Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

George Melies’in ve sinema tarhinin en gözde filmlerinden Aya Yolculuk/A Trip to the Moon, 1902 yılında filme alınmıştır. Filmin sinematografisi ve seçtiği görsellerin yanında, insanoğlunun var olduğundan beri çeşitli anlamlar yükleyerek tanrılaştırdığı aya ulaşmanın hikayesidir. Ancak film sadece bununla mı sınırlıdır ?

Melies, filmi çekerken alanının en iyilerinden olan Jules Verne’in “Dünyadan Aya” ve Herbet George Wells’in “Aydaki İlk İnsanlar” kitabından esinlenmiştir. George Melies; filme sadece yönetmenlik yapmakla kalmayıp filmde senarist, oyuncu, yapımcı, dekor-kostüm tasarımcısı ve görüntü yönetmeni olarak da yer almıştır. Döneminin ünlü bir sihirbazı olan Melies, illüzyonu da beyazperdeye çok iyi yansıtmıştır. Kendinden sonraki, gelecek kuşağın sinemacılarına iyi kurgulanmış bir film bırakmıştır.

Filmin hikayesine ve alt metnine kısaca bakacak olursak Profesör Barbenfouillis -ki Melies’in kendisidir- önderliğinde bilim insanları aya gidebilmek için planlar yaparlar. Büyük tartışmalarla roket tasarlama fikri kabul görür ve roketin yapım aşamasına geçilir. Film boyunca tilt ve pan kullanmayan Melies, işçilerin çalıştığı sahneyi daha da durağanlaştırmıştır. Bu sahnede bulunan bütün işçiler aynı hareketi kendilerini bozmadan tekrarlarlar. Bir sonraki sahnede ise roket tamamlanmıştır. Ancak burada daha dikkat çekici bir arka plan vardır. Yapım yılı itibariyle film, Sanayi Devrimi’nin en gösterişli yıllarına denk gelir. Arka planda gösterilen şehirde evden çok fabrika vardır. Bir önceki sahnede gördüğümüz işçiler de bu sahneyle anlam kazanır. Onlar sistemin istekleri doğrultusunda, bir saniye bile nefes alamayacak işçi sınıfıdır. Yine bir çok sahnede dikkat çeken diğer bir unsur ise çalışan kadınlardır. Ev hayatıyla kısıtlı yaşantının kadınlar için bitmeye başladığı dönemde Melies de bunu unutmaz ve bir çok sahnede çalışan kadınları gösterir bize.

Sinema tarihinin en ünlü karelerinden olan roketin aya varışı bize aslında filmin finali için de büyük bir ipucu vermektedir. Zira mermiden bozma roket ve insan suratına sahip ay orada özellikle seçilmiştir. Roket, aya ulaştığı anda insan suratına girer ve eşzamanlı kanamaya başlar. Bu, aya ginen insanların aslında amacının sadece aya varmak olmadığının ilk sinyalidir.

Ardından ayı keşfetmeye çıkan grup, Ay Kralı’nın askerleriyle karşılaşır. Bu sahnelerde, Melies’in birkaç sihirbazlık yeteneğini de filme soktuğunu görürüz. Filmin final sahnesine geçmeden önce askerler ve bilim insanları arasında yaşanan karmaşanın devamı bize gösterilmez. Ay Kralı’nın öldürülmesinden sonra da grup rokete biner ve Dünya’ya döner. Grup coşkuyla karşılanır. Kalabalığın coşkusu aydan getirilen varlıkları gördüklerinde katlanarak büyür. Ayı ele geçirmek ve kendilerinden daha ilkel görünen varlıkları dans ettirmek onları daha da coşturur. O anda ekrana gelen heykel ise aya gidenlerin içindeki fetih ve ele geçirme dürtüsünün bir sonucudur. Filmin çekildiği dönemle bir bağlantı da kuracak olursak o grup bizzat dönemin sömürgeci devletleridir.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here