Daha çok hüzün, intihar, gurbet ve özlem gibi ağır konulara yer verilen kısa filmlerde çarpıcılık; duyguların yansıtılış biçimi ve beklenmedik bir sonla kazanılmaya çalışılır. Kurgunun derinliği ise verilmiş küçük detaylarla sağlanır. Fakat bunların yanı sıra kısa filmlere dair yapılacak çoğu yorumun dışında kalmayı başaran bir film var: Nefesini Tut. Emin Murat Kılıç‘ın yazıp yönettiği 2018 yapımı bol ödüllü kısa film, “Ağlarsa anam ağlar.” sözünü 10 dakikada anlatmayı başarmış. Üstelik bu film, bununla da sınırlı değil.

Dünyanın en büyük film sitesi IMDB’nin yetkisi ile düzenlenen Independent Shorts Awards‘da en iyi komedi kısa filmi ve en iyi orijinal senaryo ödülünü alırken, yine ABD’de, 3500’den fazla filmin katıldığı Splice Film Festivali’nde en iyi kurmaca film ve seyirci özel ödülünün sahibi oldu.*

ABD’de aldığı ödüllerin yanı sıra Türkiye’de ise Rotary Film Festivali, İKFD 16. Film Kısa Festivali, İstanbul Kısa Film Festivali, İzmir Film Festivali, Marmaris Film Festivali gibi onlarca festivalde de gösterim hakkı elde etti.

Nefesini Tut, dram, komedi ve fantezi türlerini bir arada taşıyan ve çoğu izleyicinin ilgisini kolayca toplayabilecek bir kurguya sahip. Film, bir sabah uyandığında, nefesini tuttuğu zaman gerçekleri duymaya başlayan Güray’ın topluma, eşine ve işine duyduğu güvensizliği konu alıyor.

“Müfredatımız en son sınav sistemine uygun. Aynı zamanda okulumuzda öğrenci bazlı eğitim veriyoruz. İstedikleri yere yerleşebilmeleri için öğrencilerimizi-velileri resmen düdüklüyoruz. Bir de ezberletiyoruz ki her sınavı kolay geçsinler. Yetenekleri falan hiç umurumuzda değil.”

Radyoda duyduğu bu sözlerden sonra kendini terapist koltuğunda bulan Güray ile başlıyor film. Nefesini tuttuğu anda duyduğu o süslü sözlerin arkasında yatan gerçekleri “kafayı sıyırmak” olarak görmesiyle devam ediyor. Topluma, otoriteye ve yakınlarına karşı duymaya başladığı güvensizliği bir yanıltmaca olarak görmek isteyen Güray’ın, bizlere dinletilen reklamların, söylenilen güzel sözlerin aslında hoş gösterilen basit bir kölelik sistemi olduğunu anlaması çok da uzun sürmüyor.

Güray’a yüklenen bu insan dışı özellik aslında en insani özelliğimiz olan paranoyanın kurguya fantezi boyutuyla işlenmiş hali. Her gün 12 saat çalıştığımız işlerden, 4 saat beklediğimiz trafikten, boyumuzu aşan ve ömrümüzün sonuna kadar borcunu ödemek zorunda kaldığımız evlerden arda kalan tek şey. Sürdürdüğümüz kölelik hayatını daha kolay kabul etmemiz için yüzümüze saçılan sahte gülümsemelerin ve sözlerin bir sonucu bu kısa film.

İlk yarısını acı acı gülerek izlerken, ikinci yarısında duygulandıran filmin en çarpıcı noktalarından biri anneliğin yansıtılış biçimi. Eşi tarafından aldatılan, patronu tarafından filmdeki deyimiyle ”düdüklenen” ve yalanlar altında ezilen Güray, kendisini annesinin evinde bulur. Annesinden işittiği güzel sözler ona eşinin, patronunun, iş arkadaşlarının ve televizyonun söylediği güzel sözleri anımsatır. İçindeki derin paranoya duygusuna kapılarak annesinin de diğer herkes ve her şey gibi bir düzmece olduğunu düşünür. Kendini bir odaya kapatır, en acı gerçeği öğrenmek zorunda kaldığı an tereddüt etse de nefesini tutmak zorunda kalır çünkü gerçeklik kavramı çok güvendiği insanlar tarafından çoktan sarsılmıştır. Fakat annesinin ağzından çıkan her söz nefesini tutsa da tutmasa da aynıdır.

“Gürayım sen benim kıymetlimsin. Canım oğlum- sen benim bitanemsin. Güzel oğlum kıyamam sana.”

Evliliğiyle, iş hayatıyla ve otoriteyle baş edemeyen ve sistemden atılmış hisseden Güray, nefesini tutarak kendini soyut bir şekilde soyutlar, ardından annesiyle yaşadığı tartışmada ise kendini odasına kapatarak somut bir şekilde soyutlar. Annesinin sözlerinde yakaladığı gerçeklik kırıntısına sığınarak kendini odasından çıkarır ve karakterin film boyunca ilk defa kendini soyutlamadığını görme imkânı buluruz.

Güray karakterinin içine döndüğü her an hissettiğimiz kuvvetli duygu değişimleri nedeniyle sistemi yeren ve anneliği yücelten bu kısa filme kara komedi demek pek de doğru olmayabilir. Bunun yanı sıra sosyal medyadaki gerçeklik algısını kıran, otoriteye duyulan güveni sarsan ve duygusal ilişkilerin iki yüzlülüğüne değinen kısa film, kurgusu itibariyle kazandığı ödülleri hak ediyor.

*Kaynak: https://www.mynet.com/abd-den-4-odul-alan-turk-kisa-filmi-nefesini-tut-190101172792

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here