Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Gioacchino Rossini (1792-1868) bütün Avrupa’ya sesini duyurmuş İtalyan Operasına çok büyük katkılarda bulunmuş bir bestecidir. “Mösyö Kreşendo” takma adı ile anılır. 18.yüzyıl İtalyan operasının devam ettirerek yirmi yıl kadar çalışmış ve ardından değişen çağa ayak uyduramadığını düşününce besteleme yapmaktan vazgeçmiştir. Geri kalan ömrünün son kırk senesinde kiliseler için bir veya iki yapıttan ve birçok kısa parçadan başka hiçbir şey yapmamıştır. Yapmış olduğu bu parçalar, özellikle “İhtiyarlığımın Günahları” adı altında toplanmış olanlar, geçmişte yapmış olduğu diğer eserler kadar ilgi ve dikkat çekicidir.

Gioacchino Rossini, opera sanatından çok büyük başarılara imza atmış olsa da yenilikçi bir yapısının olduğu ve kendinden sonra gelecek genç bestecilere ve müzisyenlere ufuk açtığını söylemek doğru olmaz. Kendisinin en başarılı olduğu alan güldürücü opera, bir diğer adıyla (opera buffa) idi. Kendisi büyük üstatlardan Wolfgang Amadeus Mozart’ı örnek alan bir besteciydi. Bu sayede kendisine “İtalyan Mozart’ı” benzetmesi yapılmaktaydı. Yapmış olduğu en ünlü operası Sevil Berberi ve aynı zamanda kırk’a yakın operasından şu anda çok az bir sayıda temsil yapılmaktadır. Lakin operalarının uvertürleri (operada, orkestranın perde açılmadan önce çaldığı parça, giriş müziği) birçok konserde sık sık çalınmaktadır. Yapıtlarında dramatik ögelerden çok bel canto‘yu (İtalyanca’da güzel şarkı söylemek anlamına gelen yorumlama tekniği) gözeten besteci bu yaklaşımının yanı sıra yapıtlarının genellikle ses gösterişinin yoğun olması, ritm’in son derece kıvrak olması, armoninin, dinleyen kişiyi içine alması ve su gibi akması ve sağlam işçiliği ile büyük övgüleri hak eder.

Rossini, İtalya’da olduğu kadar diğer çevre ülkelerde de büyük ün kazanmış bir besteciydi. Christoph Willibald Gluck‘un kuramlarının etkisiyle egemenlik anlayışından ufak ufak uzaklaşan İtalyan operası, Rossini’nin ve ondan daha önce La Vestale ya da Fernand Cortez gibi tarihi konulu operalarıyla büyük ilgi gören Gasparo Spontini‘nin çalışmalarıyla etkisini yeniden bütün Avrupa sahnelerinde duyurmaya başlamıştı. Rossini’nin, değişen çağa olan yakınmalarından biri castrato‘ların (hadım şarkıcılara verilen ad) erkek sopranoların ve altoların çağının sona ermesiydi. Aslında Rossini’nin castrato sesler için eser yazmak istememesi bilinirdi. Lakin bel canto üslubunu castratoların hazırladığı ve bu tekniği onların aktardığı da bilinen bir gerçekti. Akıllarda şöyle bir soru oluşabilir. Neden bu şarkıcılar hadım ediliyor?. Bu durumu şöyle açıklayabiliriz. 15 ve 16.yy’da kiliselerde çok sesli müzik yapma başlamıştı. O zamanlarda kilise, yetenekli ve sesi güzel olan erkek çocuklarını bünyesine alıp onları asit havuzuna yatırırdı. Böylece bu erkek çocukları cinsel organlarını kaybederler ve vücutları hiçbir şekilde testosteron hormonu üretemezdi. Hal böyle olunca sesleri her zaman çocuk sesi olarak kalırdı. Bu şarkıcılara da castrato adı verildi.

Castrato, Giovanni Carestini
Castrato, Alessandro Moreschi

Bel canto sadece castratoların tarzı değildi. Kadın sopranolar arasında da da castratolar kadar opera dünyasında tanınan önemli kişiler vardı. Ek olarak erkek seslerinin de, tenor, bariton ve basların da kimi zaman castratolar kadar süslü, çevik bir şekilde eser seslendirdikleri de bilinmektedir. Ayrıca bu çağın önde gelen öğretmenleri, başta Nicola Porpora, Antonio Bernacchi, Leonardo Leo idir.

Kaynak: Ahmet Say-Müzik Tarihi, İlhan Mimaroğlu-Müzik Tarihi

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here