Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Vilniaus Getas, Joshua Sobol’ın oyunundan sinemaya uyarlanan, 2005 yapımı bir Alman filmidir. Filmin başrollerini Heino Ferch, Sebastian Hülk ve Erika Marozsán paylaşmaktadır.

Film açılışını, 1942 yılında Nazi askerlerinin Litvanya’nın başkenti Vilniaus’u işgal ettikten sonra, burada yaşayan Yahudilerin 55 binden fazlasını öldürdüğünü, kurtulan 15 bin insanın ise Ghetto denilen azınlık bölgeye yerleştirildiğini söyleyen bir anlatıcının cümleleriyle yapar. Anlatıcı baş karakterlerimizden biri olan Haya’dır. Film boyunca bu sesi ara ara duyarız.

Filmimizin baş karakteri Jacob Gens, yahudi bir polis ve bölgenin asayişinden sorumlu baş kişidir. Nazi subayı Kittel’ın emrindedir. Jacob Gens, Kittel’ın emirlerini uygulamakta gibi görünüyorsa da, gizliden gizliye daha fazla Yahudi öldürülmesin diye mücadele etmektedir. Bu gizli mücadelesinde, bölgedeki tiyatroyu yeniden açtırır. Böylece burada çalışacak sanatçıların hayatını kurtarabilecektir. Sonrasında bir dikiş atölyesi açılmasını sağlar. Buraya öldürülmelerini engellemek için, insanları işçi olarak gönderir.

Bir diğer baş karakterimiz Nazi subayı Kittel’dır. Sanata ilgisi olan, saksafon ve piyano çalıp şarkı söyleyebilen biridir. Sanatın tüm bu dalları, kalbini yumuşatmaya yetmemiş ve acımasızlığını kullanmayı film boyunca sürdürmüş olan bu karakter, tiyatroda şarkı söyleyen ve savaştan önce ünlü bir yıldız olan Haya’ya aşık olur. Haya ise bir Yahudidir ve aşık olacağı son kişi de Kittel’dır. Jacob Gens, Kittel’ın Haya’ya olan ilgisini fark ettiği için, Haya’yı birkaç Yahudi’nin hayatını kurtarmak adına kullanır. Bunu yapmak Haya için zor olsa da, kendisi gibilerin hayatı uğruna yapar.

Filmin en etkileyici sahnelerinden biri, Nazi mantığının ne kadar dayanaksız ve acımasız olduğunu gösteren, iki çocuktan fazlasını öldürme anlayışının anlatıldığı sahnedir. Bu sahnede üç çocuğu olan ailenin bir çocuğu elinden alınır ve öldürülmek için kamyonun arkasına bindirilir. Çünkü Adolf Hitler, onların neslinin devam etmesini istememektedir. İşte bu sahnede tek çocukları olan bir aileye, sırf bir çocuğu daha kurtarmak uğruna Jacob Gens, kurban edilecek çocuklardan birini verir. Jacob Gens’in kurtarıcılık anlayışı tam da bu sahnedeki gibidir. Kimseye belli etmeden, sessiz sedasız, Nazilerden gizleyerek bir nesli yaşatmaya çalışmaktadır. Sahnede, herhangi bir çocuğu kamyonun arkasından çekip alırken diğerlerinin o çocuğun yerinde olmayışı tamamen kaderdir. Belki de buradan çocukların hepsinin eşit olduğu, yalnızca birinin hayatının kurtulmasının tamamen tesadüf olduğuna atıf vardır.

Jacob Gens, korkak bir kahramandır. Karakteri canlandıran Heino Ferch, karakterin içinde bulunduğu ve hissettiği korkuyu ustaca yorumlamış ve bunu seyirciye geçirmeyi de başarmıştır. Jacob Gens karakteri sessiz bir kahramanlığa soyunur. Bu süreçte birçok kişinin infazını gerçekleştirmiş; birçok kişinin de hayatını kurtarmıştır. Bunu taraflara belli etmeden yapmak, onu her iki tarafta da suçlu ilan edecektir. Yüzüne korkak olduğunu söyleseler de, onun tek derdi, bir can daha kurtarmaktır.

Diğer Nazi filmlerinden farklı olarak, daha çok sahnede sergilenen bir oyun havası taşımaktadır film. Bunda senaryonun bir oyundan uyarlanmasının payı vardır. Ayrıca sanatsal boyutu daha fazladır. Çünkü o dönemdeki aktörleri, aktrisleri ve şarkıcıları anlatır bir nevi. Tiyatro sahnesinde geçen sahneler çoğunluktadır. Tiyatro sahnesinde sergilenen oyunlardaki repliklerde de, dönemin Nazi dayatmalarıyla alay edilir. Film, kapanışını tiyatro sahnesinde yaparken “Dünya bir oyun sahnesidir.” sözüne gönderme yapar. Filmde seçilen şarkılar ve müzikler, sahnenin doğasına uygun ve duygusal olmalarıyla, sahnenin seyirciye diyaloglara dökülmeden anlatılmasını güçlendiren kilit parçalardır.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here