel ortak sahne performanslarında beraber çaldık. Bazen o benim çalıştığım kulübe gelir, bazen de ben giderdim onun çalıştığı yerlere. Çok fazla özel ilişkimiz olmadı. Az da olsa yaşadığımız, paylaştığımız güzel anılarımız oldu.”

Yavuz, müzik dünyası için bir kayıp mı?

“Çok büyük bir kayıp! Özellikle, ülkemiz için daha da büyük bir kayıptır… Dünya çapında bir müzisyendi. Maalesef, buradaki müzik dünyası onun kıymetini bilemedi. O İstanbul’a aşıktı. ‘İlk’ isimli albümünde bunun izlerini sık sık duyumsarsınız. Hele, Bodrum’a olan hayranlığı ise bir başkaydı. Yaşadığı acı deneyler hayallerini yıktı. Yaşamı için verdiği onurlu kararına da saygı duyuyorum. Yavuz, göründüğünden çok daha fazla derin izler bırakmıştır. Biz bunun ne demek olduğunu bilen insanlarız. O özellikle gençlerin ciddi de bir idolüydü…”

SERKAN CİVELEK


“1991-1992 yazında Yavuz Çetin’le tanıştım.”

Tanışman nasıl olmuştu?

“Birkaç kez onun çaldığı bara gittim ve onunla çaldım. Biz (Teoman, Sunay Özgür, Gürkan Gökkaya, Murat Net) ayrılınca Murat Pazarcu devam etti. Halikarnas’ta çalıyorduk. Yavuz’da Zafer, Hacımurat, Gültekin olmak üzere ‘Panema’ isimli barda çalıyordu. Daha sonra ‘Beyaz Ev’ isimli yerde Tanju, Yavuz’la beraber sahne alıyordu. Biz de Teoman’la birlikte sahne aldık. Yaklaşık üç dört yıl Bodrum’da çaldık. Yavuz da bu yıllar içinde orada çalıyordu. Büyük bir kitlesi vardı. İnsanlar onu dinlemek için gelirlerdi. Nisandan, kasım ayına kadar bu çalışması sürerdi.”

SERDAR ÖZTOP


Yavuz’la tanışman ne zaman başladı?

“1992 yılında, Bodrum’da tanıştık. Benim kız arkadaşımla onun eşi arkadaştı. Didem’le öyle tanıştım. O zamanlar Yavuz iki yıllık sıkı bir gitaristti. Uzun süre beraber olduk. Sık sık birbirimize gidip gelirdik. Sohbetlerimizin her noktası müzik üzerineydi. Konuşmalarımız bitmek bilmez, ama her şey müziğe bağlanırdı. Bir aile gibi hep bir aradaydık.”

Bunun dışında Yavuz’un neleri vardı…

“O müzikle ilgili bir eksen içinde, dünyasını ve kafasını onun üzerine kurmuş, onunla yaşıyordu. Son zamanlarda bir motosiklet merakı eklenince, onunla da keyif almaya başlamıştı.”

Esprileriniz oluyor muydu?

“Evet, yapılan esprileri kaçırmazdı. Hep gülerdi. Ben Yavuz’la olan sohbetlerime özen gösterdim. İnsanlar bu özeni çok göstermedi. Çünkü, Yavuz’la konuşurken onun her şeyine dikkat etmek gerekirdi. Yavuz, samimi, duygusal, sağlam bir insandı. Onu anlamak için onun gözlerinin içine bakmak yeterliydi. Onunla neyi paylaşıp, neyi paylaşamayacağınızı anlatırdı.”

Ya Yavuz’la çalmak nasıl bir şeydi?

“Çok zordu. Kimi zaman gitarının volümünü yüksek tutardı. Biz, onunla ritim gitar çalardık. Yavuz, kendi sololarını atardı. Beraber müthiş bir uyumumuz vardı. Biz ona, grup olarak çalarken mükemmel bir özen gösterirdik. Batu, Sezen, Engin, Ben, Batur, her zaman onu rahatlatmak için elimizden geldiğince onun ayarında giderdik. Hep Yavuz’u ön plana ittik, öne çıkması için çaba gösterdik.”

Sahneye çıkma ayarı nasıldı?

“Geç kalsa da, hep beş dakika içinde orada olur, sahnesini alırdı… Yavuz’un müzikten başka bir yaşamı olmadı. Ona göre, yemek bile müzik için yenir gibi bir durum vardı.”

TARKAN MUMKULE


Gitarın Asi Çocuğu’na…

“Yavuz Çetin’in Hayat Notası
15 Ağustos 2001 günü tarihe geçti
İnsanın tarihteki yeri nedir?
Peki ya, yaşamdaki değeri…
Bütün bu soruların ve cevapların
Kilitlendiği, boğazımın sıkıldığı
Yüreğimin küçüldüğü anı soludum
Yavuz tarihin sınıfında mı kaldı?
Yoksa, onun hesabını mı sormuştu?
Beni en çok bunlar ilgilendiriyor
Müzik; onun için, sadece bir heyecan
Ya da bir şöhret tutkusu olmadı.
Böyle olsaydı yaşamına kurşun sıkmadı
Herkes, onun ölüm notasıyla
Şimdi; hayatını yeniden gözden geçiriyor
Onun için üzülenler, gerçek dostları
Ama onun ahla, vahla ananlar ise
İşte o kadar bilmem neler…
Zaman bir kurgu üzerinde
Akıp gidiyor
Bazıları maskelerini takıp
Ortalıkta olmamayı sürdürürken
Bazılarıda onlarla savaşacak
Fakat, müzik dünyası
Onu çok arayacak…
Gitarın Asi Çocuğu olmak,
Herkesin harcı değil!
O yüreğin yaşarken bile
“Satılık” dediği dünya gerçeğini
Birçok afra tafra yapan
Sanatçı pozundakiler diyebilecek mi?
Tarihin aynası akla, karayı ayırırken
Yavuz’un hayat notası
Bütün sokaklarda çalmaya
Devam edecek…
Blues’un hayat akorunda
Onun elleri hep duyacak
Ve arayacağız…
O bize “Cemal Süreya” gibi
Yine, üstü kalsın
Dünya diyerek gidecek
Gitarıyla…”

AKIN OK


Bonus

Perdesiz gitar ve Türk halk müziğinin duayen ismi Erkan Oğur, Blue belgeselinden alınan bu kesitte, Yavuz Çetin’in 1997 tarihli “İlk” isimli albümünde yer alan, beraber yaptıkları eşsiz ritim ve ezgilere sahip olan enstrümantal parça “Dünya” hakkında konuşurken gözyaşlarını tutamıyor.

Kaynaklar

1. Rainbow45 Records
2. OK, Akın (2003). Gitarın Asi Çocukları. İstanbul: Akyüz Yayın Grubu
3. Aksi Dergi (Ekim 2017) Sayı 2
4. Türkiye Rock Tarihi
5. Anatolian Rock  

Desteklerini esirgemeyen, değerli Dilara ORTAÇ‘a teşekkür ederiz.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
106

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here